SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Salgında kritik tarih15 Mart

Mutasyonlu virüs tüm dünyayı etkiledi.

Önceki günkü Bilim Kurulu toplantısında da bu masaya yatırıldı, rakamlar gözden geçirildi.

Salgında rakamlar 5 bine düşmüştü ancak bir kaç gündür tekrar 7 binlere çıktı.

Yine gezmeler arttı, yine rehavet arttı

Rakamların tekrar neden yükseldiğini ve Türkiye için kritik tarihin ne olduğunu Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi olan Gazi üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ile konuştum.

Rakamların tekrar 7 binlere çıkmasının nedenini okulların sömestr tatili ve hafta sonu gezintilerine bağlayan İlhan, “hafta sonu insanlar yine gezmede. Geçen hafta sonu millet evde değildi yılbaşı öncesi olduğu gibi. İnsanlar gezmede, evde oturmak lazım. Bir de okulların ara tatilinin etkisi. 5 binden 7 bine çıktı tekrar” vurgusu yaptı.

Tatilin zamanı değil

Virüste mutasyon olduğunu sakin gitmek gerektiğini belirten İlhan, “hafta sonu tatili ve sömestr tatilin sırası değil. İl dışına çıkmamak lazım. Tatilin zamanı değil. Mutasyonlu virüs olduğu için sürece dikkatli yaklaşmak gerekiyor. Rakamlar 7 binde kaldı” diyor.

Hemen her şeyi açalım denmemesi gerektiğinin üzerinde duran İlhan, şu uyarıları yaptı:

Biraz daha beklemek gerekir diye düşünüyorum. Her şeyi açıp bir daha toparlayamamak var. Aman dikkat. Vatandaşta bir gevşeme var. Rehavet var. Hiç bir şeyin zamanı değil. Benim şahsi fikrim 15 Mart’ı görmek. O da, büyükler ve sağlık çalışanları antikor oluşturacak seviyeye gelsin, ikinci doz bitsin ki toplumda ikinci grubun aşılanması başlasın. Risk azaldığı zaman normalleşmeye gitmek lazım. Onu da adım adım gitmek lazım. 15 Mart’ı görelim.”

Tedbirlerde bugünlerde bir yumuşama beklemediklerini belirten İlhan, ama karar kabinenin” dedi.

Özetin özeti; rehavete kapılmadan biraz daha dişimizi sıkmak ve tedbirlere uymak gerekiyor.

Mutasyonlu virüs çok çabuk bulaşıyor ve yayılıyor.

Lütfen biraz daha sabır...

Entübe iken karşısına kim saat istedi?

Helikopteri uçuracaktım geciktim, helikopteri uçuracaktım geciktim”.

Bu sözleri kovide yakalanan savunma sanayindeki önemli kuruluş olan TUSAŞ’ın Genel Müdürü Temel Kotil entübe iken sayıklamış.

Kotil kovidi ağır geçirmiş ve yoğun bir tedavi ile hastalığı atlatmış.

Ankara Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Opr. Dr. Aziz Ahmet Surel anlattı.

Kotil Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavi edilmiş. 

Başhekim Surel, Temel Kotil’in hastalık sürecini ağır geçirdiğini belirterek şunları söyledi:

Entübe iken karşısına saat istedi. Hatta entübe iken bilgisayarında çalışıyordu. Zaman zaman ‘Cumhurbaşkanımıza söz verdim helikopteri uçuracağım. Helikopteri uçuracaktım geciktim, helikopteri uçuracaktım geciktim’ diye sayıkladı.” 

Sağlık personeline gelinlik jesti

Salgın sürecinde sağlık personeli büyük özveri ile çalıştı. 

Bu süreçte sağlık personeline yönelik toplumun değişik kesimlerinden jestler yapılmış.

Ankara Şehir Hastanesi’nin evlenecek olan personeline bir gelinlik firması tarafından gelinlikler hediye edilmiş.

Bir futbol takımının imzalı formaları gönderilmiş. 

Ne güzel jestler...

Kritik görevdekiler kimler olacak?

Kademe kademe sırası gelen aşı oluyor.
Süreçte belirli yaşlar bitince asker, polis ve öğretmen gibi meslekler gelecek.
Bu ikinci aşamadaki sıralamada dikkat çeken ise ‘kritik görevdekiler” bölümü.
Bu genel ifade kimleri kapsayacak önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ancak bir çok meslek grubundan ‘bizim de ön sıralarda olmamız gerekir’ talepleri artarak geliyor.

Yazının devamı...

HASTANE DEĞİL SAĞLIK ŞEHRİ

 

Uygulanan tedbirler salgınla mücadelede nefes aldırdı. Sayılar düşüyor.

Aşılanma sayısı da artınca salgın ile mücadelede büyük rahatlama olacak.

Ankara Şehir Hastanesi’nde yoğun bakımdaki kovidli hasta sayısı yüzde 50, servisteki hasta sayısı ise yüzde 75 azalmış. Günlük 15 bini bulabilecek aşı yapma kapasitesine sahip Ankara Şehir Hastanesi’nin Koordinatör Başhekimi Opr. Dr. Aziz Ahmet Surel, Ankara’da salgının yükünü çeken hastanelerini ve aşı odalarını Milliyet’e gezdirdi.

Tedbirlerin kendilerine nefes aldırdığını dile getiren Başhekim Surel, salgın nedeniyle sağlık sorunlarını erteleyenlerin azaldığını ve hastaneye gelişlerin tekrar başladığını dile getirdi.

Şehir hastanesi kampüsünde 24 saatlik insan döngüsünün pandemi öncesi 85-90 binlerde iken, şimdilerde 60-70 bin civarında olduğunu belirten Surel, “hastaneden ziyade sağlık şehri gibiyiz” vurgusu yapıyor.

4 bin 500 yatağa ulaştıklarını belirten Surel, kovid dışı alanlarda doluluk oranlarının yüzde 90’larda, kovidli alanlarda ise yüzde 50 olduğunu dile getirdi.

Salgın ile mücadele döneminde bütün kliniklerin yoğun bakım desteği verdiğini belirten Surel, çok büyük yardımlaşma ve sinerji ile bu süreçleri atlattıklarını vurguladı. Surel, “Göz hastalıkları, psikiyatri bölümü başta olmak üzere birçok bölüm ilgisi olmamasına rağmen kovide bakan hocalarımız önderliğinde kovid servisi kurdular. Yatak kapasitemizi en etkili kullanacak şekilde yönettik süreci. Bütün klinikler de uyum gösterdi. Herkes profesyonelliğini masaya koydu. Gelen hasta analizlerine göre bir sonraki haftanın planlamasını yaptık sürekli” dedi.

