Tuhaf zamanlarda başka bir yerde!

13 Mayıs 2019

Akdeniz’de can veren göçmenler, kadına şiddet, çoğunluğun tahakkümündeki azınlıklar... Venedik’te ‘Tuhaf Zamanlar’da bir arada. İnci Eviner’in ‘Biz, Başka Yerde’si de ziyaretçileri, tanık yazıyor

VENEDİK

Dünyanın en önemli sanat etkinliklerinden Venedik Bienali 58. Uluslararası Sanat Sergisi geçen hafta açıldı. Başlığı May You Live in Interesting Times (Tuhaf Zamanlarda Yaşayasın) olan bienalde, Rugoff’un küratörlüğünü yaptığı ana serginin yanı sıra Arsenale ve Giardini’de Türkiye Pavyonu’nun da aralarında bulunduğu 90 ülkenin sergileri yer alıyor.

Dünya gündeminin birebir yansıdığı, en politik duruşa sahip bienallerden biri... İtalya’nın Lampedusa Adası’na gitmek üzere Libya’dan yola çıkan, içindeki 1000 mülteciye mezar olan, Akdeniz’de batan tekne bienalin bahçesinde örneğin... Hemen hemen tüm işlere göçmenlik sorunu, kadın sorunu, azınlık hakları, iktidarın artıkları damga vurmuş. Sun Yuan ve Peng Yu’nun Arsenale bölümündeki Roma tahtlarını andıran bir süre sonra gaz kaçıran, kontrolden çıkan silikon taht ‘Dear’ ve Giardini’de kan süpüren robot ‘Can’t Help Myself’ eserleri bienalin kışkırtıcı işlerinden. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda ise İnci Eviner’in çok ilgi gören ‘Biz, Başka Yerde’ adlı eseri sergilendi. Bienalin en ilgi çekici işlerinden olan eser açılışta adeta ziyaretçi akınına uğradı.

Türk pavyonu

Türkiye Pavyonu, Der Spiegel ve The Art Newspaper’ın ardından Artnet’in de “en iyi ülke pavyonları” listesinde yer aldı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) koordinasyonunda, 2011 yılından bu yana Tofaş-Fiat desteği ile gerçekleştirilen Türkiye Pavyonu, 24 Kasım’a kadar Venedik Bienali’nin ana mekânlarından Arsenale’de ziyaret edilecek.

Üst düzey katılım

Yazının devamı...

Üç öğünle oruç!

6 Mayıs 2019

11 ayın sultanı geldi. Uzmanlar, ruhumuzu doyuracak Ramazan’da sağlıklı ve kolay orucun formülünün öğün sayısının artırılması olduğunu söylüyor. İftarla sahur arasına bir öğün daha eklenmesi öneriliyor

Nefsini terbiye etmek, aç olanın halini anlamak ve paylaşmanın daha da değer kazandığı Ramazan ayına girdik. Ramazan’da tutulan oruç, ruhen ve bedenen tam bir arınma sağlıyor. Ancak özellikle sıcak yaz günlerinde, uzun süre aç kalıp birden çok fazla yemek yendiğinde reflü, hazımsızlık, kabızlık ve baş ağrısı, ani tansiyon veya kan şekerinin hızlı yükselmesi gibi sağlık problemleri yaşanabiliyor. Bu nedenle oruçta iftar ve sahur menülerinin tok tutan besinlerle hazırlanması daha sağlıklı ve kolay oruç tutulmasının anahtarı.

Yavaş yiyin

Sıcaklarda sağlıklı bir oruç düzeni içinse hafif kahvaltılık yiyeceklerle mutlaka sahur yapılması şart. Haşlanmış yumurta, az yağlı beyaz peynir, kefir ya da yoğurt, iki üç adet ceviz en ideal sahur alternatifleri.

İftara ise çorba ile başlamak önemli. İlk 20 dakikada mümkün olduğunca yavaş yenmeli. Sıcak havalarda, ideal bir iftar menüsünde bir iki zeytin veya hurma ile oruç açtıktan sonra peynir, domates, içeren küçük bir kahvaltı veya çorba ve salata gibi hafif yiyeceklerle başlamalısınız.

