Geri Dön

Bakan Gül'den 'İnsan Hakları Eylem Planı' açıklaması

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İnsan Hakları Eylem Planı'nın hazırlık sürecini katılımcı anlayışıyla sürdürdüklerini belirterek, "Bu çerçevede, her türlü görüş ve önerileri belirleyerek Bakanlığımız koordinasyonunda hükümet planı haline getirilmesi sağlanacaktır." dedi.

Bakan Gül'den 'İnsan Hakları Eylem Planı' açıklaması

Ankara Hakimevi'nde düzenlenen "Yeni İnsan Hakları Eylem Planı Değerlendirme Toplantısı"na katılan Gül, toplantı kapsamında politikalara yön verecek, insan hakları perspektifine yeni ufuklar kazandıracak görüşleri alacaklarını söyledi.

Eylem planı çerçevesinde her zeminde ortak aklın izini sürmeye devam edeceklerini dile getiren Gül, söyleyecek sözü olan herkese kapılarının ve kulaklarının açık olacağını, her kesime ulaşmaya çalışacaklarını ifade etti.

Gül, hak ve özgürlükleri korumanın ve geliştirmenin devletin ödevi olduğuna işaret ederek, "Her insan düşüncesini ifade özgürlüğüne, inanç, vicdan ve kanaat özgürlüğüne doğuştan sahiptir. İnsanların fikrini, kimliğini veya aidiyetini gizlemeye, değiştirmeye zorlayan bir iklim içerisinde hukuk devletinden söz edilemez. Biz ilk günden beri bu inanç ve düşünceyle hak ve hürriyetleri geliştirmenin arayışında olduk." diye konuştu.

Her vatandaşın devlet ile ilişkisinde hukuk içinde kalınacağından tereddüdünün olmaması gerektiğinin altını çizen Gül, "Her vatandaşımız, kendisine eşit ve adil muamele yapıldığından emin olarak devlet kapılarından ayrılmalıdır. Hukuk, eşitliğin güvencesidir. Hukuk, kamu hizmetlerinin cinsiyet, ırk, dil, din, renk, dünya görüşü, siyasi ya da felsefi kanaat, servet veya herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmasının teminatıdır." ifadelerini kullandı.

Gül, bağımsız ve tarafsız mahkemelerin insan haklarına ve adil yargılanma ilkesine uygun şekilde vereceği kararların toplumun adalet duygusunu geliştireceğini anlatarak doğru karara ancak doğru yöntemle ulaşılabileceğine dikkati çekti.

İnsan haklarının bir bütün olarak mevzuatın tamamına egemen olması gerektiğini belirten Gül, "Aynı mevzuat içerisinde 'şu düzenleme özgürlükçü, bu düzenleme antidemokratik' diye bir tasnif olamaz. Bireylerin maddi ve manevi varlığının gelişimi için gerekli bir koşul olarak insan hakları ancak demokratik bir düzen ve özgürlükçü bir mevzuat içerisinde kendi yerini bulur. Böyle bir düzen içinde ayrımcılığın hiçbir türüne rastlanmaz." dedi.

Bakan Gül, hiçbir politikanın insan hakkının engellenmesine gerekçe olamayacağını söyleyerek, hiç kimsenin "özgürlükleri yok etme" özgürlüğünün bulunmadığının altını çizdi.

LEKELENMEME HAKKI GÜVENCESİ

Gül, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158'inci maddesinde 2017'de yapılan değişiklikle "lekelenmeme hakkı"nın güvenceye kavuştuğunu hatırlatarak, şu bilgileri paylaştı:

"Lekelenmeme hakkının ceza muhakemesi sistemine ilk defa getirilmesiyle bugüne kadar toplam 265 bin 385 ihbar dosyası açılmıştır. Bu dosyalardan 158 bininde soyut iddia gerekçesiyle hiç soruşturma yapılmadan, vatandaşın şüpheli yapılmadan, ifadesine başvurulmadan, kapısına polis gönderilmeden 'soruşturma yapılmasına yer olmadığı' kararı verilmiştir. Eğer bu sistem gelmeseydi bugün 158 bin kişinin, kapısına polisin geldiği, şüpheli olduğu bir süreç olacaktı. Bu anlamda, ceza adaletinin amacı dışında kullanılmasına, soruşturmaların suistimallere veya iftiralara alet edilmesine karşı aldığımız tedbir iyi işlemektedir."