Kovid hastaları için ayırdıkları alanları sayıların düşmesiyle azaltmaya başladıklarını dile getiren Surel, “Aşı ve kısıtlamaların etkisiyle beraber insanlara artık hastaneye gidebilirim gibi bir güven geldi. Sağlık problemlerini erteleyen ve hastaneye gelmekten çekinen vatandaşlarımız artık daha rahat hastaneye gelir oldular. Bir haftadır gelenler çoğaldı. Artan kovid dışı hastalarımıza yeterli hizmet alımı oluşturmak için kovide dağıtılan alanları normal tedavi alanına çeviriyoruz. Örneğin ortopedi bölümünün yarısını kovid bölümünden çıkardık. Bu hafta da bazı bölümleri çıkaracağız” dedi.

Kovid aşısı için planlamalarını 1.5 ay önce yaptıklarını belirten Surel, “Kampüste 7 ayrı bölüme aşı odaları oluşturduk. Bir bölümde 20 oda oldu. Her odada bir hemşire. 10 odaya 1 doktor verildi. Aktif tedavinin olmadığı bir alana da ayrı olarak aşı odaları açtık. Aşı odaları sabah 8’den akşam 24’e kadar randevulu hizmet veriyor. Toplamda 130 oda oluştu. 10 dakikaya bir randevu açıldı. Şu anda günde 7 bin 800 aşı yapabiliriz. İhtiyaç olursa bunu daha da artırırız. 5 dakikada yapılsa iki katına yani 15 binlere çıkabiliriz. Bekleme alanlarımız da geniş. 5 dakikada aşı kapasitesini de rahatlıkla kaldırır. Şu anda günde 3-4 bin aşılama yaptık. Bu sayı önümüzdeki haftalarda aşıların gelmesiyle artacak gibi gözüküyor” dedi.

Şu ana kadar aşı çalışmalarında ciddi bir sıkıntı yaşamadıklarını belirten Surel, “Bir personelimizin ‘boğazım şişiyor’ gibi bir ifadesi oldu. Ona ilaç verildi. Bir de yan etki gösteren başka bir hastamız oldu. Bunlar da alerjik bünyeli kişiler. ‘Başka aşıyı olduğumda da şöyle sıkıntı olmuştu’ diye bildirimde bulundular. Onun dışında başka çıkmadı yan etkisi olan. Müdahale gerektiren bir yan etki öyle bariz olarak yaşamadık. Şu ana kadar 15 bin civarında aşı yaptık hastanemizde” dedi.

Kampüste 39 bin metrekarelik alanda acil servisleri olduğunu belirten Surel, “Pandemi öncesi normal günde acile 2 bin kişi geliyordu. Bu aralar bin kişi civarında. Bu sayı bir haftadır artmaya başladı” dedi.

Tedbirlerin nefes aldırdığını dile getiren Surel, “Şu anda yoğun bakımda yeterince boş yatak var. Yoğun bakımlarda doluluk yüzde 50 azaldı. Biz tedbirli gidiyoruz. Düşüşü gördükçe boş kalan yatakları kovid dışı hastalarımız için de tekrar organize ediyoruz” dedi.

Surel hastanelerindeki hijyene verdikleri önemi anlatırken bir konunun altını çizdi. Geçen şubattan beri yoğun bakımlara ve çalışma alanlarına yüzde 100 temiz hava verdiklerini belirten Surel, “Emilen bütün havayı dışarı veriyoruz. Yoğun bakımda ortada çalışıyoruz. Ortaya yüzde 100 temiz hava basılıyor ve pozitif basınç var. Odalarda negatif basınç var. Odadan emilen hava içeriye hiç dönmüyor. Yüzde 100 temiz geliyor. Bizim çalışma arkadaşlarımızda enfekte olma oranı çok düşük oldu” dedi.

Hastane turumuzda Korona ve Dahiliye Klinik Şefi Doç. Dr. İhsan Ateş ile de sohbet ettik. Ateş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kovid aşısını yapan doktordu. Kovid vakalarındaki belirtilerde geçmişe göre çok farklılık olmadığını belirten Ateş, “Hasta sayısı da serviste yüzde 75 oranda azaldı. Başvuru şikâyetlerinde çok fazla değişiklik yok. Yatışı yapılan hastalar daha çok akciğer durumu olan hastalar” dedi.

VATANDAŞLARIMIZ AŞILARA GÜVENSİN

Sağlık çalışanları olarak aşı çalışmasında topluma örnek olmada sorumluluklarını yerine getirdiklerini ve aşı olduklarını belirten Surel, “Aşı karşıtlarına anlam veremiyorum. 15-16 bin personelimizin olduğu kampüste toplam 3 bine yakın arkadaşımız Kovid ile tanıştı. 3 çalışma arkadaşımızı da kaybettik. Vatandaşlarımıza aşılara en üst düzeyde güvenmelerini tavsiye ediyorum. Benim annem 70 yaşında, aylardır evden çıkmıyor. Sırası gelince aşısını olacak. Aşı sırası gelenler aşılarını mutlaka olsunlar. Bu hem kendilerine karşı, hem virüsü taşıyabilecekleri sevdiklerine karşı, hem de topluma ve insanlığa karşı sorumluluk” diye konuştu.

 

Yazının devamı...

Biden geçmişten ders çıkarabilecek mi?

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden yemin etti ve görevine başladı.

Türk Amerikan ilişkileri hep zikzaklar şeklinde gitmiştir. Bir iyi, bir kötü.

Zaman zaman gerginlikler olmuş liderlerin devreye girmesiyle belli bir çizgiye çekilmiştir.

Şimdi gözler Biden’ın Türkiye ve Ortadoğu başta olmak üzere bölge politikasına çevrilecek.

Biden geçmişten ders çıkaracak mı yoksa aynı yanlışlara devam mı edilecek?

Biden’ın Başkan olmasının ABD-Türkiye ilişkilerini nasıl etkileyeceğini TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Akif Çağatay Kılıç’a sordum. Kılıç şunları söyledi:

“Ümit ediyorum ki Sayın Biden, Sayın Obama’nın özellikle ikinci döneminde yapmış olduğu uluslararası siyaset ve güvenlik politikaları gibi konulardaki hatalardan ders çıkartmıştır. Çünkü bugün bölgemizdeki bir takım önemli sorunların temeli oraya dayanıyor. Aynı yanlışları ümit ederiz ki yapmaz. Yapar ise dünya 2016’daki dünya değil Türkiye’de 2016’daki Türkiye değil. Alışılagelmiş doktrinler üzerinden yürümeye kalkarsa o zaman sıkıntı yaşarız. Niye? 2000’lerin 1990’ların 1980’lerin dünya gerçekleriyle bugünküler aynı değil. Dünya gerçeklerine göre hareket etmelidir.”

Bu cümleler altı çizilecek ve tekrar tekrar okunması gereken mesajlar.

Biden yemin ederken yapılan törende ‘ittifaklarımızı onaracak, dünya ile daha yakın ilişkiler kuracağız’ mesajı verdi.

Bakalım Biden yeni dönemde neler yapacak?

