KAÇIRILMAYACAK AÇIK HAVA KONSERLERİ...

17 Ağustos 2019

Yaz aylarının en sevdiğim yanlarından biridir sevdiğim sanatçıları mis gibi açık havada dinlemek... Açık hava konserlerinin de bereketli olduğu bir yaz oluyor, kaçırılmayacak bir sürü konser var. Harbiye Açıkhava konserlerine Bodrum’da olduğum için gidemedim ama 24 Ağustos’taki Serdar Ortaç konseri için İstanbul’a döneceğim mesela, kaçmaz! 30 Ağustos’ta Murat Dalkılıç Harbiye sahnesinde olacak, yine gidilmesi gereken bir konser, hem de Zafer Bayramı coşkusu cabası...
İstanbul’da Vadi Açıkhava konserleri de orman kenarındaki 10 bin kişilik alanda çok keyifli oluyor. Selda Bağcan, Mor ve Ötesi, Edis, Teoman, Nilüfer, Ferhat Göçer ve MFÖ gibi birçok sevilen isim ve grubun konserleri var önümüzdeki günlerde. 29 Eylül’deyse Yeni Türkü’nün 40’ıncı yıl konseri gerçekleşecek.

Üç tenorla müzik şöleni...
20 Ağustos’ta Bodrum’da olacaklara Antik Tiyatro’daki ‘3 Tenor’ konserini tavsiye ederim. Orkestra şefi Murat Cem Orhan yönetiminde, Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ünlü tenorlara eşlik edecek. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür ve Genel Sanat Yönetmeni Tenor Murat Karahan, İstanbul Devlet Opera ve Balesi solist sanatçıları Hakan Aysev ve Efe Kışlalı opera aryalarından, müzikallere, pop parçalarından türkülere geniş bir repertuvarla müzik şöleni sunacaklar. Unutulmaz bir konser olacağı besbelli.
Valla yazın müziğin tadını iyi
çıkarıyoruz dostlar, şanslıyız! Sezonun bitmesine sayılı gün kaldı, haliyle kalpler buruk! Yazın son demlerinde size de benim gibi konserden konsere koşmanızı tavsiye ederim!

İFŞAYA GEREK VAR MIYDI?

Yazının devamı...

RÜYA GİBİ BİR AKŞAM...

10 Ağustos 2019

“Sahnede en çok kimi dinlemeyi seversin?” sorusuna cevabım hiç değişmez: Barbaros… Onu ilk dinlediğim günden bugüne, gittiğim her konseri benim için büyük heyecan sebebidir. Onun kadar harika sesli, onun gibi yetenekli gerçek bir ses sanatçısını dinlemek, bir ayrıcalık ve herkesin yaşaması gereken bir olay! Bodrum Ortakent’te bulunan Dramalı’da sahneye çıkacağını öğrenince, maaile koşturduk tabii! Öncelikle mekan; dekorasyonu, ışıklandırması, yaratılan atmosferiyle gerçekten rüya gibi… Ve o rüyanın tam ortasına Barbaros öyle yakışmış ki…

Fransızca, İtalyanca, İngilizce, Yunanca ve Türkçe; tam beş dilde döktürdüğü şarkılarla orayı dolduran kalabalığı mest etti. Bu arada yıllar önce beni ilk kez Barbaros sahneye çıkarmıştı ve birlikte ‘Bir Küçük Aşk Masalı’nı söylemiştik. Onunla bu parçayı seslendirmek, hayatta en mutlu olduğum anların arasındadır. Beni yine sahnesine davet etti ve yine aynı eseri söyledik birlikte… Aşırı keyifli ve unutulmaz bir akşam yaşattı hepimize, her konserinde olduğu gibi… Her perşembe Dramalı sahnesinde, mutlaka gitmenizi tavsiye ederim.

BODRUM MÜZİK FESTİVALİ’Nİ KAÇIRMAYIN!
Bodrum Müzik Festivali, 15’inci yılında yine Türkiye’den ve dünyadan önemli müzisyenleri ağırlamaya hazırlanıyor. Bu yıl 22-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek etkinliğin tüm geliri, maddi imkanı yetersiz otizmli çocukların eğitimi için kullanılacak. 2010’dan bu yana, müzikseverlerin desteğiyle elde edilen 2 milyon TL’yi aşkın bağışla otizmli çocukların eğitim masrafları karşılandı. Festival; Bilkent Senfoni Orkestrası, Nil Venditti ve Fazıl Say konseriyle başlayacak ve Olten Filarmoni’yle bir araya gelecek Karsu konseriyle bitecek.

