17 Ağustos’tan ders aldık mı?

Büyük Marmara Depremi’nin üzerinden 21 yıl geçti.

Peki, gerekli dersleri ve önlemleri aldık mı?

Keşke gönül rahatlığıyla evet diyebilseydik.

Dün, özel okullardan bazıları yüz yüze eğitime başladı!

Devlet okulları için geçerli olan risk, onlar için söz konusu değil mi?

Yeni bir 17 Ağustos tedirginliği yaşamamak için gerekli önlemler yeterince alındı mı?

17 Ağustos 1999’da insanlarımızı öldüren deprem miydi yoksa tedbirsizlik miydi?

Dün okullar açılırken korkulan başımıza gelirse, pandeminin fitilini ateşleyen korona mı olacak yoksa alınmayan önlemler mi?

Rahmetli Ahmet Mete Işıkara, “Deprem öldürmez, ihmaller öldürür” derdi.

Koronayla ilgili söylenenler de benzer yönde!

Bakan Selçuk, “Gerekli önlemleri alın, bir an önce okulları açalım” diyor!

İstediği de atla deve değil!

Temizlik kurallarına uyun, maske takın, sosyal mesafeyi koruyun!

Bu o kadar zor mu?

Kesinlikle hayır!..

O halde gelin hep birlikte önce bunu yerine getirelim ki bizim de ondan bir şeyler istemeye hakkımız olsun!

Okullar açıldıktan sonra, aynı titizliği sürdürebilecek ortamların hazırlanmasını kendisinden isteyelim!

Örneğin okullardaki lavabo sayıları artırıldı mı, sınıflardaki havalandırma koşulları gözden geçirildi mi, tek kişiliğe dönüşen sıralar arası asgari 1.5, 2 metrelik mesafe sağlandı mı, seyrekleştirme yapıldı mı, yemekhane, spor alanları, kütüphane ve benzeri ortamlar yeni düzene göre elden geçirildi mi, okulların hijyen koşullarının sürdürülebilir hale gelmesi için gerekli personel ve kaynaklar sağlanabildi mi?..

17 Ağustos, bizlere yeterince negatif çağrışımlar yaptırıyor, ne olur buna yenileri eklenmesin!..

Spor Bursu!

Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ikili anlaşması sonucu, başarılı sporcular, kolejlerde ücretsiz okuyacakmış!

Sınavlar yüzünden yıldız ve genç takımlara sporcu bulamadığımız bir süreçte, takdire şayan bir proje! Ama keşke üzerinde biraz daha düşünülseydi!

Örneğin,

Neden devlet okulları değil de kolejler?

+50 puana varan avantaj, çok yüksek değil mi?

Burs, diğer öğrencilerin sırtına mı yüklenecek yoksa okul sahipleri tarafından mı ödenecek?

50 puanda yüzbinlerce öğrencinin yer değiştiriyor olması, şampiyonların akademik açıdan ezilmelerine neden olmaz mı?

Neden sporcu kontenjanı değil de artı puan verildi?

Sadece, öğrenim bursuyla yetinilmemeli ve bu hak sadece altyapısı müsait okullara tanınmalı!

Profesyonel anlamda spora devam edecek öğrenciler, ister istemez derslerde geride kalacaklar.

Buna bir de devamsızlıkları ile seviye üstü sınıf eklenince derslerde başarısızlık yaşamaları söz konusu olmaz mı? Bu da spor hayatlarını olumsuz etkilemez mi?..

İstismar edenler çıkabilir mi? Bu, her şeyden önce spor ahlakına sığmaz! Yapan çıkarsa da o onların ayıbı olur!

AÖF sınavları

Örgün eğitim kurumları uzaktan eğitime yönelirken, uzaktan eğitim yapanların yüz yüze sınavlara dönmesi çok ilginç! İşte örnek:

“Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, pandemi nedeniyle 2019-2020 bahar dönemi sınavlarını online olarak yapmıştı.

Şu anki vaka sayıları çok daha fazla olmasına rağmen yaz okulu sınavını 5 Eylül’de yüz yüze gerçekleştirecek! Üstelik aynı tarihte MEB Bursluluk sınavı da yapılacak.

Bu bağlamda pek çok insan aynı gün ulaşım araçlarını kullanıp okullara gidecek ve dolayısıyla büyük bir risk ortaya çıkacaktır.

Üniversitemizin yaz okulu sınavını online olarak yapması daha uygun değil midir?..”

Özetin özeti: Yönetilmesi zor bir süreç ama altından kalkmalıyız!..