‘Sözde’ tartışmaları iki ülkenin ilişkilerini iyiye götürmez.

Amerika’nın stratejik ortaklık için daha çok çaba ve bunu göstermesi gerekiyor.

Trump ne yapacak?

Trump’ın gelişi gibi gidişi de olay oldu.

Eski Başkan görev süresince çok tartışıldı ama sonuçları kabul etmeyip giderken söylediği sözler de çok konuşulacak: ‘Bir şekilde geri döneceğim.’

Bakalım önümüzdeki günlerde Trump neler yapacak?

Şimdiden görünen, geri çekilmeyecek, bir oluşum başlatacak.

Kongre basma krizinin ardından Amerika yeni tartışmaların içine çekilebilir gibi gözüküyor.

Ruh sağlığımız nasıl?

Salgın ister istemez ruh sağlığımızı bozuyor.

Eskisi gibi davranamamak, sosyalleşememek, bir yerlerde toplu sohbetlere katılamamak insanı etkiliyor.

Yasaklar sürüyor ve rakamlar düşüyor ama ruh sağlığımızı da unutmayalım.

Biran önce normalleşmek, eski günlere dönmek için herkes elinden geleni yapmalı.

Aşılama arttıkça, kurallara uyuldukça yine o maskesiz günlerin geleceğini düşünüyorum.

Uzmanlar her şey yolunda giderse normalleşmenin yazı bulabileceğini söylüyor.

Umarım daha erken olur.

Daha erken hayat için aşılanma oranının da artması gerekiyor.

Aşılar ne durumda?

Herkesin gözü normal hayatta. Aşılamada hızlıyız. 1 milyonu geçtik. Gözler yeni aşıların gelmesinde.

Bu haftaki temaslarımda en çok aldığım sorular ve konuşulan konular şöyle:

- Maskesiz günler ne zaman gelecek?

- Aşıların devamı ne zaman gelecek?

- Herkes aşı olabilecek mi?

- Kafeler, restoranlar ne zaman açılacak?

- Sokağa çıkma kısıtlamaları ne zaman bitecek?

Yazının devamı...

Yabancı yatırımın rotası Türkiye

Güven ve istikrar arayan yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisi arttı. Özellikle Türkiye’deki sağlık sisteminin avantajları yabancı yatırımcıyı Türkiye’de yaşamaya sevk etmeye başladı. Uluslararası ticarete ve yabancı yatırımcılara danışmanlık yapan hukukçu Hakan Kayaaslan ile yabancı yatırımcıların hangi taleplerle geldiğini konuştuk. Dikkat çeken ise İngiltere ve Almanya’dan gelen vatandaşlık talepleri...




Salgın yeni bir dünya düzeni yaratacak.

Ülkeler sağlık sistemi ile büyük bir sınav veriyor.

Türkiye’deki sağlık sistemi birçok ülkeden ileri.

Bu nedenle yabancı yatırımcı rotasını Türkiye’ye yatılı çevirdi.

Özellikle Türkiye’deki sağlık sisteminin avantajları yabancı yatırımcıyı Türkiye’de yaşamaya sevk etmeye başladı.

Uluslararası ticarete ve yabancı yatırımcılara danışmanlık yapan hukukçu Hakan Kayaaslan ile yabancı yatırımcıların hangi taleplerle geldiğini konuştuk. Dikkat çeken ise İngiltere ve Almanya’dan gelen vatandaşlık talepleri.

Bireysel yatırımcı anlamında sağlık sisteminin Türkiye’yi öne çıkardığını belirten Kayaaslan, “Bize ‘Türkiye’de yaşamak istiyoruz’ diye talepler arttı. ‘Ev alıp yatırım yapayım’ diyenler çoğaldı. Vatandaşlık istiyorlar. Yani hem iş, hem vatandaşlık için geliyorlar. Türkiye’de pandemi sürecinin iyi yönetilmesi de talebi artırdı” diyor. Kayaaslan sorularımızı şöyle yanıtladı:

Türkiye’ye talep arttı

Yabancı yatırımcılarla sürekli irtibat halindesiniz, Türkiye’yi nasıl görüyorlar?

Bize Türkiye’de yatırım yapmak için hukuki açıdan başvuruyorlar. Danışmanlık istiyorlar.

Türkiye’nin geleceğine büyük güven duyuluyor. Genç nüfus olmamız onların ilgisini çekiyor, güven veriyor. Salgın sürecinden sonra sağlık sisteminin iyi olması onlara güven veriyor. Yatırımın temelinde de güven yatar. Ülkemizin yaptığı tanıtımlarda yabancı yatırımcının ilgisini çekmiş.

Bugünlerde tekrardan bir yabancı yatırımcı hareketi başladı. ‘Türkiye’de yatırım yapmak istiyoruz bize yardımcı olun’ diye bize geliyorlar. Özellikle yabancılara verilen vatandaşlık haklarıyla beraber rağbet çok arttı.

Türkiye’de mi yaşamak istiyorlar?

3 tür yabancı yatırımcı geliyor. Bireysel yatırımcılar, orta ölçekli yatırımcılar ve devlet yatırımları için büyük ölçekli gelen yatırımcılar.

Bireysel yatırımcı emlak alımı ile gelmeye başladı. Vatandaşlık için de gelenler var. Türkiye’de yaşamak istiyoruz diyorlar. Örneğin İngiliz ve Almanlar. Özellikle bu aralar İngiltere’den hem ev alayım hem vatandaş olayım diyen çok. Suriye ve Irak’tan da gelenler var. Kendi ülkesine kızanlar da çok. Türkiye’de pandeminin iyi yönetilmesi de talebi artırdı. Yani hem vatandaşlık hem iş için geliyorlar. Türkiye güvenli liman olarak görülmeye başlandı. Bireysel yatırımcı anlamında sağlık sistemimiz Türkiye’yi öne çıkarıyor.

Bodrum, Antalya...

Hangi bölgelere hangi yatırımcılar geliyor?

Küçük yatırımcılar ağırlıklı olarak gayrimenkul alımı için geliyor. Emlak sektörünün canlanmasında yabancının önemli rolü oldu. Ağırlık olarak İngilizler Bodrum, Marmaris, Fethiye çevresine, Almanlar Kemer çevresi, Ruslar Antalya bölgesine geliyor. Ekonomik gelişmeler nedeniyle Türkiye’yi şu an yatırım yapılabilir bir noktada buluyorlar.

Orta ölçekli gelenler ise sanayi yatırımı için gelen yatırımcılar. Çünkü Türkiye’nin genç ve dinamik bir nüfusu var.

Teknolojiye yönelik değişime açık bir milletiz. Türkiye’nin hem hammadde hem işgücü yönüyle fırsatını görüyorlar. Lojistik anlamında kolay ulaşılabilirlik ve dünyaya açılma kolaylığı Türkiye’yi tercih sebepleri. Bunlar da ağırlıklı olarak İstanbul, Kocaeli ve İzmir bölgesine geliyor. Anadolu’ya da gelmeye başladılar. Çünkü ulaşımı rahat. Limanlara çıkış yakın. Ankara özellikle yabancı yatırımcının lojistik yatırımları konusunda öne çıkmış durumda.

