Eğitim = Hüsran olmamalıdır

Veli, öğrenci ve öğretmenler için yaz ayları her ne kadar tatil dönemi gibi algılansa da belki de zor dönem diyebiliriz.

Milyonlarcası kayıt olacak yeni bir okul ararken, milyonlarcası da sınavlarla boğuşuyor.

Yaşamları altüst oluyor.

Çocukların eğitiminde bir sorun varsa, o evde her şey ne kadar mükemmel olursa olsun huzuru yakalamak çok da kolay olmuyor.

İşte bu nedenle, halk için ille de bir şey yapılmak isteniyorsa, öncelik hep eğitimde olmalıdır ama gel de anlat!..

Sınavlar nedeniyle hem aileler hem de öğrenciler olağanüstü bir dönemden geçiyor.

Pandemi bile onları bu kadar etkilemedi. Yürekleri yakan çok duyumlar geliyor. Paylaşmak acıları daha da büyütmenin ötesinde bir işe yaramaz.

Moral değerler

Yılda 1 milyonu aşkın çocuğumuz, gencimiz, MEB ve ÖSYM sınavlarına giriyor.

Bırakın sıfır çekenleri, hepsi tam puan alsa da 9 milyonu yine derin hayal kırıklığı yaşayacak.

Çünkü kontenjan yok, iyi okul yok, iş yok!

Bu yüzden sınav sonuçları sizi yanıltmasın! Sınavlar üzerinden çocuklarınızı sorgulamayın, değer biçmeyin!

Eğitim elbette çok önemli.

Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği bir anlamda ona bağlı.

Ama nasıl bir eğitim?

İşte asıl önemli olan o!

Bugünkü eğitim sistemi çocuklarımızı değersizleştirmenin ötesine maalesef geçemiyor; birini sevindirirken, onlarcasını üzüyor!

MEB ve ÖSYM’nin organize bir şekilde yaptığı, bu öğrencileri enkaza dönüştürme operasyonuna veliler olarak ne olur sizler de destek olmayın.

Çünkü onların yaptığı yönlendirme değil sadece eleme!

Kriterleri doğru olsa da bir yere kadar su kaldırır ama onu bile adil bir şekilde yapamıyorlar.

En zorda olan veliler

Öğrenci olmak zor ama sanki veli olmak çok daha zor.

Tüm sınavzedelere ve özellikle de velilerimize Allah sabır versin.

Asıl yükü onlar çekiyor.

Öğrenciler bir şekilde içini boşaltıyor, MEB ve ÖSYM üç maymunu oynuyor ama onlar hep susuyor, hep yüreklerine taş basıyorlar.

Her çocuğun, her gencin başarılı olacağı bir alan mutlaka vardır!

Bu yüzden hiçbir çocuğumuz feda edilmemelidir!

Devletin ve eğitime yön veren kurumların artık bu noktaya gelmesi gerekir.

Sınavlar tek ve gerçek belirleyici değildir. Olmamalıdır. Çünkü ne ilgi ve yetenekleri ölçebiliyor ne de beceri ve değerleri!..

Bir de öğretmenlerimiz var ki o konuyu ne siz sorun ne de biz anlatalım.

Veli ve öğrenci, MEB, YÖK, ÖSYM arasında sürekli ezildikleri yetmezmiş gibi halk nezdinde günah keçisi olmanın ötesine de bir türlü geçemiyorlar.

Sıfır çekenler?

LGS’de 180 bin öğrenci sıfır çekmiş!

İlk sırada da 72 bin öğrenciyle Matematik geliyormuş!

Şaşırdık mı? Kesinlikle hayır.

97 öğrenci de tüm soruları doğru yapmış!

Sevinelim mi, üzülelim mi?

Eğitime şaşı baktığımız sürece, üzülen sayısı sevinenlerin yüzlerce kat fazlası olmaya devam edecektir.

Tersi olsa ne değişecekti?

En azından moraller bu kadar dibe vurmaz, “Senden bir şey olmaz” dayatması yaşanmazdı.

İl ve Türkiye sıralamaları

Tercihler konusunda daha sağlıklı kararlar için MEB’in bir an önce il ve Türkiye sıralamalarını açıklaması gerekiyor. Hatta son üç yılın sıralamalarını da birlikte açıklarsa çok daha iyi olur. Bu arada sınav cevap kâğıtlarının da bir an önce erişime açılması birçok tartışmanın önünün kesilmesine neden olur.

Özetin özeti: Öğretmenler mutluysa öğrenciler, öğrenciler mutluysa aileler, aileler de mutluysa ülke mutlu olur! Bu o kadar zor mu?..