Zaman değerlendirme konusunda birçok kişi aynı dertten muzdarip. "Zaman yetmiyor!"...

Zaman akıp gidiyor, yakalayabilene aşk olsun!

Bir yerden tutmak gerek bu zamanı. Bir ucundan tutmak ve onu bırakmamak. Tutarken de sağlamca kavramak ve savrulmamak gerek... Karışık mı geldi kulağa? Zamanla anlayacaksın... Devam ediyoruz...


Zaman acımasız bir kavram. Beklersin olmaz, beklemezsin yine olmaz. Bazen ne yaparsan yap olmaz! "Zamana bırak." derler, ve ne olur biliyor musun? "Yine Olmaz!"... Olmayınca olmuyor bazı şeyler. Zorlasan da zorlamasan da olacağı yoksa olmuyor. Peki ya ne yapmalı? Olmuyor diye pes mi etmeli? Devam mı etmeli? Yoksa yeni bir yol mu denemeli? Bu saydıklarımdan üçünü de yaşanılan olayın durumuna göre hepimiz gerçekleştiririz. Bir bakmışız pes etmiş az sonra ise hop diye kalkıp tekrar devam etmişizdir. Önemli olan da o hop diye kalkışlar...

"Seni yeneceğim İstanbul!" repliğini bilmeyen az kişi vardır herhalde. Sen de "Seni yeneceğim zaman!" de! Haydi bakalım sen mi büyüksün ben mi! Karşılaştırmaya girersek tabii zaman biraz daha büyük çıkabilir ama ne yapıyorduk? Pes etmiyorduk!



Buraya bak, şimdi başlıyoruz!

    Akıp giden zamanda savrulmamak için kendine idealler koymalısın.

    İstediklerine ulaşman için planlar yapmalısın. Çok planlı olmak her zaman işe yaramaz ama genel anlamda planlı olmakta da yarar var.

    Bolca müzik dinlemeli, kitap okumalısın ve hatta yeni yerler keşfetmelisin. Bunları boş iş olarak görme sakın ha! Bunları yaparken zamanı değerlendirdiğin gibi artı zaman da kazanırsın. Nasıl mı? Kendine yatırım yaparsın. Tüm bunlar gelecek için kendine bir yatırım, kendi gelişimindir.

    İnsanları çok fazla kafaya takmamalısın. Herkes konuşur ve birçoğu boş konuşur. Sen yoluna bak, zaman geçiyor!

    Az yemeli çokça spor yapmalısın! Dur, gözün korkmasın! Bu sağlıklı yaşam için yapman gereken bir şey. Daha sağlıklı olursan zamanını daha verimli kullanabilirsin.

    Mutlaka bir hobi edinmelisin. Hem boş zaman değerlendirir hem de yine kendine yenilikler katarsın. Kişisel gelişim bu zamanda en güzel şey!

    Yapmayı en sevdiğin şey neyse onu yapmak için kendine fırsat tanımalısın ve tabii yanında huzur bulduğun kişilerin yanında da daha verimli zaman geçirmeye çalışmalısın. O kişiler hayatın sana birer hediyesi, kaybetme onları!

    Doğaya merak sarmalısın mesela. Ağaçları, kuşları ya da uzayı merak etmelisin. Bu merak ile hem zamanını değerlendirmiş hem de yine kendini geliştirmiş olursun. Şahane!

    Sevmelisin. Taşı, toprağı, insanı, hayvanı her şeyi... Ve en çok da kendini sevmelisin. Çünkü en değerli sensin ve sen olmazsan tüm bu zaman boşa...



Göz korkun geçti mi az da olsa? Korkma! Tüm bunlar senin iyiliğin, senin için. Aslında korkulacak çok şey de yok. Zamana ayak uydurmak ya da zamanla yarışmak... Yerine göre ikisi de olacak elbet ama sürekli yarış hali seni yoracaktır. Onun için ayak uydurmaya da kendini alıştırmalısın ki olası bir tökezlemede dibe batmadan kalkıp bir süre sonra yarışa devam edebilesin.


Hayat hep bir yarış hali... Güzellik, zenginlik, başarı... Fazla yarış yorar, yoruldun mu biraz da akışına bırak, izle. Her zaman koşmak zorunda değilsin. Yarışa yürüyerek ya da biraz dinlenerek de devam edebilirsin. Kendini yorma. Kendine değer ver. Sen değerlisin.


Hala soruyorsan, "Zamanı nasıl doğru değerlendiririm?" diye;
Nasıl istiyorsan öyle yaşa. Çok da kasma. Bu hayat senin, zaman senin, sen ne istersen, nasıl istersen öyle olacak. Sadece sabır ve çaba... Kendin için en iyisini yine sen bilirsin.



Sağlıcakla kal...


Büşra Fatma GÜLCÜ