Türkiye’de üretim hedefi

Enerji yatırımına gelenler var mı?

Enerji yatırımcıları da geliyor. Türkiye özellikle yenilenebilir enerjide fırsatlar ülkesi,
rüzgarımız başta olmak üzere yabancının ilgisini çekiyor. Türkiye’de üretim desteklendiği için birçok yabancı firmanın Türkiye’de üretime başlama hedefi var. Panel ve rüzgar kanadı üretimi gibi.

Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu yabancıyı çekiyor. Bir de Türkiye’deki şirketleri satın alma ya da ortak olma yoluyla piyasaya girmeye çalışıyor yabancı şirketler. Hazır yatırıma yabancının finans bulması çok daha kolay oluyor. Gelme nedenlerinden biri de bu. Türkiye’nin ekonomik verilerini değerlendirince geri dönüşüm hızı Avrupa ve Asya pazarına bakınca en hızlı geri dönüşümün Türkiye olduğunu çok rahatlıkla görüyorlar. Yani onlar için öngörülebilir bir yatırım oluyor.

Anahtar teslim projeye rağbet

Yabancı yatırımcı ne bekliyor?

Üçüncü ölçekli dediğimiz yatırımcılar devlet yatırımları için ülkemize rağbet gösteriyorlar. Devletin alt yapı yatırımlarına ve büyük teknoloji gereken yatırımlara. Yabancı ne bekliyor? Öngörülebilirlik bekliyor. Karşılaşacağı riskler ve lisans, ruhsat problemleri gibi. Her ülkede bunlar olur.

Yapacağı yatırımın geri dönüşünün ne zaman olacağına bakıyorlar. Çünkü ona göre finans bulacaklar. Yabancı yatırımcı anahtar teslim projelere daha çok rağbet gösteriyor.

Ruhsat ve her türlü izni alınmış olması gelme nedeni. Birçok ülke yabancı yatırımcı çekmek için anahtar teslim projeler uygulanmaya başladı. Bizde yabancı yatırımcı için çok teşvik var. Yabancı yatırımcı kendini rahat hissetmek istiyor.

1600’ÜN ÜZERİNDE ABD’Lİ ŞİRKET VAR

Yatırımcı profili değişti mi, en çok hangi ülkelerden gelen var?

Türkiye’ye kaliteli yatırımcı gelmeye başladı. Teknoloji şirketleri iyi gelir getiriyor yabancı için. Türkiye’de bunlara talep çok arttı yabancı yatırımcıdan. Son dönemde Çin’den gelmeye başladı. İran, Almanya’dan gelen var. Türkiye’de 1600’ün üzerinde Amerikalı firma var. Az değil bu. Yatırımın temeli güvendir. Sağlık sistemi, ekonomik gelişmeler, teşvikler, genç nüfus ve en önemlisi güven. Bu günlerde bunlar nedeniyle yabancının ilgisi Türkiye’ye artmış durumda.

Özellikle tarım şirketleri Türkiye’den talepte bulunmaya başladılar. Büyük ölçekli arazilerde uzun süreli anlaşmalar yaparak tek bir yerle anlaşmak istiyorlar. 1000-2000 dönüm yerleri kiralıyorlar.

Ulaşım ağının gelişmesi de Türkiye’nin artısı. Türkiye’nin artık doğusundan batısına kuzeyinden güneyine her bölgesi yatırım yapılabilir hale geldi. Ulaşılabilir olmak yabancı yatırımcı için çok önemli.

Yazının devamı...

Aşı zamanı

Salgın ile ilgili aşılanma başladı. 

Normal hayata dönmek için aşı şart.

Salgının bitmesi için en az yüzde 60 aşılanma gerekiyor.

Ama aşı olunca da her şey bitmeyecek.

Yine maske takılacak. Yine mesafe yine hijyen.

İlk aşıdan itibaren 30-45 gün sonra kişinin korunma sağlanacağını da unutmayalım.

Ayrıca aşı olan korunabilecek ama bulaştırma yine yapabilecek.

O yüzden bir müddet daha salgın ile mücadeleye devam.

Konuştuğum Bilim Kurulu üyeleri aşılamalar istenilen gibi giderse yaza rahatlamanın olabileceğinin altını çiziyor.

O yüzden ‘aşı zamanı ve haydi büyükler aşıya’ diyoruz...

Nasıl grip aşısı oldum?

Birçok kişinin aklında ‘ben ne zaman aşı olacağım?’ sorusu var.

Ben de aşılanma başlayınca e-nabız uygulamasına girdim.

Aşı durumuma baktım.

İlk açınca sayfanın üstünde grip aşısı sırasının bana geldiği ve aile hekimime başvurmam gerektiği uyarısı aldım.

Kovid ada böyle olursa e-nabıza bakarak hemen göreceğiz demek ki.

Başarılı bir uygulama olmuş. 

Aile hekimime gittim ve reçete yazıldı.

Eczaneden aşıyı almam ve tekrar aile hekimime gelerek aşının vurulabileceği belirtildi. Ama eczanelerde sanırım bu hafta grip aşısı sıkıntısı varmış.

5 eczaneden ‘depolar da bile yok’ yanıtı aldım.

Bulmam biraz zor oldu.

Ama dün aşımı oldum...

Ümit Besen’in reklamı neden bitti?

Enerji Bakanı Fatih Dönmez geçtiğimiz günlerde Boron bulaşık deterjanının tanıtımını yapmış ve toplantıda Ümit Besen’in yer aldığı reklam filmi ilk olarak gösterilmişti.  

Reklam güzeldi.

Bir dönemin çok iyi bildiği ‘nikah masası’ şarkısını Ümit Besen gülümseten bir tarz ile Boron bulaşık deterjanı için söylemişti.

Geç artık Boron’a geç biran önce’ diyordu. 

Televizyonlarda da reklam gösterilmiş ve ilgi çekmişti.

Ancak devlet destekli olan bor ürünlerine yönelik reklam 1 hafta gösterimde kalmamış.

Nedeni ise rakiplerin yayından kalkması için başvurması.

Eti Maden Genel Müdürü Serkan Keleşer ile yaptığım sohbette öğrendim.

Enerji Bakanlığı’nın desteklediği Bor ürünleri için başka bir bakanlığa itiraz edilmiş ve reklama yayın yasağı gelmiş.

Duyunca şaşırdım.

Çok stratejik bir maden olan Bor ürünlerine destek olmak gerekiyor.

Bizdeki lityumun saflığı yüzde 99,9

Geçtiğimiz günlerde yerli arabada kullanılacak batarya için önemli olan lityum üretim tesisi açılmıştı.

