SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Tom Dixon’ın Türk markayla iş birliği

.

Milliyet Haber

Yıllar önce Milano Tasarım Haftası’nda tanışmıştım ünlü İngiliz tasarımcı Tom Dixon’la.

Leonardo da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi’ndeki sergisini birlikte gezmiştik.

Bir spor giyim markasıyla yaptığı iş birliğini anlatmıştı: “Ben moda tasarımcısı değilim” diyerek.

Yaptığı koleksiyonun çok amaçlı olduğunu söylemişti. Duvara açık haliyle asılabilecek bir nevi dolaba dönüşebilen bir sırt çantasıyla başladığını anlatmıştı. “Milano’ya ilk geldiğimde parkta bir bankta yatmıştım. Onu düşünerek hem gündüz işe gidilecek hem de tersini çevirip bankta yatabileceğiniz kıyafetler, paltodan uyku tulumuna dönüşen tasarımlar yaptım” demişti.

Geçen yıl ise Eczacıbaşı Grubu’na ait VitrA için ‘Liquid’ başlıklı bir banyo koleksiyonuyla karşımıza çıktı Tom Dixon.

‘Liquid’, Dixon’ın ilk banyo koleksiyonu olma özelliğini de taşıyor.

VitrA yerli ve yabancı tasarımcılarla sık sık iş birlikleri yaparak dikkat çekiyor.

Londra’da Clerkenwell’de büyük bir showroom da açtı.

“Liquid” koleksiyonunu yerli ve yabancı tasarımcılarla sık sık iş birlikleri yaparak dikkat çeken VitrA’nın Londra’da Clerkenwell’deki showroom’unda görme şansım olmuştu. Koleksiyon Wallpaper dergisinin tasarım ödülünü aldı.

Daha önce Arik Levy, Claudio Bellini, Terri Pecora, Sebastian Conran, Christophe Pillet, Matteo Thun ve Ross Lovegrove gibi tasarımcılarla iş birliği yapan VitrA’nın global bir marka olarak uluslararası tasarımcılarla çalışması elbette kaçınılmaz.

Pandemi nedeniyle Tom Dixon koleksiyonunun lansmanı İstanbul’da henüz yapılamamıştı.

Sonunda bugün Tom Dixon tasarımı Liquid Koleksiyonu’nun lansmanı İstanbul’da Esma Sultan Yalısı’nda yapılacak.

Wallpaper dergisinden tasarım ödülü kazanan bu iş birliği belli ki markaya daha da değer katacak.

Tom Dixon kimdir?

1959 Tunus doğumlu Tom Dixon alaylı bir tasarımcı. Motosiklet tutkusu ve geçirdiği kazalar hayatında belirleyici rol oynamış.

Bir motosiklet kazası nedeniyle Chelsea School of Art’taki sanat eğitimini yarım bırakmak zorunda kalmış.

Daha sonra 1980’lerde kurduğu Funkapolitan müzik grubunda müzisyen olarak sürdürdüğü kariyerini yine bir kaza yüzünden sonlandırmış.

Tasarıma olan yeteneğini ise yine bir kaza sonucu motosikletini tamir etmek için kaynak yapmayı öğrenmesiyle keşfetmiş.

80’li yıllarda Londra sokaklarında çokça rastlanan metal hurdaları ve inşaat atıklarını toplayıp atölyesinde birleştirerek kendini önce bir zanaatkâr, daha sonra bir tasarımcı olarak yetiştirmiş.

“Atıkların, metal parçalarının her biri benim için potansiyel birer sandalye sırtlığı veya masa ayağıydı. Başlangıçta ticari kaygılardan tamamen uzak, sadece kendi zevkim için üretiyordum” diye anlatıyor bu süreci Tom Dixon.

İlk yıllarda yaptığı işlevden uzak heykellerin üretim mantığıyla ortaya çıkardığı tamamen fonksiyonel S sandalyenin Cappellini markası tarafından üretilmesiyle üne kavuşuyor.

Tom Dixon, halen zanaat ile tasarımı birleştirmesiyle önde gelen ödüllü tasarımcılar arasında dikkat çekiyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Tasarım dünyasının acı kaybı
  2. Antep kumaşı Dior koleksiyonunda
  3. Kapadokya'da beş günlük festival
  4. ‘En büyük başarım Türk halkının kahramanı olmak’
  5. New York’ta Ahmet Ertuğ sergisi
  6. Derin Tutku’nun anlamlı çağrısı
  7. Avatarlar da marka giyer
  8. Mamut Art Project 10. yılını kutluyor
  9. Festivalin sürpriz konuğu: Johnny Depp
  10. Kahve zincirinden spor salonuna