Orucunuzu açtıktan en az 10-15 dakika sonra ana yemeğe geçmelisiniz. Ana yemek olarak, fırın, ızgara, haşlama ya da tencere yemeği şeklinde pişirilmiş yemekler tercih etmeli ve yağda kızartmalardan uzak durmalısınız.

Egzersiz şart

İçecek olarak başta su, kefir, ayran, cacık ya da şeker ilavesiz komposto uygun seçenekler. Gece öğününden en az iki saat sonra yatmalı ve yatmadan önce, iftardan iki saat kadar sonra hafif bir egzersizi günlük programınıza eklemelisiniz. İmkânınız varsa yüzün veya yürüyün.

Yazının devamı...

GENÇLER SOKAĞIN TADINI ALDI BİR KERE!..

29 Nisan 2019

Arkadaş buluşmalarının yeni trendi, ayaküstü yenebilecek yiyeceklerle sokakta ‘takılmak’. Özellikle gençler arasında... Midyeden lokmaya, yoğurttan füme dile farklı seçenekler var. Kadıköy, Beşiktaş ve Akaretler ise yükselen mekânlar...

Bugünlerde yolunuz Akaretler’e düştü mü bilmiyorum... Taksim’in eski hali gibi. Yeni bir Kadıköy oluştu adeta. Etraf cıvıl cıvıl, onlarca yeni kafe, bar, mekânların kapılarında gençler... Akaretler artık, Beşiktaş Çarşı’nın devamı gibi. Pizza da var, beyin söğüş de, lokmacı da... Beşiktaş Çarşı’daki dönercilerin önünde kuyruğa alışkınız. Ama beyin söğüş, füme dil, lokmacı dükkânlarının önünde de sıra var. San Sabestian cheesecake mekânlarının önünde sıra var. Öğrenciler hazır pakette alıp mekanın önünde yiyorlar. Normal bir restoranda kişi başı fiyat 100 TL’leri bulunca sokak lezzetlerine nur yağdı.

Ekonomideki durum yeme içme trendlerini de etkiliyor. Özellikle gençler lüks restoranlar yerine Kadıköy, Karaköy, Beşiktaş gibi fiyatların görece ucuz olduğu semtlerde takılıyor. Sokak lezzetleri ikram eden mekânların çoğu bir kasiyer, ızgaracı ile çalışıyor. Maliyetlerin düşük olması satış fiyatına da yansıyor. 50 lirayı geçmeyen menüler revaçta. Ancak bunlara yeni nesil sokak lezzetleri demek doğru olur sanırım. Şık dekorasyonlu, küçük küçük dükkânlar açılıyor. Gençler, frozen yoğurt, kokoreç, lokma, midye başta olmak üzere siparişlerini alıp kapı önlerinde sosyalleşiyor.

Festival düzenlendi

Midyeci Ahmet’ten sonra bir lokmacı trendi başlamış durumda. Lokmacho şube üstüne şube açıyor. Bu trendin yaklaştığının ilk sinyalini Kadıköy verdi aslında. Bugünlerde kime rastlasam “Acaba midyeci mi, lokmacı mı açsak?” sorusunu duyuyorum. Aşçılar Derneği geçen hafta yaklaşık 24 bin kişinin ziyaret ettiği sokak lezzetleri festivali düzenledi.

Derneğin 8’incisini düzenlediği İstanbul Culinary Cup 2019, binlerce Executive Chef ile ulusal ve uluslararası pek çok tedarikçi firmayı buluşturdu. Organizasyon başkanlığını Executive Chef Rafet İnce’nin üstlendiği International Istanbul Culinary Cup 2019 yarışmasında Kıbrıs, İstanbul ve Türkiye’nin pek çok bölgesinden aşçı adayı öğrenciler altın, gümüş ve bronz madalyalar için yarıştı. Biz de bu sayede sokak lezzetlerinin geldiği noktayı gözlemleme şansı yakaladık.

Dışa açılacak

Yazının devamı...

Defilelerde de ‘eşitlik’ istiyoruz!