Bizdeki lityumun kalitesi çok iyiymiş. Eti Maden Genel Müdürü Serkan Keleşer anlattı.

Keleşer, “bizim lityumun saflığı yüzde 99,9 çıktı” dedi.

TÜBİTAK Türkiye’deki lityumun kalitesini incelemiş ve hatta gönderilen lityum örneğinden düğme pil bile yapmış.

Yerli arabanın bataryasında kullanılacak lityum için açılan üretim tesislerinde yılda 600-700 tonluk üretim hedefleniyormuş.

Çocuklara güvenli internet eğitimi

Çocukların çok beğendiği Rafadan Tayfa şimdi de Dijital Tayfa oldu.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin katkılarıyla hazırlanan Dijital Tayfa, internetin doğru ve güvenli kullanımını, dijital teknolojiyi ve dünyayı, internet bağımlılığını, sanal zorbalığı, yapay zekayı, oltalama konularını çocuklara eğlenceli bir şekilde anlatacak. Yerli çizgi filmin yapımcısı İsmail Fidan, ilk bölümlerin büyük ses getirdiğini ve çocukların çok beğendiğini söyledi.

Fidan, dijital dünyayı ve tehlikelerini çocuklara eğlenceli olarak anlatacaklarını vurguladı.

 

Yazının devamı...

BiR BOR HiKÂYESi

Bor, geleceğin madeni. Topraktan çıktığı gibi satarsanız tonu 150 dolar. Ama işlerseniz tonu 1.5 milyon dolara çıkabiliyor. Dünyanın bor ihtiyacını 1000 yıl karşılayacak rezerve sahip olduğumuz düşünülünce ortada ilginç bir hikâye var. Bakan Dönmez ile konuştuk...

Türkiye bor zengini. Büyük rezervler var.

Temizlik ve hijyen ürünleriyle Türkiye’de öne çıktı bor ama stratejik açıdan geleceğin madeni.

Topraktan çıktıktan sonra fiziksel zenginleştirmeyle satarsanız tonu 150 dolar. Ama işlemeye başlayınca örneğin zırhta kullanırsanız tonu 400 bin dolara çıkıyor. Tank zırhı ve helikopter koltuk zırhı yapımında kullanılıyor bor karbür. Çelikten 2 kat dayanıklı 3 kat hafif olması da büyük avantaj.

İşin içine nükleer tesis başta olmak üzere stratejik konular girince tonu 1.5 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Bor karbür nükleer reaktörlerde kontrol çubuğu ve absorpsiyon bilyası olarak büyük bir işlev görüyor.

Dünyanın en kaliteli boruna sahip Türkiye bor karbürü işlemeye yönelik tesis de yapacak. Başka bir ülkede bor olmasa, dünyanın bor ihtiyacını Türkiye’nin 1000 yıl karşılayacak rezerve sahip olduğu düşünülünce ortaya ilginç bir hikâye çıkıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile bor madenini ve gelişim serüvenini konuştuk.

Gelin bor madeninin 150 dolardan 1.5 milyon dolara nasıl dönüşebileceğini Bakan Dönmez’den dinleyelim:

DÜNYA REZERVİNİN %73’Ü TÜRKİYE’DE

- Bor nasıl bir maden, önemi neden kaynaklanıyor?

Bor, çok çeşitli bileşik yapma kapasitesine ve nötronları absorbe etme özelliğine sahip olmasından sanayinin vazgeçilmez hammaddelerinden.

Dünyada stratejik öneme sahip olan bor, savunmadan cam sektörüne, seramikten tarıma ve temizlik ürünlerine çok çeşitli alanlarda kullanılıyor.

Dünyada 4.5 milyar ton bor rezervi var. Bu rezervin 3.3 milyar tonu Türkiye’de. Yani yaklaşık yüzde 73’ü. Geri kalan 1.2 milyar tonu rakip ülkelerde. ABD’nin rezervi yüzde 6, Rusya yüzde 8, Çin, Şili, Peru, Arjantin yüzde 3.

Türkiye’de Eskişehir, Kütahya ve Balıkesir’de çıkıyor. Peki, yıllık bor tüketimi dünyada ne kadar? 4 milyon ton civarında. Bu hesaba göre dünyada hiç bor olmasa, bir tek bizde olsa, dünyanın bor ihtiyacını 1000 yıl biz veririz.

Rezerv, üretim ve satışta ‘dünya bor lideri’yiz. Dünya bor sektöründeki talebin yaklaşık yüzde 56’sı Türkiye, yüzde 28’i Amerika olmak üzere 2 ana üretici tarafından karşılanıyor.

Ayrıca, Rusya, Çin, Şili ve Arjantin gibi ülkeler de belirli paya sahip. Dünya bor üretim kapasitesi yaklaşık 5.7 milyon ton, üretim potansiyeli tüketimden çok fazla. Bizim tek başımıza yaklaşık, 2.8 milyon ton üretim kapasitemiz var.

CAM, SERAMİK, TARIM

- Bor dünyada hangi alanlarda kullanılıyor?

Bor çok fazla alanda kullanılıyor. Başlıca cam, seramik ve tarım sektörlerini de sayabiliriz. Dünya bor ürünleri tüketiminin yüzde 48’i cam, yüzde 15’i tarım, yüzde 15’i seramik-frit, yüzde 3’ü deterjan-temizlik sektörlerinde. Bor ürünlerinin bu sektörlerdeki kullanımı; cam ve seramik üretim prosesi ve ürün kalitesinde iyileştirirken, tarımda da gelecekte kullanımı daha da artacak. Bor ürünleri tarımda da mikrobesleyici olarak kullanılmakta, hem ürün kalitesini hem de üretim rekoltesini artırıyor. Sağlık sektöründe de bor ürünlerinin kullanımı her geçen gün artıyor.

NÜKLEER VE ZIRH

- Gelelim stratejik tarafına. Bora geleceğin madeni deniyor...

Özellikle savunma sanayi için önemli olan ve ileri teknolojili nihai ürünlerin üretilmesi için önemli girdilerden olan bor karbürün ülkemizde üretilmesine yönelik çalışmaları başlattık. Kaliteli bir ürün üretmek isteyen Türkiye’nin borunu almak durumunda.

Bu stratejik dönüşümle, bor madenindeki kolemanitteki katma değer, borik asit gibi rafine ürünlerde 3 katına, bor karbür gibi ürünlerde 150 katına, bu ürünlerin kullanıldığı zırh yapımı ve nükleer gibi sektörlerde ise 500 hatta 2 bin katına çıkarılabilmektedir.

Ayrıca, borun nötron tutucu özelliği nedeniyle nükleer santrallerde reaksiyon düzenleyici olarak kullanılıyor. Bu da bir teknoloji yani bordan elde edilen katma değer 150 dolardan 1.5 milyon dolara çıkabiliyor.

ÇELİKTEN 2 KAT DAHA DAYANIKLI 3 KAT DA HAFİF

- Bor karbür ile ilgili bizim ne projemiz var?