Her vatandaşın adalet hizmetini en yüksek düzeyde almayı hak ettiğinin altını çizen Gül, "Bütün devlet yetkileri milletin hakimi değil, hadimi olmak için vardır. Avukat, vatandaşımızın avukatıdır, yargı Türk milletinin yargısıdır. İnsan haklarını koruyup geliştirmenin temel taşıyıcısı olan yargı, hakimiyle, savcısıyla, avukatıyla bir bütündür. Bu bütünlüğü hem kendi içinde hem de dışarıya karşı gösterebilen bir yargı, saygınlığını ve güvenilirliğini yükseltebilecektir. Bu çerçevede yargının bütün dikkati adalet hizmetlerinin iyi ve sağlıklı yürümesi üzerine yoğunlaşmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Geçmişte Türkiye'de güçlülerin haklı olduğu acı dönemlerin yaşandığını söyleyen Gül, şöyle devam etti:

"Devlet için insandan, insan için devlete geçme yolunda milletçe büyük bedeller ödedik. Son 17 yılda gerçekleştirdiğimiz reformların ve değişikliklerin temelinde bir daha o günlere geri dönmeme, özgürlük yolunu kalıcı bir biçimde genişletme niyet ve iradesi vardır. Bütün hak ve özgürlüklerin makbul vatandaşlara ait olduğu, makbul olmayan vatandaşlara ise hakların lütuf olarak az bir miktar tattırıldığı karanlık dönemler geride kaldı."

"ÖZGÜRLÜKÇÜ VE REFORMCU RUH DEVAM EDECEK"

Gül, AK Parti'nin 2002'den beri süren iktidarının sırrının, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasında ve yasakların sona erdirilmesinde olduğunu dile getirerek, 17 yıldır başta anayasa ve temel kanunlarda olmak üzere, mevzuattaki değişikliklerle hak ve adalet alanına önemli yeniliklerin kazandırıldığını belirtti.

Bu süreçte, kimsenin dini, dili, etnik kökü, mezhebi, dünya görüşü veya yaşam tarzı nedeniyle ötekileştirilmediği, ayrımcılığa maruz kalmadığı bir Türkiye ideali için cesur ve tarihi adımlar attıklarını aktaran Bakan Gül, şöyle konuştu:

"Kürtçe kurslar, enstitüler, akademik bölümler serbestleşti. Propaganda yasağı kalktı. TRT Kürtçe televizyon kanalı faaliyete geçti. Ret, inkar, asimilasyon politikalarına son verildi. Azınlık, vakıf mallarının iadesi sağlandı. Meslek liseleri önündeki katsayı engeli kaldırıldı. 28 Şubat döneminde zulüm aracına dönüşen başörtü yasağı kaldırıldı. İşkenceye sıfır tolerans ilkesiyle bu suçlarda zaman aşımını kaldırıldı ve etkin soruşturma tedbirleri alındı. Ceza Kanunumuzda nefret ve ayrımcılık suçları düzenlendi. Bu özgürlükçü ve reformcu ruh önümüzdeki dönemde de devam edecektir."

"İŞ DÖNÜP DOLAŞIP KANUNLARI UYGULAYICILARDA BİTMEKTEDİR"

Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Mayıs'ta kamuoyuna duyurulan Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin önemli bir başlangıç noktası olduğunun altını çizerek, bu çerçevede adil yargılanma hakkı ve ifade özgürlüğüne ilişkin birçok düzenleme bulunduğunu söyledi.

