TatilHaluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

09.08.2019 - 12:08 | Son Güncellenme:

Endülüs coğrafyasında gerçekleştirdiği geziler sonrası kaleme aldığı ve İletişim Yayınları'ndan çıkan "Endülüs'ü Farklı Gezmek" kitabının yazarı Haluk İnanıcı ile bu seyahati üzerine konuştuk. İspanya'nın tarihi kentleri, kültürü ve bu coğrafyaya dair gözlemlerinin yer aldığı kitabına dair soruları yanıtlayan Haluk İnanıcı, İhsan Dindar'a "bir yeri nasıl gezmeliyiz"i de anlattı.

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

İhsan Dindar - İstanbul

Haberin Devamı

 

Günümüzde insanlar, tarihte hiç olmadığı kadar mobilize olmuş durumda. Milyonlarca insan dünyanın bir yanından başka bir yanına birkaç saatlik yolculuklarla erişiyor. Ancak bu seyahatler tüketim kültürünü beslemek dışında bir işe yaramıyor. Sizin kitabınız da tam da böyle bir dönemde gelen çok farklı bir bakış içeriyor. Kitapta da bahsetmişsiniz ama henüz kitabı okumayanlar için sorayım; bu kitabı yazma fikri nasıl doğdu?

Endülüs’e ilk gidişimde gördüklerimden çok etkilenmiştim. O ziyaretim bir tur şirketi aracılığıyla ve rehber eşliğinde oldu. Ancak rehber anlatımlarının klişe ifadeleri beni çok mutlu etmedi. Özellikle Elhamra Sarayı’nın Endülüs İslam Devleti’nin son dönemi yani çöküş döneminde inşa edilmesine rağmen, sanatta zirveye çıkabilmesini bir türlü çözememiştim. Döndükten sonra Endülüs’le ilgili olarak yazılan ve erişebildiğim tüm kitapları ve makaleleri okudum. Artık onu yeniden görmeye hazırdım. İkinci ziyaretimde Elhamra Sarayı’na 7 saat vakit ayırdık. Sanıyorum son çıkanlar arasındaydık. İçimden ayrılmak gelmiyordu. Sonraki gelişimde bu sarayı mutlaka gece gezecek, büyük mum alevlerinin havuzların üzerindeki yansımalarını hayalimde canlandıracaktım. Öyle çok ayrıntıyı yerinde incelemiştik ki…

Haberin Devamı

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Bir gezinin tadı, ayrıntıları fark ettikçe, görülen yapının estetik güzelliklerin ayırdına vardıkça artıyor. Biraz yorucu oluyor belki ama dimağınızda unutulmaz bir lezzet bırakıyor böyle gezmek. İşte bu ikinci ziyaretimden sonra bu duygularımı, izlenimlerini başkalarına aktarma arzusu duydum. Yazarken yeni kaynaklara ulaştım. Prosper Mérimée’nin Carmen’ini yeniden okudum. Chateaubriand’ın Son İbn Sirac’ın Serüvenleri isimli romanını keşfettim. İlk gençlik yıllarımda tanıdığım İspanyol şairlerini, İspanya İç Savaşı’na ve Napolyon’na karşı verilen Bağımsızlık Savaşı’na ilişkin kaynakları yeniden okudum. Flamenko müziğinin içine girdim. Tüm bu okumaların esintilerini gezi kitabının içine serpiştirdim.

 

İspanya'yı şehir şehir gezip sadece sokakları veya binalarıyla değil kültür tarihiyle de inceliyorsunuz. Kitabın yazım aşamasında nasıl hazırlandınız?

Haberin Devamı

Belirttiğim gibi ikinci gidişimden önce gerekli kaynaklara erişmiş, kendi özel gezi notlarımı oluşturmuştum. İlk gidişimde Elhamra Sarayı’nın satış bölümünden aldığım kitapların yardımı da çok oldu. Artık sarayın hangi bölümünün neresinde ne olduğunu hafızama kazımıştım. Örneğin “Elhamra’yı Okumak” isimli kitapta Elhamra Sarayı’nın duvarlarında yer alan kufi yazıların anlamları, ilgili saray bölümlerinin fotoğrafları üzerine işlenmek suretiyle anlatılıyordu. İnanılmaz bir hazineydi. Kimi yerde Kuran’dan ayetler kimi yerde İbn Zamrak ve İbnül Hatip’in şiirleri. Mesela bu kitapta Kuran ayetlerinin ve şiirlerin yerleriyle ilgili gördüklerim bile rehber anlatımlarının bir kısmının doğru olmadığını gösterdi bana. İslam uygarlığından arda kalanları yerinde inceleyen yazılar da yol gösterici oldu. Bu konuda çok fazla sayıda makale okuduysam da en dikkat çekicileri Lütfi Şeyban hocanın dizisiydi.