22 Nisan 2019

Neredeyse her mekânının sahibi gibi davranan erkekler, defile denilince birden ortadan yok oluyor. Buradan çağrı yapıyorum: Türk erkekleri lütfen defileleri takip edin, biraz feyz alın. Ve de gözümüzü tırmalayan ‘tarzınıza’ bir çeki düzen verin

Türkiye’de bazı mekânlar kadınlar bazıları ise erkekler için yaratılmış sanki. Son yıllarda maçlara giden kadınların sayısı artsa da stadyumlara gittiğinizde sadece erkekleri görüyorsunuz. Defilelere gittiğinizde ise kadınlar! Modayla ilgili etkinliklerde dahi erkekleri çok az görüyoruz.

Bunun cezasını da en çok onlar çekiyor! Kabul edelim Türk erkeği iyi giyinmiyor. Bırakın şıklığı, renk uyumunu, stili bir yana, erkeklerimizin pantolon paça boyları yerlerde sürünüyor, kol boyları ise paçayla yarışıyor! Rahatlık adı altında giyilen tişörtler, jean’ler pek bir fena! Kırmızı halı etkinliklerinde bile erkeklerimiz dökülüyor.

Allah’tan Türk erkeğinin özgüveni hayli yüksek! Öyle olmasa yanlarında şıklıklarıyla modelleri aratmayan, parıldayan eşleriyle davetlerde boy gösterebilirler miydi! Çoğu erkeğin kıyafeti anneden eşine miras zaten! 20’li yaşlara kadar annelerin seçtiği kıyafetleri evlenince eşler seçmeye başlıyor.

Davetler eşli ama...

Hafta sonu, Dilek Hanif’in 30 yılını verdiği meslek yaşamını, Haute Couture Yaz ‘20 Joice De Vivre’ temalı koleksiyonuyla kutladığı, Shangri-La Bosphorus’da düzenlenen defilesine katıldım. Suzan Sabancı Dinçer, Çiğdem Sabancı Bilen, Demet Sabancı Çetindoğan, Nilüfer Çiftçi, Jülide Konukoğlu, Yasemin Aloğlu başta olmak üzere İstanbul’un bütün şık kadınları oradaydı. Erkekleri ise ara ki bulasın! Bütün defilelerde davetiyeler eşli olmasına karşın erkekler katılmıyor! Bırakın defileleri izlemeyi işi moda olan perakendecileri dahi modayla ilgili çoğu davette görmüyoruz. Bu nedenle Hanif’in muhteşem defilesinde gördüğüm Sinan Öncel, İsmail Kutlu, Nejat Türkmen, Alber Elvasvili, Refik Gökçek, Cem Negri, Kudret Önen, Uğur Akçal, Faruk Bilen, Hayrettin Taşdelen, Kemal Köprülü gibi modayı yakından takip eden cemiyet hayatının iyi giyinen erkeklerini tebrik ettim.

Smokin yaygınlaşıyor

Yazının devamı...

Doğunun yeteneklerine batı fırsatı...

16 Nisan 2019

Batıdaki imkanları doğudaki gençlerin ayağına götüren TİKAV, 10 yılda 100 bin kişiye dokunmayı hedefliyor. Vakfın yöneticisi Pelin Akın, Fırat Üniversitesi öğrencilerine yönelik yürütülen programla her yıl 30 gencin iş bulduğunu söylüyor

Genç işsizliğinin arttığı, her 5 gençten birisinin işsiz olduğu bir ortamda fırsat eşitliği daha önemli hale geliyor. Fırsat eşitliği bu nedenle son yıllarda toplumsal projeler üreten şirketlerin gündeminde. Bir anlamda hayatın getirdiği dezavantajları sıfırlamayı hedef alan fırsat eşitliğine yönelik projelerin birçok insanın yaşamında fark yarattığını gösteren güzel hikâyelere de tanık oluyoruz. Gençlere sahip olduklarının ötesinde fırsatlar yaratmak için 1999’da kurulan Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV) bu yıl 20’nci yaşını kutluyor.

Eşsiz deneyim

20 yıl önce Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın tarafından kurulan TİKAV, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki gençlere, batı illerindeki imkânları götürmek üzere yürüttüğü projelerle başta gençler ve kadınlar olmak üzere 30 bin kişinin hayatına dokunmuş. Vakfın bundan sonraki hedefleri de büyük. TİKAV’ın yeni nesil çalışmaları bir süredir Akfen Holding’de ikinci nesil olarak aktif rol alan Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın’a emanet. Vakfın Mütevelli Heyet Üyesi de olan Akın, “Ben bu vakfın içine doğdum, bu gençlerle, projelerle birlikte büyüdüm” diyor.

