Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değecek mi?..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında, dün toplanan Bakanlar Kurulu’nda, önemli kararlar alındı. Okulların açılışına yönelik bir bilgi verilmedi, sınav tarihleri değişti!

Üniversitelere giriş sınavı YKS 27-28 Haziran’da; Liselere Giriş Sınavı LGS, 20 Haziran’da yapılacak.

Ötelenen üniversite sınavı öne çekildi, değişmez denilen LGS ise iki hafta sonraya ertelendi!

Hayırlısı olsun, umarız bir değişiklik daha olmaz...

Genel bir açılım gerekli miydi?

Gerekliydi!

Önemli olan, bugüne kadar başarıyla sürdürdüğümüz mücadeleyi, hiçbir şekilde zaafa uğratmadan aynen devam ettirebilmek.

Bu konuda, hepimize önemli görevler düşüyor.

Eğer ille de bir şey yapılacaksa, bunu, başkalarından beklemek yerine, önce kendimiz yerine getirmeliyiz!...

Alınan kararlar içerisinde, eğitime yönelik olanlar, görünen o ki, daha uzun süre tartışılacak.

Tam tersi yönünde kararlar söz konusu olsaydı, eminiz ki onları da eleştiren ya da alkışlayan çok olacaktı...

Benzer tartışmalar, dünyanın her yerinde yaşanıyor. Yaşanmaya da devam edecek. Çünkü olaya, hemen herkes, kendi çerçevesinden bakıyor...

Şimdiden ülkemiz için hayırlı olsun diyoruz.

Zor süreç!

Bakan Selçuk, okulların açılmasıyla ilgili 1 Haziran tarihini telaffuz etmişti ama arkası gelmedi. Belli ki, koşullar uygun bulunmadı. Okullar Haziran’da açılmayacak diye bir rehavete kapılmamak gerekir!

Tam aksine, şimdi çok daha hummalı bir mücadele gerekecek. İşte cevap bekleyen sorulardan bazıları:

Yeni akademik takvim nasıl olacak?

Diğer sınav tarihlerinde de olası yeni değişiklikler söz konusu mu?

Kademeli geçiş, ne zamana kadar sürecek, devamı nasıl gelecek?

Hangi sınıfları kapsayacak?

Ulaşım, yemek, hijyen koşulları nasıl sağlanacak?

Sosyal mesafe nasıl korunacak?

Yeni sınıf mevcutları kaç kişi olacak?

Yeni öğretmen alımı yapılacak mı?

Ortaya çıkan derslik açığını kapatmak için yeni okullar inşa edilecek mi?

Eğitimde kaliteyi artırmak için farklı yöntemler söz konusu olacak mı?

Kayıt süreçlerinde de değişiklik olacak mı?

Stres yükü nasıl azaltılacak?

Akademik açığı kapatmak için hangi önlemler alınacak?

Eğitim, her şeyden önce bir disiplin işi olduğuna göre, bu dağınıklık nasıl toparlanacak?..

Benzeri soruları sıralamaya devam etsek, sadece bu köşe değil, bu sayfa da yetmeyecektir. Bu nedenle, inisiyatifi, biraz da okul yönetimi ve okul aile birliklerine bırakmakta ya da velileri de sürece dahil etmekte yarar var.

Bu zor süreçte, sağlık ordumuzun, dünyaya örnek olabilecek bir şekilde verdiği mücadele, bayrağı taşıyacak olan diğer kesimlere de örnek olmalı. Aynı özeni onlar da göstermeliler ki, kademeli rahatlamadan olumlu sonuçlar alalım, kalıcı normal hayata bir an önce geçelim...

Uzaktan eğitim!

EBA destekli uzaktan eğitim, Bakan Selçuk’un, tüm öğrencilerin, bir üst sınıfa geçtiğini açıklamasına kadar, öyle ya da böyle, bir şekilde devam ediyordu.

Yüz yüze eğitim kadar olmasa da, hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyiydi.

Süreç uzadıkça, yapılan derslerin ve ödevlerin bir anlamı kalmayınca, sorunlar da artmaya ve öne çıkmaya başladı.

Herkesin sınıfı geçtiğinin açıklanması rehavet getirmişti ama sanki şimdi kısmen de olsa teknik sorunlar yaşanıyor. Sanki, yeni bir yapılanma ve yeni heyecan gerekiyor!..

Aşağıdakine benzer, bize hemen her gün yüzlerce mesaj geliyor. Eminiz ki MEB’e de gidiyordur.

Ve yine eminiz ki, MEB fazlasıyla ciddiye alıyor ve çözüm yolları arıyordur.

Bu noktada, tüm sıkıntılardan MEB’i sorumlu tutmak hata olur, çünkü sorunların pek çoğu, onlardan kaynaklanmıyor!...

Zordayız!

“Bu hafta içerisinde başlamış olduğumuz tüm sınıflar için canlı ders uygulamasına maalesef yeterince katılım alamıyoruz.

Öğrencilerimize ve velilerimize nedenini sorduğumuzda ise; internet bağlantısı ya da mobil internet paketine sahip olmadıklarını ve operatörlerin vermiş olduğu EBA internet paketlerinin canlı derslerde kullanılmadığını söylüyorlar.

Sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan bu öğrencilerimiz için EBA internet paketlerini canlı ders bağlantısında kullanmalarına yönelik bir çalışma yapılamaz mı ya da operatörler ile bir anlaşma sağlanamaz mı?

Bunun hem bizler hem de öğrencilerimiz açısından çok faydalı olabileceğini düşünüyoruz...”

MEB ve diğer ilgili kurumlar, eğitim aşkıyla yanıp tutuşan öğretmen, öğrenci ve velilerimizin, bu isteğini, umarız bir an önce yerine getirirler...

Kronik hastalar?

Ve bir başka dikkat çekici konu:

“Kronik hasta olan öğretmenler ya da aileler var. Bu kronik hasta öğretmenlerin okula gitmeleri ya da kronik hasta öğrenci velileri için öğrenciler bir risk değil midir?”

Yine aynı şekilde korona tedavisi gören ailelerin çocukları okula gitmeli mi?

Bugüne kadarki gelişmeler, öğrencilerin virüse karşı çok daha dayanıklı oldukları yönünde ama ciddi bir taşıyıcı oldukları da asla unutulmamalı!..

Özetin özeti: Her zamankinden çok daha dikkatli olmamız gereken bir döneme girdik. Zor maratonun, finaline değil, ikinci etabına geçtik. Ve önümüzde daha uzunca bir yol var!..