Bu sürecin iyi ve doğru gitmesinin bu düzenlemelerin uygulama tarafından sahiplenilip, adalet hizmetine yansıtılmasıyla mümkün olacağına işaret eden Gül, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz ardı ardına reform paketleri hazırlayabiliriz, yepyeni strateji belgeleriyle, hukuk sistemine ilişkin önemli düzenlemeleri mevzuata kazandırabiliriz ama iş dönüp dolaşıp bu kanunları uygulayacak uygulayıcılarda bitmektedir. Hiçbir reform başlangıçta iyi ya da kötü değildir. Sistemi iyi ya da kötü işletecek olan, reforma iyi ya da kötü vasfını verecek olan, uygulamadır. 2019, reformlarımızın başladığı yıl oldu. 2020 yılının da reform adımlarımızın birer birer hayata geçeceği bir yıl olmasını diliyorum."

Gül, "reform oldu ama şuna yaradı, buna yaradı" diye bir değerlendirmeyi hukuk ve hukuk devleti ile bağdaştıramayacaklarını vurgulayarak, her insanın mevcut haklardan yararlanmasının önemine işaret etti.

Yargı Reformu Stratejisi'ndeki hedeflerden birinin de yeni bir İnsan Hakları Eylem Planı'nın hazırlanması olduğuna işaret eden Abdulhamit Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yeni planda, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında yer verilen ihlal alanlarına ilişkin etkili çözümlerin geliştirilmesi, insan hakları alanında faaliyet gösteren uluslararası koruma mekanizmalarının gözlem ve raporlarının dikkate alınması, yine bu alandaki ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleriyle iş birliği yollarının geliştirilmesi, yargı mensuplarının insan hakları konusundaki farkındalığı ve duyarlılığının artırılması amacıyla insan hakları eğitimi çalışmalarının düzenlenmesi düşünülmektedir. Bu faaliyetleri kapalı devre yürütmeyi hiçbir zaman düşünmedik. Süreci, yurt içi ve yurt dışından uzman hukukçular, yargı mensupları ve sivil toplum temsilcileri ile yürütme kararlılığında olduk."

Gül, Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin tarafı olduğuna, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de yargı yetkisini kabul ettiğine dikkati çekerek, insan hakları çıtasının yükseltilmesini sadece söz konusu uluslararası taahhütlerin bağlayıcılığı nedeniyle değil, milletin layık olduğu hak ve özgürlük standardına kavuşması için de istediklerini dile getirdi.

Gül, "İnsan Hakları Eylem Planı'nın hazırlık sürecini, katılımcı bir anlayışıyla sürdürmeye devam ediyoruz. Bu çerçevede, her türlü görüş ve önerileri belirleyerek Bakanlığımız koordinasyonunda hükümet planı haline gelmesi sağlanacaktır." diye konuştu.

İnsan haklarının, günlük siyasetin sınırlarına hapsedilemeyecek kadar önemli olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Gül, şunları kaydetti:

"Bu perspektifle milletin sesinden, sözünden ürkerek değil, milletin sesi ve sözünden güç alarak özgürlüklerimizi genişletmek için yeni ve kararlı bir başlangıç noktasındayız. Devletimizin özgürlükçü ve demokratik karakterini güçlendirmekte kararlıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde bugüne kadar yaptığımız ve bundan sonra yapacağımız bütün reformların amacı vatandaşlarımızın hayat ve hak standartlarını yükseltmektir."

 

Ters şeritte kilometrelerde ilerlediDenizli-Antalya kara yolunda ters şeritten ilerleyen bir sürücü, adeta ölüme davetiye çıkardı. Bir başka sürücünün cep telefonuyla çektiği görüntüde ters şeritte ilerleyen sürücünün karşıdan gelen araçların uyarılarına aldırış etmeden hızlı bir şekilde kilometrelerce ilerlediği ve TIR'ın altında kalmaktan ise son anda kurtulduğu görülüyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber