2. Beyin Bağırsak

21 Kasım 2019

Son zamanların popüler konusu 2.beynimiz bağırsaklarımız. Peki biz bağırsak sağlığımız için neler yapıyoruz?

Vücudumuzda yaşayan bakterilerin çok büyük bir kısmı bağırsaklarımızda yer alıyor ve bizim ağırlığımızın yaklaşık 2 kilosunu bu bakteriler oluşturuyor. Aslında onlar bizim bir parçamız. Bağırsaklarımızda hem yararlı hem de zararlı bakteriler yer almakta. Bunların tamamına "miktobiyota" adı veriliyor.

Gün içinde yediğimiz besinlerden,temas halinde olduğumuz kişilerden, çevreden bu bakterileri düzenli olarak alıp eskileri atıyoruz.

Son dönemde bağırsak sağlığının diyabet, obezite, kanser gibi hastalıkların tedavisinde etkili olabileceği gösterildi.

Yapılan bir çalışmada bağırsaklarında bakteri olmayan farelerin kanser olmadığı görülmüş. Kötü barsak florasının obeziteye neden olabileceği gösterilmiş. Tüm bu nedenlerden dolayı gün içinde bağırsaklarımız için yararlı besinler tüketmeye özen göstermeliyiz.

Bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilere probiyotik bakteriler denilir ve ve bu bakterileri düzenli olarak dışarıdan takviye olarak almamız şart. Kefir,yoğurt gibi besinlerle ya da gıda takviyeleri ile bu bakterileri vücudumuza alabiliriz.

Bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilerin besinlerine ise prebiyotik adı verilir. Hindiba kökü, turşu, boza, sarımsak,soğan,tahıl,arpa,yulaf,kakao,kırmızı meyveler,mor meyveler ise prebiyotik besinler.

İyi bağırsak mikrobiyatası sağlıklı yaşam demek. Bu nedenle gün içinde yeterli miktarda prebiyotik ve probiyotik besinler tüketemiyorsanız takviyeler ile temin etmeye özen gösterin.

Yazının devamı...

Vejetaryenlik ve Minimalizm

25 Nisan 2019

Vejeteryanliğe ilişkin en eski belgeler Avrupa’da M.Ö 6. yy'a kadar dayanmaktadır. Aynı dönemlerde Yunan filozof ve matematikçi Pisagor et tüketimini şiddetin göstergesi olarak nitelendirdiği için vejetaryenliğin temelindeki kişi olarak kabul edilmiştir. Pisagoryan hayat tarzının geliştiği bu dönem sonrasında birçok filozof ve yazarı da etkilemiş ve 19. yy'a kadar Avrupa’nın beslenme şekline de yansımıştır

Budizm ve Hinduizm gibi birçok din ve kültürde vejetaryen beslenme tavsiye edilmektedir.

1847’de İngiltere’de ilk 'Vejetaryen Derneği' kurulmuştur. Dernek günümüzde de 'Vegetarian Society of the United Kingdom' adıyla hala faaliyetlerine devam ediyor.

Herkes vejetaryenliği farklı nedenlerle seçer. Kimi hayvanların acı çekmesine son vermek için, kimi daha sağlıklı bir hayat sürmek için. Bazıları da sera gazı salınımını azaltıp dünyayı daha sürdürülebilir kılmak için.

Oxford Üniversitesi'nde araştırmacı Marco Springmann ise dünyanın ne kadar düzeleceğini öngörmek için bir bilgisayar modeli hazırlamış. 2050'de herkesin vejetaryen olması halinde, gıda bağlantılı sera gazı salınımının yüzde 60 azalacağını ortaya koymuş. Herkesin vegan olması halinde ise bu azalma yüzden 70'e kadar çıkabilir

Vejetaryenliğin sağlık üzerindeki etkisi de karma olacaktır. Springmann'ın bilgisayar modeli, herkes 2050'de vejetaryen olsa, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, inme ve bazı kanserlerde azalma olacağı için ölüm oranlarında da yüzde 6-10 oranında düşüş öngörüyor.

Vejetaryenliğin dünya çapında her yıl 7 milyon, veganlığın ise 8 milyon ölümü engelleyeceği tahmin ediliyor.

Eti daha az miktarda ve daha az sıklıkta yemek yetecektir. Bir araştırmaya göre, sadece Dünya Sağlık Örgütü'nün beslenme tavsiyelerine uymak yoluyla İngiltere'deki sera gazı salınımı yüzde 17 azaltılabilir. Hayvan ürünleri ve işlenmiş atıştırmalıklardan kaçınma halinde bu oran yüzde 40'a kadar çıkabiliyor.

Yazının devamı...

Sağlık İçin Öğün Sayınızı Azaltın

20 Şubat 2019

Evet son dönemlerin popüler konularından birisi de öğün sayısı. 6 öğün mü, 3 öğün mü, 2 öğün mü derken hepinizin kafasında soru işaretleri oluştu. Bundan 10 sene öncesine baktığımızda sık beslenmenin kilo kaybı ve korunması üzerine etkisinin olduğu, tüketilen besinler sonrası ortaya çıkan ısının metabolizmayı hızlandırdığı bu nedenle 3 ana ve 2-3 ara öğün yapımının faydalı olduğu söyleniyordu. Fakat günümüzde bunun değiştiğini sık öğün yapmanın leptin ve insülin direncine sebep olabileceğini ifade ediyor. Peki çalışamalar bununla ilgili ne diyor?

Yapılan çalışmalar öğün sayısının azaltılması ile bir seferde fazla besin alınması sağlanıyor ve bu da gastrik boşalmanın hızlı olmasını yani besinlerin daha iyi sinidirilmesini sağlıyor. Ayrıca aralıklı beslenme glikoz toleransında iyileşmeye, kan basıncında düşüşe, kalp hastalıkları riskini azaltmaya, kanser ve yaşlanmaya bağlı böbrek rahatsızlıklarında iyileşmeye yardımcı olduğu üzerine çalışmalar var.Ayrıca yaşla birlikte metabolizmanın yavaşlaması nedeniyle öğün sayısının azaltılması ilerleyen yaşlarda sağlık için yararlı olabilir.

Gün içerisinde kahvaltı veya öğle yemeğine zamanınız yoksa ya da sabah erken saatlerde bir şeyler tüketemiyorsanız bu yöntem sizin için yararlı olabilir.

Öğün sıklığının azaltılmasında en etkili yöntemlerden birisi 2 öğün beslenme. Burada amaç uzun süreli açlık ouşturularak yağ yakımını sağlamak. Tabi ki burada tükettiğiniz öğünün içeriği de önemli. Karbonhidrattan fakir, proteinden zengin öğün tüketimi kilo vermeniz üzerinde en etkili yöntem.

Aralıklı beslenme herke için uygun bir yöntem değil. Çünkü burada amaç dengeli bir öğün tüketmek ve kilo vermek. Eğer öğün aralarında çok fazla acıkıyorsanız ve ana öğünde çok yağlı ve karbonhidratlı besinler tüketiyorsanız 2 öğün beslenme size göre değil.

Yazının devamı...