Aşı muamması? Öğrenci affı ve LGS’de dil bilgisi?

Aşıda seçenek arttıkça kafalar daha da karışacağa benziyor.

O mu, bu mu, şu mu derken korunmanın olmazsa olmazı olan aşı bile tartışmalı hale geldi. Yerli aşılarla birlikte, içinden çıkılamaz bir hal alacak!

Bu yüzden, Sağlık Bakanlığı bu konuda yeniden bir bilgilendirme kampanyası yaparsa çok yararlı olur!

Önce neden aşı olunması gerektiği hatırlatılmalı, olmak istemeyenler için kişisel hakların yanı sıra kamu sağlığına yönelik yaptırımlarda nasıl bir yol izleneceği anlatılmalı, sonra da her aşının özellikleri, artıları ve eksileri tek tek sorgulanmalıdır.

Bu arada, eğer aşı öncesi ille de bir belge imzalanacaksa, neden birinde olup, diğerlerinde olmadığı da herkesin anlayacağı bir dille kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Yeni bir şans!

YÖK verilerine göre, üniversitelerimizde 8.5 milyon öğrenci öğrenim görüyor. Çeşitli nedenlerle öğretimleri yarıda kalan ya da üniversitelerden ilişiği kesilen öğrenci sayısı ise yüz binlerle ifade ediliyor. Af istekleri daha önce TBMM’ye gelmişti ama hâlâ ses soluk yok! Peki, çıkar mı?

Çıkarsa bir yararı olur mu?..

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 600 bin öğrencinin öğrenci affını beklediğini belirterek, geçmişte olduğu gibi bugün de bir an önce öğrenci affı çıkartılması gerektiğini savundu ve Meclis Başkanlığı’na daha önce verdiği yasa değişikliği teklifinin hayata geçirilmesini istedi!..

Mücbir nedenlerle üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilerin bu yöndeki çabaları da artan bir şekilde devam ediyor.

Peki, daha önce öğrenci affı çıktı mı?

Defalarca çıktı. Eğer bir erken seçim gündeme gelirse yine gündeme gelebilir.

Aftan çok daha önemlisi, onca mücadeleden sonra elde edilen bu hakkın bir işe yarayıp yaramadığı.

Önceki aflara bakıldığında çok da işe yaradığını söylemek abartılı olur!

Bu noktada kabahatli olan öğrenciler mi yoksa üniversiteler mi?

Her iki tarafın da artıları kadar eksileri de var.

İlle de af isteyen gençlerden pek çoğu yeterince hazırlıklı olmadıkları için yapılan sınavlarda çok da başarılı olamıyor.

Öte yandan, üniversitelerin çıkartılan aflara çok sıcak baktığını söylemek de yanıltıcı olur. Hatta tam aksine, öğrencilerin üniversiteye dönüşünü engellemek için elinden geleni yapanların olduğu iddiaları da şehir efsanesi değil.

Bu yüzden eğer bir af çıkacaksa, her iki tarafın da yani hem öğrencilerin hem de üniversitelerin çıkarlarını gözetmesi gerekir!.

Afla gelen öğrencilerin aynı üniversiteden tekrar tekrar atıldığı göz önünde bulundurulursa, başka bölümlerde ya da başka üniversitelerde öğrenimlerine olanak sağlayan seçeneklerin getirilmesi yararlı olabilir!

Kısacası, düşünülen af öğrenciye, üniversiteye, topluma, ülkeye yarar getirecekse hiç geciktirilmemeli, okumak isteyen gençlerimizin önü tıkanmamalıdır!..

Maç ortasında kural değişir mi?

Liselere Giriş Sınavı’nda (LGS) Dil Bilgisi sorusu sorulacak mı sorulmayacak mı? Aylardır tartışılıyor. Bakan Selçuk ile geçen ay yaptığımız görüşmede bu soruyu da kendisine yönelttik ve sorulmayacağını teyit etti ama hâlâ yazılı resmi bir açıklama yapılmadı. Bu da kafaları karıştırıyor!..

Dil Bilgisi konusunda o kadar çok açıklama yapıldı ki konu sonunda TBMM’ye intikal etti. CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vererek Bakan Selçuk’un cevaplamasını istedi.

Bu arada, CİMER’in velilere verdiği cevaplar da LGS’de bu yıl Dil Bilgisi sorularına yer verilmeyeceği yönünde!

Görünen o ki Dil Bilgisi soruları, sınavda yer alsa da, almasa da mahkemeye de yansıyacağa benziyor.

Keşke böyle ayrıntılar maç başlamadan önce yani sınav süreci başlamadan açıklansa ama maç başladıktan sonra kuralları değiştirmek bizde âdet oldu. Hem de kırk yıldır!..

Özetin özeti: Daha ne kadar ayrışacağız? Hiçbir konuda ortak noktada buluşamayacak mıyız?..