Ben sadece bu muhteşem sanatçıları söylemiş olayım çünkü sahneye çıkacak tüm değerli isimleri buraya sığdırmam imkansız. Festivalin ‘Onur Ödülü’nün, başlangıcından bugüne Bodrum Müzik Festivali’ne verdiği destekle ilçenin sanatsal açıdan tanınırlığına katkıda bulunan, kariyeriyle gururumuz olan Fazıl Say’a verilecek olması da ayrı bir mutluluk… Doğuş Grubu’nun bizleri her yıl gerçek sanatla buluşturan dev organizasyonuna yerinizi yapmak için Biletix’e koşun derim!

SPORTİF DONDURMA YAPMIŞLAR!

Yazının devamı...

FAVORİ BEŞİKTAŞ ADRESİM...

7 Ağustos 2019

Birkaç günlüğüne Bodrum’dan İstanbul’a dönmek zorunda kaldım, keyfim kaçtı dostlar! Yazın şehir hayatı daha da can sıkıcı kanımca... Ama güzel bir yemek, kaçan keyfi her zaman yerine getirir! Yolum Beşiktaş’a düşünce, çok sevdiğim cafe&pub konseptli Beer Plus’ta oturayım dedim, epeydir gitmemiştim. Yeni menüyü görünce, gözüm döndü! Midye, kokoreç, köfte ve sucuk; bayıldığım ne varsa gırla gidiyor, seç seçebilirsen!

Bunlar da her yerde yenmez, temizliğinden ve sağlığa uygun şartlarda olduğundan emin olmak lazım. Dayanamadım, hem midye hem de kokoreçi denedim, çok lezzetliydi. Midyeyi kendileri yapıyormuş, kokoreç Keşan, köfte Bursa, sucuk Kırklareli’den... Daha da şehirde canım bunlardan birini çekince başka yere gitmem. Sabahtan gece geç saatlere kadar açık olduğu için, uzun dost sohbetlerinin adresi olarak da çok keyifli. Neşeli bir mekan, aklınızda bulunsun.

TAM BİR HAYAT KURTARICI!Inhouse İletişim’in sahibi Esra Türker’in Instagram paylaşımında gördükten beş dakika sonra Umbi siparişimi vermiştim! Çapraz olarak omuza veya boyuna asılabilen, boyu ayarlanabilen, birbirinden şık ve havalı telefon askılarıyla transparan, dayanıklı telefon kılıfları yapmışlar. Telefonsuz nefes dahi alamadığımız şu devirde tam bir hayat kurtarıcı!

Gelen ilk telefon askımı o kadar beğendim ki, bir tane de gece için tasarlanan doreli, süslü askılardan sipariş ettim. Omzumdan sadece uyurken çıkarıyorum, böyle bir rahatlık ve fonksiyonellik olamaz. Burcu Esmersoy, Deniz Akkaya ve Doğa Rutkay gibi birçok ünlü ismin katıldığı yeni trendden uzak kalmamak için Instagram’da ‘umbistore’a şu an bakın derim!

Yazının devamı...

BODRUM TAVSİYELERİ…

3 Ağustos 2019

Yazı Bodrum’da geçirirken, size de buradan havadis vermemek olmaz! Müdavimi olduğum yerlerin yanında yeni keşiflerimi de paylaşıyorum, tatilcilerin aklında bulunsun.
Müdavim: Bodrum’un ünlü Barlar Sokağı’nda açılan Müdavim’e her şeyiyle bayıldım. 1965’te 10 metrelik yelkenlisiyle dünyanın etrafında tam tur atan ilk Türk denizci olan Sadun Boro’nun evinde hizmet veriyor. Mekanın her köşesinde, eski zamanlarda halk kahramanı olarak görülen Boro’dan izler, ona ait eşyalar görüyor, tarihte keyifli bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yapılan tadilatla bina tam
Bodrum mimarisine uygun bir yapı haline getirilmiş. Kale ve deniz manzarasını bir arada büyülenerek izlediğiniz lokanta-meyhanenin kumsalı, terası, her bir katı ayrı keyifli.