Bor karbür, elmas ve bor nitrürden sonra en sert malzeme. Yapacağımız yatırım ile ilk etapta bor karbür tozunu üreteceğiz. Bu ürün kalitesine göre tonu 20 - 30 bin dolar arası satılıyor.

Bundan helikopter koltuğunun zırhı yapılıyor. Yani savunma sanayi için önemli. Tankı zırhlayabilirsiniz. Çelikten iki kat dayanıklı 3 kat daha hafif. Tankı korumak için 10 ton çelik kullanacağına 3 ton bu malzemeyi kullanıyorsun. Hafif olması nedeniyle zırhlı araç daha uzun mesafeye gidiyor ve hareket kabiliyeti artıyor. Bunun tonu ise 350 bin dolar. Çelik ile 10 kiloya zırhladığınız bir kişiyi bor karbür kullandığınızda 3 kiloyla zırhlıyorsunuz.

VATANDAŞIN CEBİNE  KATKI 800 MİLYON TL

- Temizlik ürünleriyle boru kullanmaya başladık, ekonomiye katkısı ne olacak?

Boron temizlik ürünlerinin pazar payı 2019’da yüzde 8’in üstüne çıktı. Boron bulaşık ürünlerinde yaklaşık 500 bin adet ürün satışına ulaştık. 2019’da boron ürünlerinde toplam satışı ise 9 milyon adeti buldu. Satıştaki ciromuz bizim yaklaşık 150 milyon lira. Ama vatandaşın cebine katkımız 800 milyon lira. Bir de sağlık katkımız var. Biz bu ürünü temizlikte neden kullanıyoruz? Borun anti bakteriyel, anti viral, anti fungal, anti alerjik özelliği var.

ATIĞINDAN YERLİ ARABAYA LİTYUM!

Eti Maden Genel Müdürü Serkan Keleşer ise borun işleme, üretme ve atıkların değerlendirmesini, teknik detaylarını ve püf noktalarını şöyle anlattı:

- Borun atıkları nasıl değerlendiriliyor?

Bor madeninden rafine bor üretimi sırasında ortaya çıkan sıvı ve katı atıkları uygun koşullarda depoluyoruz. Bor yatakları belli oranlarda lityum içermekte olup, bugüne kadar lityum varlığı geleneksel üretim teknolojileri ile ekonomik olmadığından değerlendirilememişti.

Ancak, Eti Maden tarafından ülkemiz için kritik öneme sahip lityum ile ilgili 3 yıldır çalışmalar yürütülmüş ve sıvı atığın içindeki lityumu geri kazanma teknolojisi geliştirilmiştir.

İlk etapta yıllık 10 ton lityum üretim kapasitesine sahip pilot tesisi devreye aldık. Bu tesiste, atıklardaki bor ve lityum alınarak lityum karbonat ve satılabilir bor ürünleri üretimi gerçekleştirilecek. İleride kurulacak 600 ton/yıl kapasiteli tesis ile de, yerli otomobilimizin (TOGG) pillerinde kullanılacak lityum ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele ulaşmayı ve lityum ithalatını sona erdirmeyi hedefliyoruz.

Ayrıca, atıkların 10’da 9’undan da kurtuluyorsunuz. Şöyle ki yatırımla birlikte atığın içinden ekonomik değeri olan lityumla birlikte, satılabilir boraks deka ve saf su olmak üzere 3 ürün elde ediyoruz. Sıvı atık barajına gerek de kalmıyor eskisi kadar.

Bu tesisle 2.7 milyon ton cevher yıllık işliyoruz. Sıvı atık 433 bin ton çıkıyor. Tesisle birlikte 600 ton lityum, 45 bin ton boraks deka ve 340 bin ton saf su elde ediyorsunuz. 433 bin ton atık, 47 bin ton sıvı ve 500 ton katı olmak üzere toplamda 48 bin ton atığa dönüşüyor. Ekonomisine gelirsek lityum 600 ton, ortalama 20 bin dolardan 12 milyon dolar. 45 bin ton boraks deka 20 milyon dolar. Toplam kazanç 32 milyon dolar. 1.5 milyon dolarlık her yıl atık barajı yapmıyorsun. Yani yıllık 33.5 milyon dolarlık atık getirisi oluyor. Tesisi kurunca 3-4 yılda kendini amorti edecek.

Yazının devamı...

Darbe tartışmaları ve Amerika rüyası

Darbe tartışmaları demokrasinin kabul edemeyeceği bir konu.

Ama Türkiye’de sık sık tartışılır oldu.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ‘Menderes erken seçim kararı alsaydı 1960 darbesi olmazdı’ demiş.

Bu sözler büyük bir tartışma yarattı.

‘Darbelerin erken seçimle ilgisi yok’ diyenler çoğunluktaydı.

2021’e girdik ama hala darbe beklentisi olanlar da var galiba.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’a ‘hala darbe beklentisi içinde olanlar var mı?’ diye sordum.

Kurtulmuş, “Türkiye’de hala darbe beklentisi veya hayali içerisinde olanlar varsa onlara 15 Temmuz’u hatırlatırız. Bu aziz millet kendi iradesine vurulmak istenen hiçbir prangayı kabullenmeyecek, hiçbir darbeye müsaade etmeyecek, asla geçit vermeyecektir” yanıtı verdi.

Kurtulmuş darbe beklentisi içinde olanlara da şu uyarıyı yaptı:

“Demokrasiye ve millet iradesine saygı duymak vatanseverliktir, vatan borcudur. Hiç kimse darbe imasında bulunmak ya da darbe şakşakçılığı yapmak gibi vahim bir yanlışa düşmesin.

Bu topraklarda hiç kimse milletin tercihleri dışında bir iradeyi dayatmaya kalkmasın zira millete rağmen söz söyleyecek ve karar verecek hiçbir beşeri güç yoktur. Türkiye’de darbelerin konuşulmasına bile milletin tahammülü yoktur. Türkiye önümüzdeki dönemde yükselişini sürdürmeye devam edecek ve tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu adil, hakkaniyetli, dayanışmacı yeni bir dünya sistemin kurulması istikametinde çabalarını sürdürecektir.”

Amerika’da neler oluyor?

Her fırsatta dünyaya demokrasi dersi veren Amerika’nın düştüğü durum ortada.

Tam bir kaos. 

Tarihe demokrasi utancı olarak geçeceği kesin.

En ufak bir şeyde, dünyaya üstten bakan Amerika, yönetimi kongre basarak almaya çalışan bir ülke konumuna düştü.

15 Temmuz hain darbe girişimini görmezden gelmişlerdi.

Kongre baskını yaşadılar.

TBMM bombalandığı zaman ‘kalkışma girişimi’ bile diyemediler.

Kongre baskını sonrası ‘darbe, kalkışma’ diyorlar.

