Bayram tadında daha nice bayramlara

Bayram bayram diyorduk işte o da bitiyor. Uzatmalı tatil yapanlar dışında yarın yine kaldığımız yerden hayata devam edeceğiz.

Bayramınız umarız keyifli geçiyordur.

Pek çok şey gibi bayramlar da dijitalleşti.

Toplu mesajlarda telefona kayıtlı herkesin bayramı bir anda kutlanıyor.

Ardından yine toplu atılan, hemen hemen birbirinin aynı cevaplar geliyor.

Arada bir telefon görüşmeleri olmuyor mu?

Elbette oluyor ama tercih edilen kopyala yapıştır kutlamalar.

İtici gibi görünse de, onlar da gelmese bayram olduğunun farkına bile varamayacağız.

Eskiden öyle miydi, hazırlıklar günler öncesinden başlar, heyecanla yol gözlerdik.

Bayram tebrikleri özel olarak seçilir, özene bezene yazılırdı, postaya verilir ve kimlerden ne geleceği merakla beklenirdi.

Her şey gibi bayramları da sıradanlaştırdık.

Bayram, eşittir tatil haline geldi.

Tatil dediysek, onların da tadı tuzu kalmadı.

Bunları ben demiyorum, kiminle konuşsanız hemen herkes benzer duygular içerisinde.

Daha neler değişecek?

Gelin isterseniz bugün bu konuya biraz kafa yoralım

Dünden bugüne, bayram deyince hafızamızda neler kaldı, onları hatırlamaya çalışalım.

Daha da önemlisi, yarın, bugünleri de aramayalım.

Bayram dendiğinde, o da ne ki diyenler çıkarsa hiç şaşırmayalım.

Gençler, özellikle de öğrenciler ve çalışanlar için bayram eşittir tatil anlamına geldi.

Bayramdan önce ya da bayramdan sonra kavramları yerine artık, tatilden önce, tatilden sonra kavramını kullanıyorlar.

Bayramı da coşkuyla kutlamak için değil, tatil olduğu için bekliyor ve seviyorlar.

Yoğun tempoda çalışanlar için de durum farklı değil. Onlar için de bayramlar, öncelikle tatil demek.

Niye böyle olduk?

Manevi değerlerden bu kadar uzaklaşmanın herhalde onlarca sosyolojik nedeni vardır.

Üniversitelerimiz keşke bu konuyu da bir inceleseler. Bakalım ortaya neler çıkacak?

Aslında, kabahatli aramaya da hiç gerek yok, bu noktaya, adım adım ve hep birlikte geldik.

Dini bayramlar böyle de milli bayramlar farklı mı?

Gelinen nokta, kentleşmenin getirdiği bir modernleşme mi yoksa eski heyecanları yaşatacak hoşgörü ortamının giderek yok oluşu mu? Ya da sen benim bayramımı kutlamazsan ben de seninkini kutlamam inatlaşması mı?..

Kafalar karmakarışık.

Oysa tüm bayramlar, onun ya da bunun değil, hepimizin.

Her şeye rağmen yüzünüzden gülücük, evinizden misafir, telefonunuzdan arayanınız hiç eksik olmasın.

Öteleme alışkanlığı

Hemen her konuda yapılacak işleri bayram sonuna öteledik ve bu öteleme alışkanlığından asla vazgeçmiyoruz.

Önce yılbaşı sonrası dedik, şimdi de bayram, yakında öteleyecek yeni bahaneler bulunuz.

Bu tür ötelemeler, bize zaman kazandırıyor gibi gözükse de tam tersi oluyor.

Daha da vahimi alışkanlık haline geliyor ve her konuda her şeyi öteler hale geliyoruz.

Okulda başlayan öteleme alışkanlığı, iş yerinde, evde, yaşamın her anında derken yaşam akmaya devam edip gidiyor.

Zamanında ve keyifle yapılan her şey hem daha güzel olur hem de daha az sıkıntılı.

“Acele işe şeytan karışır”, “Kervan yolda düzelir” deseler de siz siz olun zamanı doğru kullanın.

Çünkü en değerli olan o!

Özetin özeti: Bugünün işi yarına kalmamalı.