Bilim neden çok önemli?

Dünya bilimine en fazla katkıda bulunan ülkeler kalkınmışlık sıralamasında da en ön sırada yer alıyorlar.

Yani bilim olmadan kalkınmak mümkün değil.

Herhangi bir şekilde zengin olunsa da bunun sürdürülebilir olması ve her alana yayılması zor hem de çok zor.

Bu konuda petrol, doğal gaz ya da maden zengini ülkelere bakmak yeter de artar.

Peki, bilim kimler için üretiliyor?

Bilim insanlarının bilimsel egolarını tatmini için mi?

Devletler için mi?

Zenginler için mi?

Yoksa halk için mi?

Bu tür tartışmalarda, üretilen bilimden ya da kazançtan en fazla kimlerin nemalandığına bakılsın, sorunuzun cevabını bulursunuz, mantığı devreye girer.

İşte o zaman da karşınıza bambaşka bir tablo çıkar.

Kim ortaya güçlü bir irade ya da para koyuyorsa, kazanan hep onlar oluyor.

Devletse devlet, şirketlerse şirket, kişilerse kişiler.

Peki, halk bunun neresinde? Çünkü harcanan para, genelde hep onun cebinden çıkıyor!

Bilimin en hızlı geliştiği alan hiç kuşkusuz silah ve savunma sanayii.

Tıpta da büyük atılımlar var. Günümüzde en çok para kazandıran alan ise dijital uygulamalar ve aşı üretenler.

Bilgisayardan tablete, akıllı telefonlardan ev aletlerine kadar, dijital teknolojinin yaşamımıza girmediği alan kalmadı.

En son model bir cihazın ömrü bile altı aydan fazla değil. Çünkü bilim, hiç olmadığı kadar tüketimin güdümüne girdi.

Aşı ise neredeyse her üç beş ayda bir artık olmazsa olmazımız haline geldi.

Bu alışverişten alan da memnun satan da.

Bilim, göreceli olarak, halkın hizmetine sunulmuş durumda.

Son model tıbbi cihazlar sayesinde her türlü hastalığa erken tanı konulabiliyor, tedaviler çok daha iyi noktalara geldi. Bilişimde artık sınır tanınmıyor. Otomobilin, teknenin, uçağın, her türlüsü üretildi; lüks tüketim, lüks ulaşım çok daha kolay ulaşılır hale geldi.

Yani bilim, halkın sağlığı, refahı, konforu için emrimize sunuldu.

Fena mı oldu? Kesinlikle hayır. Biz mutlu olduk, onlar zengin.

Arada çok orantısız bir durum söz konusu olsa da dünyanın en zenginleri, bilim üreten devletler ve şirketler olurken, en fazla tüketenler ise hep kıt kanaat geçinenler oldu.

Örnek arıyorsanız da hiç uzağa gitmeyin, çevrenize bakın yeter!

Gelecek ve bilim?

Peki, önümüzdeki yıllarda hangi alanlar öne çıkacak, geleceğe damga vuran ülkeler hangileri olacak?

İçinde bulunduğumuz yüzyıl pandemi yüzyılı olacağı için aşıya yatırım yapan şirketler ve ülkeler uçacak.

Çip yine aynı şekilde yeni dünyanın olmazsa olmazı olduğu için çip üretimi yapan ülke ve şirketler de yine aynı şekilde paraya para demeyecek.

Kuraklık ve kıtlık kapıda. Bu yüzden her türlü koşula dayanıklı ve bol verimli tohumlar altından çok daha değerli hale gelecek.

Enerji üretenler değil onu taşınabilir hale getirenler yani uzun ömürlü pil üretenler diğerlerine fark atacak.

Peki, bunu hangi ülkeler mi yapacak?

Bilimde bir adım öne çıkanlar yapacak. Onlar da iki elin parmaklarını geçmez. Onlar üretecek, diğerleri tüketecek!

ERASMUS’ta neler oluyor?

AB ülkeleri arası öğrenci değişim programı ERASMUS’tan biz de yararlanıyoruz.

Hemen her yıl binlerce öğrencimiz Avrupa üniversitelerine gidiyor, çok fazla olmasa da onlardan da bize geliyor.

Son aylarda bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanıyor ve bu sorunlar sonunda TBMM’ye de taşındı.

YÖK ve üniversiteler bu konuda, kaynak yok deyip, topu Ankara’ya attı. Dışişleri Bakanlığı da CHP’li Adıgüzel’in söylemiyle gelen topu, aynı kıvraklıkla öğrencilere pas etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in ERASMUS öğrencilerinin yaşadığı mağduriyete ilişkin verdiği soru önergesine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan cevap gelmiş.

Dışişleri, “Bazı üniversitelerde öğrencilere, olası miktar ve süre azaltılması risklerini kabul ederek kendi istekleriyle yurtdışına gittiklerine dair bir taahhütname imzalatılmıştır” demiş, Adıgüzel de “Gençlerimizin yabancı ülkelerde bu şekilde mağdur edilmesini ne aklımız kabul eder ne de vicdanımız” cevabını vermiş.

Gelen cevapta, ayrıca yurt dışında mağdur durumda olduğunu bildiren öğrencilere, üniversiteler, Büyükelçilikler ve Başkonsolosluklarca destek olunduğu ve yol gösterildiği ifade edilmiş ama bugüne kadar kaç öğrenciye ne tür bir destek sağlandığına ilişkin bir bilgiye yer verilmemiş.

Miş mış’la geçen bu süreçte, umarız hiçbir öğrencimiz aç ve açıkta kalmamıştır. Eminiz ki elçiliklerimiz buna müsaade etmemiş, ellerinden geleni yapmışlardır.

Benzer sıkıntılar önceki yıllarda da yaşanmıştı. YÖK ve üniversiteler, keşke bu konuda bir fon oluştursalar da böylesi sıkıntılı dönemlerde sürecin kesintisiz devamını sağlasalar. Devasa bütçeleri var. Bu, o kadar zor mu?

Özetin özeti: Mazeret değil, bilim üretelim. Bilime en fazla katkıda bulunanlar ülkesini en çok sevenlerdir.

DİĞER YENİ YAZILAR