Birileri artık bu yanlışa dur demeli

Sınav maratonu yakında başlıyor.

Sınav deyip geçmeyin, yılda 10 milyona yakın çocuk ve gencimiz bu sınavlarda yarışıyor.

Bu yıl sadece YGS’ye 2.5, LGS’ye de 1.7 milyon adayın girmesi bekleniyor.

Ayrıca, KPSS, DGS, ALES, TUS gibi daha onlarca sınav var.

Yetişkinler için neyse ama LGS ve YKS için utanç verici bir durum söz konusu!

Sınav esnasında, kopya çekebilirler diye, adaylar tuvalete gönderilmiyor.

Ve bu durum, pek çoğunun konsantrasyonunu bozmakla kalmıyor, morallerini de dibe vurduruyor.

Niye mi?

Cevabı işte bu mesajda:

“Abbas Bey, bu ülkenin çocukları, sınavda tuvaletim gelirse diye altına bez bağlıyor. 18 yaşına gelmiş bir gençten söz ediyoruz!..”

Şaka değil, gerçek.

Kimi su içmiyor, susuzluktan kıvranıyor, kimi de tuvalete gitmeyeyim diye kahvaltı yapmıyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi önlem olsun diye altına bez bağlayan da var!

Böylesi bir tavır, geleceğin, doktorlarını, mühendislerini, öğretmenlerini, yargıçlarını, aşağılamak değil de, ne?

Neymiş, kopya çekilirmiş, üç beş öğrenci kopya çekebilir diye, milyonlarcasını cezalandırmak niye?

Kaldı ki, kopya çeken, soruları çalan, bu işi zaten yapıyor. Hem de kurum içinden hem de günlerce öncesinden.

Savcılıkların bu konuda açtıkları dava dosyalarına bakmak yeter de artar.

Saçında toka, kulağında küpe, kolunda saat var diye ya da birkaç dakika geç geldiği için sınava alınmayan çok öğrenci oldu!

Peki ya soruları çalan, çaldıran ve pazarlayanlara ne oldu?..

Onlara verilen cezalar da öğrencilere verdikleri ceza oranında olmalı ki yaptıkları yanlışları anlayabilsinler!..

Her öğrenciyi potansiyel suçlu olarak görüp katı kurallar getirmek, eğitim sisteminin en önemli zaaflarından biri.

Onlar bizim geleceğimiz ve onlara güvenmek zorundayız.

Hata yapan en sert şekilde cezalandırılsın ama tümünü birden cezalandırmak yanlışların en büyüğüdür.

Tuvalet ihtiyacı en doğal insan hakkıdır, sınav adı altında çocuklarımızın bu hakkını kısıtlamak yanlıştır hem de çok yanlıştır!

Tuvalete giden öğrenci en ez 8-10 dakika kaybeder ki bundan daha ağır bir ceza olamaz! Onun üzerine bir de bez bağlatırsanız, bu artık insanlık suçu kapsamına girer!

Gençlerin kaderini ve kişiliğini böylesine derinden etkileyen kurumlar da artık hesap vermelidir!

Bu arada, ne olur hiç kimse, “Bizim zamanımızda da tuvalete gitme yoktu, o kadar dayansınlar” demesin! Çok önemli bir toplantının orta yerinde tuvalet ihtiyacı duyduklarında, öğrencileri daha iyi anlayacaklardır!..

Neden değişmeli?

 Bu arada liselere ve üniversitelere giriş sistemi kesinlikle değişmeli!

Neden mi? Çünkü ne ülkeye, ne gençlere, ne üniversitelere, ne velilere, ne de işverenlere bir yararı var.

Memnun olanı bulmanız mümkün değil ama herkes gidiyor, sınavlar kalıyor!

Bu konuda son 50 yıldır tam bir kandırmaca ve dayatma söz konusu.

Sınavdan başka çare mi var diyenlere şunu sormak isteriz:

Dünyanın neresinde ilkokula başlayan her öğrenci üniversite önüne yığılıyor, tek çare olarak üniversiteye giriş gösteriliyor?

Dahası, MEB ve ÖSYM’nin yaptığı sınavlar ne kadar güvenilir, objektif, seçici, adil ve kapsayıcı?

Gelin, yarın da onları tek tek ele alalım.

Özetin özeti: Çocuklarımızı geleceğe değil, sınavlara hazırlıyoruz. O da tam bir fiyasko!..