HAŞİMATO TİROİDİNDE NASIL BESLENMELİ?

17 Temmuz 2019

Yorgunluk, depresyon, ağırlık kazanımı, kabızlık, kilo alma, soğuğa karşı tahammülsüzlük, yüz şişkinliği, kuru cilt, saç dökülmesi ve ses kısıklığı gibi sorunlar size de tanıdık geldi mi? “Evet, bu saydıklarınız bende var ama sorunun neden kaynaklandığını bilmiyorum” diyorsanız, tirod bezinizi kontrol ettirmenizi öneririm. Yaşadığınız yorgunluk hissi ya da saç dökülmesi, Haşimato tiroidinin göstergesi olabilir.
Haşimato tiroidi, bağışıklık sisteminde yaşanan bozukluk sonucu ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır. Yani vücutta adeta bir savaş halinin hakim olduğu ve vücudun tiroid bezini yabancı doku olarak algılayıp, yok etmek istediği bir sağlık sorunudur. Genellikle bireyler yukarıda saydığım belirtilerden yakınırlar. Hipotiroidizmle karışmasın, çünkü Haşimato hastalığı olan tüm bireylerde hipotiroidizm gelişmez, ancak bu hastalık tipik olarak hipotiroidizmin nedenleri arasında yerini alır.

Diyetle kontrol edilir mi?
Bireyler genellikle; artan bağırsak geçirgenliği ve bağırsak disbiyozisinden şikayetçidir ve bu iki sindirim sistemi rahatsızlığı, Haşimato hastalığının seyrini olumsuz etkiler. Bu yüzden tedavideki asıl amacımız, tiroid yerine, bozulmuş sindirim sistemini onarmaktır. Sindirim sistemini düzeltmenin yolunun, beslenme düzeninizi gözden geçirmek olduğunu düşünürsek, yapacağınız ufak değişikliklerle hastalığın seyrini değiştirmek mümkün görünüyor.

Çalışmalar ne söylüyor?
Gastroenteroloji dergisindeki bir çalışmada, gluten intoleransının büyük ölçüde tüm otoimmün hastalıklarla ilişkili olabileceği ileri sürülüyor. Haşimato hastalığıyla gluten duyarlılığı görülmesi arasında bir ilişki olabileceği de düşünülüyor. Bu yüzden gluten içeren yiyecekler, Haşimato hastalığının nedeni olmasa da, bazı insanlar için otoimmün tepkiye yol açabiliyor.
Eğer gluten içeren besinler hassasiyet yaratıyorsa, buğday, arpa, yulaf, çavdar ve bunları içeren gıdaları hekim veya diyetisyen kontrolünde beslenmenizden çıkarmanız, semptomları kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.

Yazının devamı...

SEVİLEN 5 YAZ MEYVESİ

14 Temmuz 2019

Sıcaklıklar artıkça, ne yazık ki terleme de kaçınılmaz oluyor! Terle birlikte sıvı yanında elektrolit kayıpları da yaşanıyor. Eğer kaybedilen sıvı ve elektrolitler yerine konmazsa; gün içinde halsizlik, yorgunluk ve baş ağrısı gibi sorunlar yaşanabiliyor.
Bu noktada meyve ve sebzeler içerdiği su, vitamin ve minerallerle bu sıcak havada kurtarıcımız niteliğinde... Aslında sadece bu mevsimde değil; yılın her dönemi tüketimi önemli. Meyve ve sebzeler yeterli miktarda tüketildiğinde, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon ve sindirim sistemi hastalıkları başta olmak üzere, birçok kronik hastalık riskinin azalmasına ve yaşlanmanın gecikmesine yardımcı oluyor. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde (American Journal of Clinical Nutrition) yayımlanan bir çalışmaya göre; meyve ve sebzeler, antioksidan içerikleriyle bağışıklık sistemini destekleyerek, vücuttaki inflamasyonu azaltmaya yardımcı oluyor. Bu yüzden bugün size yaz sofralarının vazgeçilmez meyvelerinden olan kiraz, şeftali, kayısı, karpuz ve kavunu anlatmak istedim.

Şeftali
Lif, potasyum ve kolin içeriğiyle şeftali, kalp sağlığını destekler. Aynı zamanda içeriğinde bulunan C vitaminiyle cilt sağlığı için önemli olan kolajen oluşumunda rol alır. Beta karoten, likopen, lutein ve zeaksantin gibi karotenoidlerle doludur. Şeftaliye rengini veren bu karotenoidler bitki pigmenti olup, antioksidan ve antienflamatuar etkilere sahiptirler böylelikle bazı kanser ve göz hastalıklarına karşı vücudu korur.