Dünyadaki yaşananlara objektif bakamayanlar büyük yara aldı, şok yaşadı. 

Rüyalar ülkesinin düştüğü durum.

Yenilenebilir enerji atağı

Türkiye, yenilenebilir enerji konusunda büyük atağa geçti.

Enerji Bakanı Fatih Dönmez bu konuya büyük önem veriyor.

Yenilenebilir enerji sektörü salgın döneminde güçlenerek çıkan sektörlerden biri olmuş.

Enerji piyasasının güneşin etrafında şekilleneceğini dile getiren Bakan Dönmez, “Yaptığımız yatırımların karşılığını geçtiğimiz yıl rekor üretimlerle aldık. Mayıs 2020’de elektrik üretimimizin yüzde 5,6’sını güneş enerjisinden karşıladık. 2020 bu anlamda oldukça parlak geçti. Bu başarı trendini inşallah 2021’e ve sonrasına da taşımak istiyoruz. Sektör güneşi tanıdı, öğrendi, yeni birikimler kazandı. Yurt dışından pek çok yatırımcı ülkemize geldi. Beraberinde ciddi bir know-how transferi de gerçekleşti. Türkiye, geriden geldiği bu yarışta son düzlükte depar atarak pek çok ülkenin önüne geçti” vurgusu yaptı.

Enerjide sessiz devrim yaşanıyor.

Önünüzdeki günlerde çatılarda güneşin daha çok parladığını göreceğiz.

Aşı herkese yetecek mi?

Çin aşısı geldi. Ama daha yapılmaya başlamadı.

Aşı herkesi yetecek mi? Yeteri kadar aşı gelecek mi? Tek doz mu verilseydi?

Şimdi bu tartışılıyor.

Biran önce yerli aşının da bitirilmesi gerekiyor.

Uzmanlar aşıların herkese ulaşması için farklı öneriler de getiriyor.

Bunlardan biri de Endonezya’nın yaptığı gibi aşının hammaddesini Çin’den alıp Türkiye’de aşı üretimine geçmek...

Yazının devamı...

Büyük fırsatlarla yarınlara yürüyeceğiz

2020 salgınla mücadele ile geçti. 2021 neler getirecek?

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile 2020 yılında yaptıklarını ve 2021 hedeflerini konuştuk. 2021 yılında hem gençliğe yönelik hem de spor alanında projelerin artacağını belirten Kasapoğlu, “bu pandemi sürecinde hiçbir şekilde moralimizi bozmadan, inancımızı koruyarak, gayretle aşkla bu ülke için çalışacağız. Bu pandemi sürecini fırsata dönüştürme adına ekip olarak büyük bir gayret içindeyiz ve inanıyoruz ki bu sürecin sonunda daha büyük fırsatlarla yarınlara yürüyeceğiz” diye konuştu.

Bakan Kasapoğlu 2020 ve 2021’i Milliyet’e telekonferans ile şöyle değerlendirdi:

2020 nasıl geçti?

Geride bıraktığımız 2020 yılı, Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve kısa sürede bütün dünyaya yayılarak bir pandemi halini alan Kovid-19 virüsü nedeniyle tüm insanlık için zor bir yıl oldu.

Bu zor geçen senede ülkeler, hayatın her alanını kapsayan tedbirlerle yayılımı kontrol altına almaya çalıştılar, çalışıyorlar. Virüs ortaya ilk çıktığı anda ülkemiz, sahip olduğu sağlık altyapısıyla, çağın gerektirdiği en üst niteliklerle donatılmış hastane yatırımlarıyla ve fedakâr sağlık ordusuyla pandemiyle mücadelenin sembol ülkelerinden biri olmuştur. İşte bu süreçte sınıfta kalan pek çok Avrupa ülkesinin aksine Türkiye, sosyal devlet olmanın gerekliliklerini başarıyla yerine getirdi.

Salgın süreci sizin bakanlığınızı nasıl etkiledi?

Pandemiye rağmen çalışmalarımızın ve hedeflerimizin pek çoğunu başarıyla gerçekleştirdik. Örneğin, virüsün yurt dışı kaynaklı olması nedeniyle, özellikle yurda ilk girişlerde uygulanan 14 günlük karantina süreci, yayılımın kontrol altında tutulması noktasında önemli sacayaklarından biri olmuştur. Ülkemizin sahip olduğu öğrenci yurdu altyapısı, bu süreci en etkili şekilde yönetmemize imkân sağlamıştır. Bu zor süreçte yurtlarımız, sadece gençlerimizin değil, bütün milletimizin yuvası olduğunu ispat etmiştir. Biz bu süreçte, 81 ilimizdeki 293 yurdumuzda, dünyanın 97 farklı ülkesinden gelen 100 bin 410 vatandaşımıza ev sahipliği yaptık. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; pandemi süreci içerisinde olmamıza rağmen geride bıraktığımız dönemde çalışmalarımızın ve hedeflerimizin pek çoğunu başarıyla gerçekleştirdik. Süreç devam ediyor. Hem sahada hem dijitalde çalışmalarımız asla hız kesmeyecek. Şartlar ve koşullar ne olursa olsun, devletimizin bütün imkanlarını gençlerimiz, sporcularımız ve bütün vatandaşlarımız için seferber etmeye devam edeceğiz.

2020’de neler yaptınız?

2020 yılı çalışmalarımıza örnek vermek gerekirse; ‘Evde Kal Hareketsiz Kalma, Eşit Ağırlık, Zinde Kal, Hayat Sanat Edebiyat, Benim Mesleğim, Bir Lider Bir Şehir, Bilgi Yarışmaları, Zekâ Oyunları, Kamp Günlüğü’ gibi programlarla, on-line konserlerle gençlerin zamanlarını daha eğlenceli ve verimli geçirebilmeleri için müzik, sanat, eğitim, hobi gibi çeşitli konularda sosyal medya faaliyetleri yürüttük. Gençlik Merkezlerimizi EBA erişim noktaları haline getirerek, bilgisayar ve internet erişimi kısıtlı olan gençlerimize önemli bir imkân sağladık. 267 gençlik merkezimizdeki 398 atölyede, 2 bin 598 bilgisayar ile bugüne kadar 48 bin 240 gencimiz bu hizmetimizden faydalandı ve faydalanmaya da devam ediyor. Ayrıca, EBA TV’de yayınlanmak üzere spor eğitim programlarını hayata geçirdik. Öte yandan, 19 Mayıs’ı da kapsayan Gençlik Haftası ve Ramazan Bayramı kutlamalarını, 29 Mayıs İstanbul’un Fethi etkinliklerini dijitale entegre ederek, evde kalınan süreç içerisinde milli ve manevi günlerimizin coşkusunu birlikte yaşadık.

SPORDA BAŞARILI BİR YIL OLDU

Spor açısından nasıl bir yıldı?