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Kitabı hazırlarken, yazı ve fotoğraf dengesi iyi kurulmuş bir kitap olmasını öngördüm. Okuması kolay, resimleri dikkat çekici olmalıydı. Bunun için çok çaba harcadım. Neredeyse 1500 fotoğraf arasından seçildi kitaptaki fotoğraflar. Tabii bu konuda İletişim Yayınevi’nde tasarımcı arkadaşımız Suat Aysu’nun titiz çalışmasının hakkını teslim etmeliyim. Onun öngördüğü tasarıma göre fotoğraf seçimlerini beraber yaptık.

Haberin Devamı

Öte yandan yazı bileşimini oluştururken didaktik olan kısımları, mümkün olduğunca dileyenin araştırabileceği dipnotlara kaydırdım. Bazı bölümlerde tarihin anlatmadığı kısımları, boşlukları öykülendirerek canlandırmaya çalıştım. Ortaçağ ve yakınçağ rivayetlerinden, magazininden küçük esintilere yer verdim. Bazı yerlerde yapıları, bazı yerlerde portreleri ön plana çıkardım.

Endülüs aynı zamanda Ziryab’ın Bağdat’tan gelerek yaşadığı, saray baş müzisyeni olduğu yer. Burada, çok özel bir udi olan “Siyah Kuş” lakaplı Ziryab’ın Avrupa’nın ilk konservatuvarını Cordoba’da kurduğunu, bunları daha sonra diğer şehirlere yaydığını söylemekle yetinelim.

Haberin Devamı

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Bu kitabı kaleme alırken gözlemlerinden, üslubundan etkilendiğiniz bir seyyah ya da gezi yazarı oldu mu?

Aslında doğrudan etkilendiğim kimse olmadı. Kitap, içeriğinden biçimine kadar kendine özgü bir üslup ve bileşim sergiliyor. Ancak genel olarak etkilendiğiniz bir gezi yazarı var mıydı arka planda derseniz, tereddütsüz “Bursa’da Zaman”ın yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar’ı söyleyebilirim.

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Gezileriniz sırasında İspanya'da en çok etkilendiğiniz yer neresi oldu? Ya da kendinizle en çok özdeşlik kurduğunuz diye de sorabilirim bu soruyu...

Buna cevap vermek çok kolay değil. En çok etkilendiğimi değil de etki farklılıklarını belirtmeye çalışayım isterseniz. Çünkü Granada’da başka, Sevilla’da farklı, Cordoba’da, Ronda’da, Toledo’da farklı şeyler hissediyor insan. İbn Rüşd’ün, İbn Meymun’un memleketi, bir zamanlar dünyanın en büyük birkaç sarayı arasında olan Medinetüzzehra Sarayı’nın, 400.000 el yazması kitabın yer aldığı ünlü kütüphanesinin ve dünyanın en büyük camilerinden Mezquita’nın bulunduğu Cordoba’da Endülüs’ün sanat, ilim, irfan alanında zirvede olduğu dönemi;

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Elhamra Sarayı’nın bulunduğu Granada’da Doğu’nun masallarını, estetiği, flamenkoyu, Lorca’nın şahsında İspanya İç Savaşı’nı; Ulucami yerinde inşa edilen Katedral’in, Giralda’nın ve Alkazar’ın buluştuğu Sevilla’da daha ziyade bu toprakların müşterek kültürü mudejar sanatı; Ronda’da daha ziyade yakın dönemi, Hemingway’i, Orson Welles’i, İspanya İç Savaşı’nı, boğa güreşi tutkusunu hissediyorsunuz. Ama itiraf edeyim; Toledo gerçekten etkilendiğim şehirlerin başında geliyor. Belki 1000 yıl öncesinden kalan yapılarından, belki Katedral’de yer alan El Greco tablolarından belki de Rönesans’ın temeline döşediği taşlarla ön plana çıkan Toledo Çeviri Okulu’nun orada doğmuş olmasından…

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Genel bir soru olarak sorayım; bir yeri nasıl gezmeliyiz?