Kiraz
Kirazda yaz ayları için ihtiyacımız olan potasyum, C ve A vitaminlerinin yanı sıra, K ve bazı B grubu vitaminleri de bulunur. İçerdiği potasyum minerali kan basıncının dengesinin sağlanmasında görevlidir. Vücudumuzdaki sıvı dengesini de koruyan potasyum, bu görevi sodyumun kan basıncını yükselten etkilerini baskılayarak yapar. Ayrıca bol miktarda C vitamini, beta karoten ve antosiyanin adlı antioksidan içeren kirazın, antioksidan kapasitesi yüksektir. Sahip olduğu bu yapı, kanser hücrelerinin büyümesine engel olur.

Kayısı

Yazının devamı...

FONKSİYONEL BESİN NEDİR?

10 Temmuz 2019

Bazı besinler doğal olarak birtakım bileşenler içerir ve fiziksel veya zihinsel sağlığı iyileştirme potansiyeline sahiptirler. Hastalık riskini de azaltırlar. Bilimsel etkileri kanıtlanan bu gıdalar, fonksiyonel olarak tanımlanır. Bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanında kalp-damar hastalıkları, diyabet, alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltıcı etkileri de vardır. Aynı zamanda vücutta oluşan oksidatif stresi azalttığı için çeşitli kanserlere karşı koruyucudur.
Nasıl anlarız?
Fonksiyonel besinler; ilaç, kapsül, besin takviyesi gibi formlarda değildir. Günlük beslenmemizin bir parçası olan meyve ve sebzeleri, tahılları, içecekleri, zenginleştirilmiş ve geliştirilmiş gıdaları kapsar. Bunların yanında takviye edici gıdalar ve fonksiyonel gıda kavramlarının sıkça karıştırıldığının farkındayım. İkisi arasındaki temel farka gelecek olursak, fonksiyonel besinler normal beslenmenin bir parçası olarak tükettiğimiz gıdalar iken, takviye edici gıdalar klasik yiyecek formunun dışında kapsül, toz ve içecek formundadır. Bu yüzden fonksiyonel sağlığı destekleyici etki gösterirler fakat ilaç yerine kullanılmazlar.
Genel olarak meyve ve sebzeler, soya, kepekli tahıllar ve süt dahil olmak üzere birçok besin, vitamin, mineral, diyet posası, yağ asitleri, prebiyotikler ve probiyotikler gibi sağlık açısından potansiyel faydaları olan bileşenler içerirler.
Yararları nelerdir?
Ulusal Gıda Bilgi Konseyi’ne göre;
Beta-Karoten içeriğiyle havuç, kayısı, bal kabağı gibi meyve ve sebzeler hücrelere zarar verebilecek serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Lutein içeriğiyle ıspanak ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler makula dejenerayonu riskini azaltır.

Yazının devamı...

DİYETTEYKEN İÇ SESİNİZ NE DİYOR?

7 Temmuz 2019

Diyet yaparken ya da yediklerinize dikkat ettiğinizde sürekli konuşan bir iç sese mi sahipsiniz? Birçok birey hemen hemen her gün bunu kendine yapıyor. Çünkü birçok kişi diyet yapmayı maalesef hâlâ yasaklı besinlerin olduğu bir listeyi uygulamak olarak düşünüyor. Oysaki her zaman vurguluyorum, diyet yapmak öyle bir şey değil. Sağlıklı beslenme düzeninde dört besin grubuna et, yumurta, kurubaklagil grubu, süt ve süt ürünleri grubu, sebze ve meyvelerle tahıllar gibi her besin grubuna yer var. Sadece ana kilit noktası, porsiyon kontrolünü sağlamakta...
Diyette en çok yasak olarak görülen şeylerden biri de şeker. Oysaki sağlıklı beslenme ve iyi yaşam söz konusu olduğunda o bile yasak değil. Dünya Sağlık Örgütü günlük enerjinin yüzde 10’nu kadar şeker tüketimine izin veriyor. Bütün bu besin gruplarının içinde olduğu bir beslenme düzeniyle sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni mümkün. Peki neden hâlâ kendinize yasaklar koyuyorsunuz?

‘Besin polisi’ nedir?
‘Besin polisi’ dediğimiz şey, diyet yapan bireylerin beyninde sürekli olarak kendisiyle konuştuğu güçlü bir ses. Aslında negatif odaklı bir ses. “Akşam 19.00’dan sonra
yemek yeme!”, “O pastayı yememeliydin!”, “Pizza yedim diyetim bozuldu!”,
“Diyettesin ama çikolata mı yiyeceksin?”...
Bu cümleler okuduğunuzda size de rahatsızlık verdi değil mi?

Yazının devamı...