TİKAV, çalışmalarının odağına çocuklar, gençler ve kadınları almış durumda. Pelin Akın’ın “gözbebeğimiz” dediği Bireysel Gelişim Programı, bölgenin üniversite öğrencilerine batının marka okullarıyla aynı şartlarda mezun olma fırsatını sunma hedefinde. Programın merkez üssü ise Elazığ’daki Fırat Üniversitesi. Pelin Akın ile TİKAV’ın 20’nci yılı dolayısıyla Elazığ’da programdan yararlanan gençlerle bir araya geldik.

Pelin Akın, “TİKAV üniversitesi” dediği projenin sonuçlarından oldukça memnun. 20 yıldır Fırat Üniversitesi’nde eğitim gören, gerek Elazığ gerek çevre illerdeki gençlere, bilgisayardan dansa, diksiyondan yabancı dile kadar birçok konuda eğitim veriliyor. Her iki yılda bir başvuru yapan öğrenciler arasından belirlenen 30 genç büyük şehirlerdeki devlet adamları, iş insanları, sanatçılarla bir araya getirilerek eşi bulunmaz deneyimler edinmeleri sağlanıyor. Ayrıca TİKAV Kariyer Atölyesi Menti-Mentör programıyla da iş hayatı hakkında bilgilenmeleri sağlanıyor.

HEDEF BÜYÜK

Yazının devamı...

Bu bahçede ticaret yeşerecek

15 Nisan 2019

Türkiye, Çin’de düzenlenecek Expo’ya içinde Göbeklitepe’den Peribacaları’na kadar ülkenin tarihi, turistik yerlerini tanıtan bir bahçe ile katılıyor. Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda organize edilen Expo’da, ihracatçılar 6 ay boyunca Türk mallarını, kültürünü ve yerel lezzetlerini Çinlilere tanıtacak...

Türkiye son yılların en büyük tanıtım atağına hazırlanıyor. Ülke tanıtımları, uluslararası ilişkilerin geliştirilmesi ve insanlığın ortak problemlerinin çözümü noktasında eşsiz bir platform özelliği taşıyan Expo etkinlikleri bu yıl Çin’de yapılıyor. Ülke devasa ekonomisi ve nüfusu ile Çin olunca tanıtımın çarpanı daha büyük oluyor.

Türkiye de deyim yerinde ise Türk ürünleri, lezzeti, kültürü ile Pekin’e çıkarma yapmaya hazırlanıyor. Türk Pavyonu’nda da sergilenecek, Anadolu’nun kadim bilgisiyle işlenmiş Türk mücevheri, fındığı, zeytinyağı gibi yöresel ürünler ve kültürel etkinliklerle Çin’de gövde gösterisi yapacağız.

Expo 2019, bu yıl “Yeşil Yaşa Daha İyi Yaşa” temasıyla 29 Nisan-7 Ekim tarihleri arasında 110 ülke ve uluslararası kuruluşun katılımıyla Pekin’de gerçekleştiriliyor. Ülkemiz, geniş katılımlı bahçecilik fuarı olması beklenen Expo 2019 için Ticaret Bakanlığı nezdinde kapsamlı bir hazırlık süreci geçirdi. Türkiye, “Geleceği Yeşil ile Kucakla” teması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir yeşil bir dünya bırakma vizyonuyla hazırladığı pavyonuyla, Expo 2019 Pekin’de
en çok ilgi gören ve en çok konuşulan ülke olmaya aday...

ÇİN'E HEDİYE EDİLECEK

Expo 2019’da yerini alacak olan Türkiye Pavyonu, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan tarafından tanıtıldı. Pekcan’ın konuşmasında yapılan çalışmaların, organizasyon tarafından Çin’de çok büyük takdir topladığını ve kalıcı hale getirilmesinin istendiğini öğrendik.

Yazının devamı...

Peri masalı gibi...

