New York’lu “çapulcular”

16 Haziran 2013

Gezi direnişine ilk günden beri New York sokaklarında destek veren gençlere, artık
New York’lu sayılan Türk gençlerine sordum: “Neden?” Yaşları yakın, farklı mesleklerden gelen bu gençler artık kendilerini “çapulcu” olarak tanıtıyor. İşte onların size iletmemi istedikleri...

New York sokaklarında Gezi Parkı’na destek amacıyla direniyor. Hepsi “Türkiye uyumadıkça biz de uyumayız” diyorlar. Gazı solumasalar da ciğerleri acıyor, gözleri kıpkırmızı... Hepsi kendini “çapulcu” olarak tanıtıyor. Artık New York’lu sayılan bu Türk gençlerine “Neden?” diye sordum. Yeni bir oksimoron olan “New York’lu çapulcu”ları dinledim.

“Başbakan yanlış yaptığını kabul etmeli”(1989 doğumlu, işletme ve finans danışmanı)
Hükümet, birlikte hareket etmeyi unutmuş gençliğe, barışçıl protesto yaparken şiddet ile müdahale etme yolunu seçti. Güvenlik güçleri ise güvenliği sağlamak yerine, iktidarın ideolojilerini halkı ezerek kabul ettirmeyi seçti. Hükümet, toplumu kendi idelojisiyle yeniden biçimlendirme gafletine düştüğü için çok başarılı gibi görünen sağ görüş çizgisi kırılmış oldu. Halkının yarısına “çapulcu” diyen Başbakan’a dünya kamuoyu da totaliter bir tutum sergilediğini söylüyor. Erdoğan, belki de istemeden, bu noktaya getirdiği içi yanlış yaptığını kabullenmeli ve bu işi başkalarına devretmelidir.

Yazının devamı...

Böcek diyeti

2 Haziran 2013

Günümüzün Amerika’sında artık yemek konusundaki bilinç epey arttı. Hatta bu bilinç bir yemek devrimi başlattı diyebiliriz. New York’ta sanatsal bir dokunuşla yeni bir böcek diyeti başladı

emek, yiyecek, sözlük anlamıyla “yenmeye elverişli olan her şey”. Topraktan çıkan, denizden çıkan; kimi zaman pişirilen, kimi zaman da çiğ olarak sunulan ürünler. Fakat neyin yemeye elverişli olduğunun kararı bize kalmış. Ağız tadı mı, yoksa sosyal kavramların üzerimizde kurduğu etki mi; hangisi bize neyin yenmeye elverişli olduğunu söyler?
Günümüzün Amerika’sı artık yemek konusunda bilinçlenmeye başladı. Hatta bu bilinç New York’ta yemek devrimi başlattı diyebiliriz. Uzun bir süredir obezite, sağlıklı beslenme ve yanlış yeme alışkanlıklarından kurtulmaya çalışan New York’lular, bir de ekolojik sorunların farkına varınca “organik” gibi fenomenlerin daha da ilerisine gidip doğaya zarar vermeden nasıl beslenebiliriz diye düşünmeye başladılar. Bu düşüncenin sonucu olarak yeme alışkanlıklarını, hatta yediklerini bile değiştirmeye çalışan New York’lular şaşırtıcı, hatta şoke edici çözümlere ulaştılar.

BM Gıda ve Tarım Örgütünden yeni haber
BM (Birleşmiş Milletler) Gıda ve Tarım Örgütü kısa bir süre önce sağlık, yiyecek ve ekolojik konular hakkında bir şeylerin değişmesi gerektiğini, bu değişim için artık böcek yememiz gerektiğini açıkladı. BM’nin “Yenilebilir böcekler: Gıda ve yem güvenliğinin geleceği” isimli raporuna göre insanların bildiği ve yemeye alışık olduğu 1.900 böcek türünün içerdiği protein, etten alınabilecek olan protein ve sağlıklı yağ oranına göre çok daha yüksek.
Uzun süredir Asya kültürünün ve mutfağının bir parçası olan böcek yemek, neden Amerika ve Batı kültüründe yok? Sorunun cevabını, raporu hazırlayan Entomoloji Profesörü Arnold van Huis şu şekilde açıkladı: “Amerikalılar ve Kanadalılar kültür ve değer olarak Kuzey Avrupalılara daha yakın, dolayısıyla mutfak gelenekleri soğuk iklimlerde gelişmiş. Soğuk iklimlerde büyüyen böcekler kar ve soğuk yüzünden küçük kalır fakat sıcak iklimlerdeki böcekler daha büyük ve etli olur. Yiyecek olarak görülmelerinin sebebi de budur.”

Yazının devamı...

Şehirde moleküler değişimler

5 Mayıs 2013

Moleküler gastronomi New York’ta artık pakete girdi. Böylece evinizde yaprak sarmayı sıvı halde, ezogelin çorbayı ısırarak yemeniz mümkün...

Aslında öyle çok yeni bir şey değil moleküler gastronomi. İsmi 1992’de Fransız kimyager Herve This tarafından bulunmuş. Fakat şimdilerde New York’ta yeni bir “sanat” akımı olarak tanımlanıyor. Uzun süredir deneyleri yapılan bu akım, New York’ta pek çok restorana, bara girdi. Hatta evinizde deneyebilmeniz için paket haline bile getirildi!

New York’un popüler moleküler gastronomi restoranı; wd-50
Nedir peki bu moleküler gastronomi? Kulağa çok karmaşık gelen bu kelimenin anlamı aslında çok da basit: Herhangi bir bütünün moleküler seviyesi ile oynanarak, fiziksel ve kimyasal olarak şeklini değiştirmek. Sıvıyı katıya, katıyı yumuşağa, yumuşağı ise kıtıra çevirerek farklı bir deneyim yaratmak... Moleküler gastronomi sayesinde alışık olduğumuz çorbayı katı halde, bildiğimiz halis muhlis cacığı ekmek halinde yiyebiliyor, enginarı ise su gibi içebiliyoruz.
Milliyet okurları için New York’un popüler restoranlardan olan moleküler gastronomi restoranı
wd-50’nin mutfağına girme şansı buldum. Moleküler gastronomi deyince akla gelen “yeni”, “hip”, “şık” gibi kelimelerin karşıtı olan bir restoran bu, çok alçakgönüllü... Masa, sandalye, ışık seçimi başta olmak üzere her şey çok “normal”. Kimbilir amaç belki de tam anlamıyla yemeğe yoğunlaşmanızı sağlamaktır.

Yazının devamı...