20. yüzyılın ikinci yarısında itibaren özellikle de bölgede petrolün işlenmeye başlamasından sonra Bandar Seri Begawan hızlı bir şekilde gelişim kaydetti. Benzer profildeki Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi kentlerle kıyaslandığında geçmişte tıpkı onlar gibi küçük bir kasaba olan Bandar seri Begawan büyük bir atılımla büyüdü.
İslâmi kurallarla yönetilen Brunei Sultanlığı'nda nüfusun çok büyük bir bölümü Müslümandır. Malaycanın resmi dil olduğu ülkenin karadan tek komşusu aynı dili konuştukları Malezya'dır.
1950'li yıllardan itibaren hızlı bir şekilde gelişmeye başlayan Brunei Sultanlığı ve onun en büyük kenti olan Bandar Seri Begawan'da çok sayıda görkemli yapı inşa edilmeye başlandı. Bunların en önemlisi de kubbesi altınla kaplı Sultan Ömer Ali Seyfeddin Camii'dir. Hint-Babür etkisi taşıyan cami, Uzak Asya'daki camiler içinde en dikkat çeken yapıdır.
İtalyan mimar Rudolfo Nolli tarafından bir lagünün kıyısında inşa edilen Sultan Ömer Ali Seyfeddin Camii'nin mermerleri İtalya'dan, halıları Belçika'dan, avizeleri İngiltere'den, granitleri ise Çin'den getirtilmiştir. Namaz vakitleri dışında turistlerin de ziyaret edebildiği caminin minaresi 52 metre yüksekliğindedir.
Tekstil ve orman ürünleri petrolden sonra en önemli üretim ürünleridir. Hatta petrol işlenmeye başlanmadan önce tekstil ve orman ürünleri Brunei'nin başlıca gelir kaynakları konumundaydı. Tropikal iklim kuşağında bulunan Brunei, doğal olarak gür ormanlarla kaplı olduğu için buradan elde edilen ürünler ülke genelinde de oldukça yaygındır.
Resmi para biriminin Brunei Doları olan ülkede yakın zamanda petrol kaynaklarının tükenecek olması yeni gelir kaynakları arayışını da beraberinde getirmiştir. Pek çok ürünün ithalatla karşılandığı ülkede özellikle emlak yatırımları revaçta.