14 Nisan 2019

Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören ve Revna Demirören çiftinin sevgili kızı Yelda Demirören ile merhum iş insanı Hasan Kalyoncu ve Nevin Kalyoncu’nun oğlu Haluk Kalyoncu dünyaevine girdi. Çiftin Çırağan’daki düğün törenine iş, siyaset, sanat, spor, cemiyet dünyasından yaklaşık 2 bin davetli katıldı. Davetliler yer numaralarını aldıktan sonra, Çırağan Sarayı’nın bahçesinde düğün için özel olarak hazırlanan bölüme geçtiler. Yaklaşık bir saat süren kokteylde konuklar enfes Boğaz manzarasının önünde sohbet etti. Saat 21.00’de başlayan nikâh töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, çiftin şahitliğini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, evlilik cüzdanını Yelda Demirören Kalyoncu’ya verdi.

Yoğun katılım

Nihat Özdemir, Ebru Özdemir, Bülent Eczacıbaşı, Emine Kamışlı gibi çok sayıda iş insanı, çifte iyi dileklerini sundular. Çift, davetlilerin iyi dilekleriyle dünya evine girerken, evliliğe ilişkin geleneklerin sergilendiği coşkulu bir gece yaşadık. Düğüne siyaset, iş, cemiyet ve spor camiasının ilgisi büyüktü. Türkiye’nin önde gelen isimlerinin buluştuğu düğünde hangi tarafa dönseniz, selfie çektirmek isteyeceğiniz bir sima ile karşılaşıyordunuz. Büyük kalabalığa karşın düğün başarılı bir organizasyon içinde gerçekleşti. Gelinin annesi Revna Demirören’in her detayla tek tek ilgilendiği gözlendi. Anonsla birlikte gelin ve damat Çırağan’ın merdivenlerinden indi. Nikâh töreninin bitiminde çiftin yaptığı dans davetlilerden büyük alkış aldı. Funda Arar ve Barbaros’un şarkılarıyla da davetliler güzel vakit geçirdi. Çifte bir ömür mutluluklar diliyorum.

Yazının devamı...

Anadolu’nun ustaları binlere ‘el verdi’

8 Nisan 2019

Anadolu Sigorta’nın unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını canlandıran projesi ‘Bir Usta Bin Usta’ 10’uncu yılında gerçekten bin ustaya ulaştı. Şimdi sırada bu mirası dünya ile paylaşıp çoğaltmak var

Bizi biz yapan, turistin geldiğinde peşine düştüğü önemli bir kültür mirasımız var. Kütahya’ya gidersiniz güzelim mavisiyle çiniler karşılar sizi, Karadeniz’de kemençe ve tulum eşliğinde hasır sepetlerine çay dolduran kadınlar... Güney deyince aklımıza el oyası’ndan yapılmış tütün çiçeği, portakal çiçeği, yayla gülü gelir. Güneydoğu derin duyguların ince ince işlendiği taşları, Kars konukseverliğinin nakşedildiği halılarıyla çarpar sizi. Saymaya Erzurum oltu taşı yetmez kültür değerlerimizi. Ama maalesef onları yaşatıp günümüze getiren ustaların sayısı hızla azalıyor(du).

Kültür atlası

Anadolu Sigorta yeni nesillere el vermek, kültür atlasımızı yeniden çizmek, bir ustayı bin usta yapmak için 10 yıl önce önemli bir proje başlattı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın teknik danışmanlığında, yerel sivil toplum kuruluşlarının desteği ile ilk atölyeler açıldı. Atölyeler, unutulmuş el sanatlarını ortaya çıkarmak için Doğu’dan, Batı’ya birçok şehirde kuruldu. Ustalar el verdi, lületaşı işlemeciliği, edirnek, kutnu dokumacılığı, kazaziye, ipek dokumacılığı, cam üfleme, iğne oyası, sedef kakma gibi el emeği, göz nuru mesleklerde bine yakın yeni usta yetişti.

Asırlık kutlama

Anadolu Sigorta’nın, kaybolmaya yüz tutan meslekleri yeniden canlandırmak amacıyla hayata geçirdiği “Bir Usta Bin Usta” projesinin 10. yılını kutladığı gala muhteşemdi. Aynı zamanda şirketin 94. yılı da kutlandı. Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilen gecede, ünlü müzisyenler Sema Moritz ve Demet Tuğcu da içimizi titreten şarkılarla sahne aldı.

Yazının devamı...