Bodrum’a özgü lezzetlerin Ege Mutfağı’yla harmanlandığı menüsü, gündüz ve gece için farklı... Ben akşam gittim ve yediğim her şeyin tadı damağımda kaldı. Büyüleyici manzara karşısında yapılacak uzun sohbetler, tadılacak harika yemekler için ideal bir yer... Sahibi Murat Oğan; Bodrum’a değer katan, kalitesi ve yerel dokusu olan daha fazla mekan açılmasını arzu ettiğini, kendi işletmesinin yiyecekleri ve yapısı itibariyle çevresine örnek olmasını istediğini anlattı. Burayı ben çok sevdim, eminim siz de seversiniz.
Mandalin/Sibel Tüzün: Bodrum’un bence en eğlenceli ve kaliteli gece mekanlarının başında geliyor Mandalin. Bu yaz ilk gidişim Sibel Tüzün’ün sahne aldığı geceydi ve her seferinde olduğu gibi yine harika vakit geçirdim. Tüzün’ü daha önce hiç canlı dinlememiştim, çok şey kaçırmışım; sesine, enerjisine, repertuvarına ve dinleyenleri hayran bırakan sahne performansına ağzım açık kaldı! Mandalin’in ses sisteminin canlı müzik yapılan bir çok kulübün aksine kusursuz olması da orayı tercih etmek için önemli bir sebep. Bir çok ünlü sanatçı sahneye çıkıyor, takipte kalın derim.
Reana: Gündoğan sahilinde bulunan Reana Balık Restoranı’nın değişmez bir müdavimiyim. Mezeleri, balıkları, tatlıları çok çeşitli ve lezzetli. Bu yaz bir de Gölköy’de Reana Beach&Bar’ı açtılar. Bembeyaz dekorasyonuyla Mikonos plajlarında gibi hissediyorsunuz kendinizi. Akşamüstleri Aşkın Arsunan ve Ayşe Sicimoğlu gibi değerli isimlerin canlı performansları eşliğinde günü batırma şansı da cabası... Reana’nın her iki mekanını da görmenizi tavsiye ederim, Bodrum favorilerimin başında geliyorlar.

Yazının devamı...

PINAR AYLİN: HALA GENÇ BİR KIZ!

31 Temmuz 2019

Pınar Aylin; 90’lı yıllarda dinlemeyi ve o çıtı pıtı güzelliğini izlemeyi çok sevdiğim sanatçılardan... Bir kamyonetin arkasında oturarak çektiği klibi, gözümün önünden hala gitmez mesela. Uzun zamandır bizi kendine hasret bırakmıştı. Serdar Ortaç; ona olan sevgimi beni tanıyıp da bilmeyen yoktur, sadece kalbimde değil, kolumdaki dövmede de imzası var... Hakan Eren; geçmişte birlikte çalıştığım, desteğiyle bana kendimi hep çok iyi hissettiren eski patronum... Türkiye’nin en önemli radyocularından biri, geçmişin unutulmaz sanatçılarını ve şarkılarını şimdilerde sahnede dinlememizi sağlayan önemli projelerin ve Ossi Müzik’in sahibi... Bu üç çok sevdiğim müzik insanı, Aylin’in yeni single’ı için bir araya geldiler. Ben tabii zevkten dört köşe!




Hasret daha güzel bitemezdi!
Aylin’in, Ossi Müzik’ten çıkan şarkısı ‘Aradığın Aşk Bende’nin söz ve müziği Serdar Ortaç’a ait. Alışkın olduğumuz üzere öyle akılda kalan keyifli bir şarkı yapmış ki, dinlediğiniz anda dilinize takılıyor. Onu dinlemeyi ne kadar özlediğimi de fark ettim. Yeni şarkısının yanında, eskileri de dinlemeyi unutmayın derim. Ben şu an ‘Aradığın Aşk Bende’ ve 90’lı yıllarda söylediği ‘Birileri Gelse’yi dinliyorum sürekli. Masum sesi ve insana huzur veren yorumuyla dönüşü harika oldu. Bu arada yıllar geçiyor ama Pınar Aylin hala ilk çıktığı günkü gibi görünüyor. O nasıl bir gendir ki, boyu kadar kızı olmasına rağmen, hala 20 yaşında bir genç kız gibi... Bu yaz bol bol hasret gideriyorum!

Yazının devamı...

ECE VAHAPOĞLU: HAMİLE VE SÜPER FİT!

27 Temmuz 2019

Uzun zamandır yaz aylarında şehir ve yazlık arasında mekik dokuduğum için, çocukken çok sevdiğim ‘yazlıkçı’ kafasına bir türlü giremiyordum. Bu yaz inat ettim, eylüle kadar Bodrum’a serildim. Kıskandırmak gibi olmasın ama burası gerçekten insanın ömrünü uzatır. Huzur ve mutluluğun dibine vurmuş haldeyim. Sevgili arkadaşım Ece Vahapoğlu da hamileliğini Bodrum’da geçiriyor ve eşi İstanbul’da olduğu zamanlar bol bol görüşüyoruz. Basında sıkça gördüğünüz gibi altıncı ayına yaklaştı. Buna rağmen nasıl fit göründüğüne inanamazsınız! Sadece karnı büyüyor, kollar, bacaklar taş gibi kaslı, hamile demeye bin şahit ister!
E tabii Instagram’da Ece’yi mesaj yağmuruna tutan, yollarda durduran ve nasıl böyle kaldığının sırlarını merak eden tüm kadınlar adına bu süper fit anne adayını yakından takipteyim! Ece’nin formunu nasıl koruduğunu merak edenleri böyle alalım hanımlar… 41 yaşında 51.7 kiloyla hamile kalan başarılı wellness ve yoga eğitmeni, yazar ve sunucu; bugüne kadar altı kilo aldı. Her sabah mutlaka spor yapıyor. Hamile yogası ve pilatesi, yürüyüş, yüzme her gün yaptığı sporlar… Gözlerimle şahidim çok sağlıklı besleniyor, abartıya kaçmadan, kendisi ve bebeği için gerekli besinleri alıyor. “Ece hamilesin yesene patlayana kadar, ben yerinde olsam 20 kilo almıştım” diyorum ama disiplinini asla bozduramıyorum! Arada canı tatlı çektiğinde onu da dozunda olmak kaydıyla yiyor.