2020 yılı pandemiye rağmen sportif başarılar konusunda da çok önemli bir yıl oldu bizler için. Ülkemizin son 18 yılda imza attığı devrim niteliğindeki hamleler; Türk sporuna da çağın ivmesini kattı. Futboldan güreşe, atletizmden basketbola pek çok branşta hızla mesafe kat etmemiz de bu sayede mümkün oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı yolda; Türkiye, bölgesinde güçlü, dünyada söz sahibi bir ülkeye dönüştükçe, siyasal ve ekonomik alanda istikrar sürdükçe; bizim sporumuzun gelişimi için yaptığımız yatırımlar da aynı ölçüde büyüdü. Örneğin, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlenen Ritmik Jimnastik Avrupa Şampiyonası’nda ‘3 çember 2 labut’ aletinde Avrupa Şampiyonu olan Ritmik Jimnastik Grup Milli Takımımız. Kızlarımız ülkemize bir ilki yaşattı ve tarihi bir başarıya imza attı. Yine jimnastik branşında, Avrupa Kadınlar Artistik Jimnastik Şampiyonası’nda büyükler kategorisinde, yer aletinde Göksu Üçtaş Şanlı gümüş madalya ve gençlerde asimetrik paralel aletinde Derin Tanrıya şükür bronz madalya kazandılar. Uluslararası organizasyonlar konusundaki başarımız, 2020 yılında da devam etti. Dünyanın en prestijli organizasyonlarının başında gelen Formula 1 bunlardan bir tanesi. F1, bir dünya başkenti, kıtaları birleştiren, medeniyetlerin beşiği İstanbul’umuza çok yakıştı.

YATIRIM VE PROJELERİMİZ ARTACAK

Gençlik için neler yapılıyor?

Biz Bakanlık olarak sağlıklı, geleceğe güvenle bakan, değerlerine ve ülkesine bağlı, alnı açık, başı dik, mutlu bir gençlik için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu memleket de bu gençlik de hepimizin. Dolayısıyla bizim bütün gayretimiz, onların bugününü de yarınını da mutlu ve huzurlu kılmak. Bunun için de hem gençlik hem de spor alanında yatırımlarımız, projelerimiz 2021 yılında da hız kesmeden devam edecek. Bakanlık olarak bizim gençlik ve spor alanlarında birçok önceliğimiz var. Ve bu önceliklerimiz, bu alanlardaki planlarımız, projelerimiz 2021 yılında da sürecek.

Bizim çalışma felsefemizde durmak yoktur. Biz yaşadığımız bu pandemi sürecinde hiçbir şekilde moralimizi bozmadan, inancımızı koruyarak, gayretle aşkla bu ülke için çalışacağız. Bu ülkenin gençleri için, sporcuları ve aydınlık yarınları için bugüne kadar hiçbir engelin, bariyerin moralimizi bozmadığı gibi çalışacağız. Dolayısıyla, önümüzdeki yılda çalışmalarımız, projelerimiz devam edecek.

SPORU TABANA YAYMAYA DEVAM

2021’de neler yapılacak?

Örnek vermek gerekirse, yurtlar bu ülkenin en büyük vizyon projelerinden birisidir. Hükümetimizin ve bakanlığımızın kredi ve burs vizyonu çok geniş. Her yıl amacımız bu çıtayı yükseltmek, burslardaki oranı artırmak ve daha çok gencimize ulaştırmak. Kredilerin, gençlerimiz işe başlayana kadar geri ödemesi olmuyor. Devrimlerden bahsettik, ülkemizin 2002 sonrası gerçekleşen tesisleşme yatırımları başka bir devrim ortaya koydu. Elimizdeki veriler de bunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bunları daha verimli kullanma yolunda çalışmamız var. Ayrıca, sporu tabana yayma konusunda çalışmalarımız 2021 yılında da hız kesmeden devam edecek. Biz, gençlerimizi, sporcularımızı destekleme adına çalışıyoruz. Amacımız bu ülkenin yarınları. Onların, yarınların Türkiye’sinde daha donanımlı, bu rekabetçi dünyada daha güçlü yetişmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Sorunlar var mı? Elbette var. Bunları gidermek de bizim vazifemiz. Değişen, dönüşen bir dünyada her gün yeni bir şeyle karşılaşıyoruz.

BİLİM KAMPLARI YAPILACAK

Yeni projeler, yeni stratejiler var mı?

Hem gençlik hem de spor dinamik bir alan. Dolayısıyla bunlarla ilgili yeni stratejileri üretmemiz gerekiyor. Dolayısıyla ben ve çalışma arkadaşlarım bu doğrultuda gayret gösteriyoruz. Bu pandemi sürecini fırsata dönüştürme adına ekip olarak büyük bir gayret içindeyiz ve inanıyoruz ki bu sürecin sonunda daha büyük fırsatlarla yarınlara yürüyeceğiz. Spor Toto aracılığıyla ülkenin dört bir yanına tesisler yaptık ve bu çalışmalarımız 2021 yılında da devam edecek. Örneğin, gençlik merkezlerimizin sayısını 350’ye çıkardık. Kamplarımız, ülkemizin dört bir yanına dağılmış vaziyette. Bu kampları tematik olarak güncelliyoruz. Örneğin bilim kamplarımız başlayacak. Matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarım, sinema, medya kampları. Geride bıraktığımız yıl boyunca ülkemize, gençlerimize ve Türk sporuna yeni açılımlar kazandıran pek çok faaliyeti gerçekleştirdik. Hedefimiz, 2021 yılında da gençlerimizin yüzlerini güldürecek ve ülkemize yeni sportif başarılar kazandıracak çalışmalara imza atmak olacak.

YÜZME BİLMEYEN KALMASIN

Sporculara ne gibi destekler veriliyor?

Şu an faal sporcu sayımız 3 milyon 948 bin 383. Ama bu rakam bizim için yeterli değil. Bu sayıyı da 2021 yılında daha yukarılara taşımak zorundayız. Yetenek taraması projesiyle yarınların şampiyonlarını şansa bırakmadan en güçlü şekilde yetiştireceğiz. Ve bu önemli projemiz de, yine Yüzme Bilmeyen Kalmasın. 10 bin pota gibi projelerimiz de önümüzdeki yıl devam edecektir.

2021’in sportif açıdan bizim için çok büyük bir önemi var. Organizasyonlar noktasında örneğin, İstanbul’da düzenleyeceğimiz UEFA Şampiyonlar Ligi finali, Bursa’da yapılacak 4. Dünya Göçebe Oyunları, Konya’da 5. İslami Dayanışma Oyunları’na ev sahipliği yapacağız. Yine A Milli Futbol Takımımızdan Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinde çok şey bekliyoruz. Ve tabi ki, önümüzdeki yaz düzenlenecek Tokyo Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları. Tokyo’dan çok önemli başarılar bekliyoruz. Geçtiğimiz iki yılda gelen sportif başarılar, adeta Tokyo’dan gelecek madalyaların birer işaret fişeğiydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazının devamı...

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.