Baraj muamması

YÖK, kaliteyi yükseltmek adına bazı yeni alanlara baraj getirdi, bazılarında da barajı yükseltti. Ama bu arada, korona nedeniyle, bu yıla özel olmak üzere lisans programlarına girmek için gerekli olan 180 barajını 170’e indirdi.

Barajın indirilmesiyle, 170 ile 180 puan aralığındaki 144 bin aday elenmekten kurtuldu. Baraj indirilmeseydi, baraj altı kalarak 4 yıllık fakülte seçemeyecek aday sayısı 303 bin değil, 447 bin olacaktı!..

Şimdi can alıcı soru şu!

YÖK birkaç meslekte barajı yükselterek, yükseköğretimde kaliteyi koruyan, kalite çıtasını yükselten bir kurum mu oldu, yoksa diğer mesleklerin tamamında çıtayı aşağıya çeken, popülist tavır sergileyen bir kurum görünümü mü verdi?

MEB, uzaktan eğitimle başarı arttı, baraj altında kalan öğrenci sayısı azaldı diye sevinç çığlıkları atıyor mu bilmiyoruz ama görünen o ki herkes halinden memnun.

YÖK, barajın altında kalan azaldı, bu yıl daha az kontenjan boş kalacak diye seviniyor, MEB bardağın boş tarafına değil de dolu olan tarafına baktığı için mutlu, adaylar, üniversiteli olma şansı yakaladıkları için keyifli, ebeveynler hiç yoktan iyidir diye heyecanlı, lise ve dershaneler de üniversite sınavlarında yüzde 90’nın üzerinde başarı yakaladık diye sevinçli!..

Alan memnun, veren memnun. Peki, o zaman siz niye su kaynatıyorsunuz diyenler mutlaka çıkacaktır. Haklılar da.

Herkes mutluysa, sorun nerede?..

Eğitim, uzun süreli bir maraton.

Önemli olan, mutlu sona erişmektir.

Şu an için herkes mutlu. Peki, bir ay sonra, üniversiteyi kazananlar açıklandığında, aynı mutluluk devam edecek mi?

Adayların yüzde kaçı en çok istediği 5 tercihinden birine girebilecek, yüzde kaçı hayalini kurduğu mesleğe kavuşacak?

Daha da önemlisi, istedikleri bölümlere giren o mutlu azınlıktan yüzde kaçı, eğitimlerini başarıyla tamamlayıp, mezun olduktan sonra kendi mesleğini yapabileceği bir iş bulabilecek? Ne kadar maaş alacak?..

Ayaklarımız yere bassın

Bayram sonrası tercihler konusunda çok radikal kararlar almak zorundayız!

Önceliklerin hemen her gün değişeceği bir süreç yaşayacağız. Hatta sabah karar verip, akşam vazgeçeceğiz.

Böylesi bir dönemde, işi son dakikaya bırakmak, yapılabilecek hataların en büyüğü olur!

Bu nedenle, artık yavaş yavaş tercih listesini şekillendirmekte yarar var!..

Üniversiteler açılacak mı?

Üniversitelerden gelen bilgiler, bu yıl, yeni kayıtların elektronik ortamda uzaktan yapılacağı yönünde. Dahası, birçok üniversite ilk yarıyılı yine uzaktan yapma eğiliminde.

YÖK, bu konuda ortak bir karar mı alacak yoksa üniversiteleri özgür mü bırakacak, hep birlikte göreceğiz. Genel kanı, her üniversitenin, ileriye yönelik kararları kendilerinin alacağı yönünde. Avrupa, Amerika ve daha pek çok ülkede pek çok üniversitenin şubata kadar uzaktan eğitim kararı aldığı düşünüldüğünde, bizde de bu yönde karar alanların sayısı bir hayli fazla olursa hiç şaşırtıcı olmaz!..

Söz konusu sağlık olduğunda, buna hiç kimsenin bir diyeceği yok ama her ne karar alacaklarsa şimdiden açıklarlarsa, veli ve öğrenciler de ona göre hareket ederler.

Tamam, başka dinamikler de söz konusu ama ille de birileri düşünülecek ve korunup, kollanacaksa, ilk sırada öğrenciler olmalıdır!...

Özetin özeti: Eylül, çok kritik kararların alınacağı bir ay olacak. Başta ülkemiz olmak üzere umarız herkes için en hayırlısı olur...