Disiplin, spor, pozitif enerji…

Yazının devamı...

BEYKOZ SOKAK HAYVANLARI BİRER MELEKTİR!

24 Temmuz 2019

Öncelikle şunu belirtmem lazım ki hayvanlarla bir arada yaşamaya tahammülü olmayan insanlara da benim hiç tahammülüm yok. Sevin-sevmeyin ama sokak hayvanlarının yaşam hakkına saygı göstermek; ‘insan olmak’ tanımının değiştirilemez gerekliliklerinden biridir. Gazeteci İclal Yalçınlar’ın; Beykoz Göksu Evleri’nde yaşayan sokak canlarıyla ilgili yayınladığı provokatif yazısını dehşet içinde okudum. Melek gibi hayvanları birer canavar olarak göstermeye çalışmakla kalmamış; bir de Museviler’in sokak köpeklerini Müslümanlar’ın üzerine saldığını iddia ederek, ırkçılığın da dibine vurmuş. Bu toplumu böyle saçmalıklarla ayrıştıramazsınız, sonsuza kadar kardeşçe yaşamaya, birbirimizin dini değerlerine saygılı olmaya devam edeceğiz. Boşa kürek çekmeyi kesin!

Dehşet verici provokasyon!
Ben de Beykoz’da oturuyorum ve yıllardır haftanın birkaç günü Göksu Evleri’ndeki bir spor salonuna gidiyorum. Oradaki sokak köpeklerinin uysallığını bizim civarda yaşayan herkes bilir. Bunca yıldır karşıma çıkan bütün köpekleri sevdim, okşadım, besledim; daha bir kere bile değil saldırmak, hırlayanını görmedim! Üzerime Müslüman olduğum için köpek salan kimse de olmadı! (Bu nasıl hasta bir zihniyetin ürünüdür, yazarken utanıyorum ya!) Yani yazının alenen yalan olduğuna bizzat şahidim ve bu çirkinliği şiddetle kınıyorum! Bizim ilçede annemin de aktif olarak çalıştığı hayvan dostu topluluklar var. Ve sadece sitelerde yaşayan sokak canları değil; ormanlara atılıp insanlardan uzak kalan köpekler bile, onlara mama dağıtmak için gidenleri büyük bir sevgiyle karşılıyorlar. Söylediklerime kanıt olarak sayısız video var elimizde, peki onun kanıtı var mı? Hiç sanmıyorum! Bizim birlikte yaşamaktan son derece mutlu olduğumuz sokak hayvanlarımızdan ve hangi dinden olursak olalım bir arada dostça, barış içinde yaşama sevdamızdan uzak durun! Allah’tan Beykoz Belediyesi’nin hayvanlar hakkında böyle dehşet verici bir provokasyona gelmeyeceğine inancım tam.

Hayvan sevmeyen işletmeler...
Hazır hayvan düşmanlarından konu açılmışken, Bodrum Bitez’de gittiğim bir restoranda gördüklerimden bahsedeceğim. Mekan sahibinin el kadar yavru kedinin üstüne koca bir bardak suyu boca edişi rüyalarıma girdi! Masalara yaklaşıyorlarmış da müşteriler rahatsız oluyormuş. Yahu bağ bahçe içindeki mekanlarda tabii ki sokak hayvanı olur, biz gelip onların yaşam alanlarına kuruluyoruz. Üstelik o masumların bizi kovma lüksü de yok!
Garsonlar, ayaklarıyla nasıl ittiriyorlar küçücük bebeleri, yeminle cinnet geçirecektim! Dünyanın en güzel restoranı olsa, hayvan sevmeyen hiç bir işletmeye adım atmam! Yemeğimi kediciklerle paylaştım, nasıl açlardı anlatamam. Ne olur bir köşeye su ve artık yemek koysanız, insaflı olmak bu kadar mı imkansız? Herkesi hayvan sevmeyen işletmeleri protesto etmeye davet ediyorum.

JENNIFER, SEN MİSİN?

Yazının devamı...