Sevgili Pembenar Okurları;
 
Her insan yeni bir ortama girdiğinde fark edilmek ister. İnsanın temel ihtiyaçlarından biridir sevilmek, saygı görmek… Maslov’un İhtiyaçlar hiyerarşisinde 3. basamak, ait olma ve sevilme basamağına ayrılmıştır. 
 
Bir terazi düşünelim. Bir kefesinde olumlu, bir kefesinde olumsuz özellikler olsun. Kefenin hangi tarafı daha ağır ise baskın olan kısım bizi tanımlayacaktır. Eğer sık sık argo kelimeler kullanıyor, sözlerimizde ve davranışlarımızda nezaketten uzak bir tavır sergiliyorsak insanlar bizi ‘’nezaketsiz, kaba veya görgüsüz’’ olarak tanımlar. Nazik ya da kaba olmak bizim elimizdedir. Pek çok birey belli bir yaşa gelir; ancak tam olarak nerede nasıl davranacağını bilemez. Kısacası temsil yeteneğini geliştiremez. Temsil yeteneğini bilmek, doğru davranışları hayatımıza katmaktan geçer. 
 
Peki, Zarafet Nedir? 
 
Gelelim Zarafet konusuna… Zarafet kökü zarftan gelen bir kelime olup hoşa giden davranışların tümü demektir. Her ne yaparsak yapalım, yaptığımız şey zarafet ölçüleri içinde olmalı, karşı tarafı incitmemeli ve rahatsız etmemelidir. Bu ‘’Eleştiri yapmayın! Rahatsız olduğunuz şeylere tepki göstermeyin!’’ demek değildir. Elbette fikrimizi paylaşmalı, zıt bir görüşe sahipsek belirtmeliyiz. Ancak bunu belirli bir ölçü içinde yapmalıyız. Bu ölçüde görgü kurallarına uymaktan geçer.
 
Zarafeti oluşturan üç temel etmen vardır. Hoşgörü, tevazu ve dikkat. Karşı tarafa incitmeden yaptığımız her hareket, söylediğimiz her söz, olumlu ise zarafeti besler, büyütür. Olumsuz ise; toplumdaki konumumuza zarar verir. 
 
Zarafet Kuralları Çerçevesinde Hangi Davranışlardan Uzak Durmalıyız?
 
İnsanların çoğu nerede ne yapması gerektiğini bilmediği için sosyal ilişkilerinde başarılı olamıyor ya da kendilerini doğru temsil edemiyor. Toplumumuzda sıkça kullanılan ‘’Hanımların yaşı sorulmaz’’ diye bir kalıp vardır. Günümüzde bu durum sadece hanımlar için geçerli değil; erkeklerinde yaşı, boyu, kilosu veya fiziksel görüntüsü ile ilgili konuşmamalı, yorum yapmamalıyız. 
 
Yeni tanımadığımız insanların olduğu ortamlarda din-siyaset gibi hassas konulara girmemeliyiz.
 
En önemlisi de, dedikodudan uzak durmalıyız. Toplum olarak dedikodu yapmayı çok seviyoruz. Dedikodu uzak durulması gereken, önyargıyı besleyen, kötü niyetli mesajlardan oluşur. Dedikodu yapılan bir ortamda dedikodu dinlememeli, yorum yapmamalı ve mümkünse o ortamdan uzaklaşmalıyız. 
 
Bir diğer görgü kuralı ise selam vermektir. Pek çok birey kimin kime selam vereceğini bilmez. Her zaman mevki olarak aşağıdaki üstü, beyler hanımefendileri, ayrılan kalanları ve gelenler var olanları selamlamalıdır.
 
Ve son olarak da ''zerafet değil, zarafet!''
 
Marka danışmanlıkları, öneri ve görüşlerinizi iletmek için bana aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
 
Mail: tuvanaeroltu@hotmail.com
Instagram: @tuvanaeroltu