Çok zor bir soru ve bunun doğru cevabı yok. Benimki kendime özgü keyif aldığım tarz. Keyif alma sübjektif bir konu olduğu için herkesin kendi özel gezi tarzını yaratması daha doğru olur. Geçmişten gelen beğenilerimiz, merakımızın yoğunlaştığı alanlar, zevk aldığımız müzik, yemek vb. şeyler bu tarzı belirleyecektir. Benim önerebileceğim şey ise genel bir ifadeden ibaret: Her gezide, o yerin tarihi, bugünü, sanatı, edebiyatı, müziği, kültürü, önemli yapıları, ziyaret edilecek müzeleri, ünlü portreleri, yemeği vb. konulardan oluşan asgari bir not oluşturulması gezinin daha keyifli olmasını sağlayabilir. İkinci bir önerim daha var, belki ilk gidişlerde ayrıntılı araştırma yapmak mümkün olamayabilir. Ama ikinci gidişlere mutlaka araştırma ve günlük gezi planları yapılmış biçimde başlanmalı. Ziyaret edilecek yerlerin açık olup olmadığı tespit edilmeli; mümkünse biletleri önceden internetten alınmalıdır. Aksi halde zaman hızla akıp giderken çoğu yeri görmeden dönme ihtimali artar.

Haluk İnanıcı ile “Endülüs’ü Farklı Gezmek”

Sizce turistler modern seyyahlardır diyebilir miyiz?

Tabii ki. Artık eski dönemlerde olduğu gibi tek tük seyyah yok. Neredeyse herkes seyyah. Instagram çıktı çıkalı herkes gezdiği gördüğü yerlerin, yediklerinin anında yayınını yapıyor. Bu müthiş bir zenginlik. Birçok gezgin kendi bloglarını oluştuyor. Gördüklerini fotoğraflarıyla, izlenimleriyle buralardan anlatıyorlar. Bir yeri gezmeyi düşünüp de araştırma yapmaya vakti olmayanlar için bu bloglar büyük bir imkan sunuyor. Kısa süreli bir çalışma ile bloglardan gezi planları oluşturmak mümkün. Artık her turist hem seyyaha dönüşüyor hem de gezi yazarına.

 

Siz aslında bir avukatsınız. Ama bir yandan içinizde bir seyyah ruhu taşıyorsunuz da diyebilir miyiz? Gezmenin sizde yarattığı hissiyat nedir?

Bu topraklarda doğmamız bir rastlantı. Başka bir yerde de doğabilir, başka bir dili konuşuyor olabilirdik. O halde gezdiğimiz yerler aslında doğmadığımız ama doğma ihtimalimizin olduğu diğer memleketlerimizdir. Başkaları bizim yaşayamadığımız diğer kimliklerimizdir. O kimliği, yaşadığı yeri, geçmişini, bugününü, yediğini, içtiğini, dinlediği müziği bilmemiz aslında bizim eksik parçalarımıza kavuşmamızdır. Giderek dünya vatandaşlığı da bu yeni müşterek kültür üzerinde şekillenecektir. Gezdikçe kendimi, sınırların olmadığı, eşitlikçi, paylaşımcı, güzelliğe, sevgiye, kendi dışımızdakine değer veren bir kültürün üyesi olarak görüyorum.

 

Bundan sonrası için kitaba dönüşebilecek bir rota var mı?

Bitmiş iki rota var. Onları kitap haline getiriyorum. Yayın planına almam Endülüs’ü Farklı Gezmek kitabına duyulacak ilgiye bağlı.  Ayrıca diğer gezilerimde beni büyüleyen, etkileyen yerleri ayrı ayrı yazmak gibi bir niyetim var. Bu yazıları kendi web sitemde yayınlayacağım. Halen web sitemde yayında bulunan Samyotisa, Bruxelles, Atina isimli yazılarım bu tarza uygun örnekler (www.halukinanici.com). Dedemin memleketine yaptığım yolculuğu anlattığım, Makedonya’nın şirin beldesi Kastoria yazısını ise bayramdan sonra sitemde yayınlayacağım. Kendimi orada yaşayan sakini saydığım, şehirlerim diyebileceğim, bir kitaba sığması imkansız Paris, Roma, Floransa ile ilgili ise özel yazı taslakları dolaşıyor kafamın içinde. Onların henüz zamanı var.