OSTEOPOROZU ÖNLEMEK İÇİN 5 ÖNERİ

3 Temmuz 2019

Gözenekli kemik hastalığını hiç duydunuz mu? Böyle söyleyince uzak gelen ancak halk dilinde ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporozdan bahsediyorum. Osteoporoz, kemiklerde zayıflamanın ve kırık riskinin artığı önemli bir sağlık sorunudur. Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda, kemikler kolaylıkla kırılabilir hale gelir.
Özellikle 50 yaş üzeri kadın ve erkekler, hayatlarının bir döneminde osteoporoz kaynaklı kırık riski taşıyabiliyor. Osteoporoz, tüm iskelet sistemini etkilemekle beraber, kırıklar genellikle bilek, omurga ve kalça kemiğinde oluşuyor. Önlemek içinse yaşam tarzınızı değiştirmeniz gerekiyor.
2017 yılında osteoporozun önlenmesi ve tedavisi için İngiltere’de yayınlanan klinik rehberde, kemik sağlığını iyileştirmeye yönelik yaşam tarzı önerileri şu şekilde:
1-Fiziksel aktivitenizi artırın
Kemiklerinizi güçlendirmenin ve osteoporozu önlemenin en iyi yollarından biri, düzenli egzersiz yapmaktır. Çünkü egzersiz, kemik kütlesini ve gücünü koruyarak, kemik hücrelerinin ölümünü önler. Haftada 3-4 kez, açık havada güneş ışınlarına maruz kalarak yapacağınız 30-45 dakikalık fiziksel aktivite, hem D vitamini seviyelerinizin artmasına hem de kemik kırığı riskinin azalmasına yardımcı olur.
2-Sigarayı en kısa sürede bırakın
Sigara kullanımı kalsiyumun emilimini ve aktif şekle dönüşmesini azaltır. Kadınlarda östrojen seviyesini düşürerek, kemik mineral yoğunluğunun azalmasına neden olabilir.

Yazının devamı...

YAZ AYLARI İÇİN 5 ÖNEMLİ ÖNERİ

30 Haziran 2019

Yaz aylarında deniz, kum, güneş, tatiller ve artan sosyallikle, beslenme düzeni biraz değişebiliyor. Tatil öncesi kıştan kalan birkaç kilonuzu vermek veya verdiğiniz kiloları korumak istiyorsanız, yaz aylarında beslenmeye önem vermek gerekir. İşte yaz ayları için beş önemli beslenme önerisi...

1. Kırmızı meyveleri ihmal etmeyin
Yaz gelince, sebzeler ve meyveler renklenip, çeşitleniyor. Özellikle yaz meyveleri yüksek su oranına sahip, bu da kaybettiğimiz sıvıyı yerine koymamıza yardımcı oluyor. Gözdeleri de kırmızı ve mor renktekiler... Çilek, yaban mersini, böğürtlen ve ahududu gibi meyveler, kalp ve beyin sağlığı için önemli. Bu meyveler, quarcetinin de içinde olduğu birçok antioksidan bakımından da zengin. Çalışmalar, kırmızı renkteki meyvelerin tüketiminin artırılmasının kalp hastalığı risk faktörlerini azaltabildiğini gösteriyor, ayrıca antioksidan içerikleri sayesinde kansere karşı da koruyucu olabilecekleri biliniyor.

2. Lifli beslenin
Yaz aylarında tatillerle seyahatler artıyor ve dönem dönem bağırsak dengesi bozulabiliyor. Eğer herhangi başka bir sağlık sorunu yoksa, yeterli su içmek, egzersiz yapmak ve lifli beslenmek, sindirim sistemiyle ilgili sorunlarınızı çözmeye yardımcı olabilir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sağlığının yanı sıra, kilo kaybına da yardımcı olur. Genel olarak çiğneme süreleri daha uzun olduğu için alınan enerjinin bir kısmı harcanır. Midede daha uzun süre kaldıkları için de tokluk hissi uzar ve kilo vermeye yardımcı olurlar. Öğünlerde dengeli lif tüketimi, bağırsak, kalp sağlığı, kan şekeri dengesi ve kilo kaybı için çok önemli.

3. Sıvı alımınızı artırın
Özellikle sıcak havalarda sıvı ihtiyacımız bir miktar arttı. Sıvı kaybı, yaz aylarında karşılaştığınız halsizlik, yorgunluk, baş ağrılarının da sebebi olabilir. Yeterli sıvı alımı, hem vücudunuzdaki ödemi atmaya yardımcı olacak hem de kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlayacaktır. Özellikle terleyince oluşan elektrolit kaybını düşündüğümüzde, doğal maden suyu tüketiminin önemini de hatırlatmak isterim.

4. Haftada en az iki kez balık

Yazının devamı...