Eğitim mi yoksa sağlık, para, güç ve torpil mi?

Söz konusu eğitimse, gerisi teferruattır diyecek olduk, söz ağzımızda kaldı.

Sağlık diyen de oldu para ve güç diyen de ama en çoğu sanki dayın yoksa gerisi hikâye yönündeydi!..

Oysa, eğitim derken, günde 500 test çözmeyi kastetmemiştik.

Düşünen, sorgulayan, karşılaştığı sorunları çözen, üreten bir eğitimi anlatmaya çalışmıştık.

Eğer bu yoksa ne sağlığımızı ve paramızı koruyabilir ne de üretecek güç ve kudret sahibi olabiliriz diyecektik...

Eğitim, her şeyin başıdır.

Ülkesiyle ve değerleriyle gurur duyan ve onları sonuna kadar koruyan, kollayan yurttaşlar yetiştirmek de eğitimin görevidir, sağlığını, doğayı, estetik değerleri koruyan nesiller yetiştirmek de eğitimin kapsama alanı içerisindedir.

Yine aynı şekilde demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını göz bebeği gibi koruyan ve bu konuda mücadele veren bireyler yetiştirmek de eğitimin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Ekonomiyi, refahı, katma değeri yüksek ürünler üretmeyi, girişimciliği ilke edinen gençler yetiştirmek de yine eğitimin görevidir.

Saygıyı, sevgiyi, barışı, hoşgörüyü, doğruyu, yanlışı öğretmek de eğitimin görevidir, alkışlamayı ve yeri geldiğinde dur deme cesaretini kazandıran da eğitimdir.

Üretmeyi öğretemezsek israfın, liyakati öğretemezsek de torpilin önüne geçemeyiz. Ve bunları kazandırmak da sadece ailelerin değil, okulun yani eğitimin de asli görevidir…

Sınav için değil, yaşam için eğitim noktasına gelmediğimiz sürece, eğitimle ilgili sayısal verilerin ya da diplomaların hiçbir önemi yoktur! Eğitim ve öğretim iki ayaklı bir süreçtir.

Öğretimde bir şeyler öğrenirsiniz, eğitimde ise size ömür boyu yol gösterecek değerler kazanırsınız.

Bu yüzden, eğitim öğretim adına herhangi bir reform paketi açmadan, ilkeler ve kavramlar üzerinde anlaşmak gerekir.

Aynı sıkıntı Anayasa reformu konusunda da yaşanıyor. Neredeyse tüm siyasi partilerin, konuya bakış açıları çok farklı! Oysa, evrensel hukuk kuralları neyse o olmalı ama gel de çık işin içinden.

Sürekli reform peşinde koşulması da zaten bu yüzden!..

Herkes için eğitim

Eğitim, yaşam hakkından sonra en temel haktır.

Özellikle zorunlu temel eğitimde yani liseyi bitirene kadar, çocuklarımıza neleri kazandıracağımızı, öncelikle belirlememiz gerekiyor.

Günde 500 soru çözen yarış atları yetiştirip, yüzde 90’ına hayal kırıklığı mı yaşatacağız yoksa ilgi, yetenek ve istekleri doğrultusunda bir meslek edindirip, yaşamları boyunca, ülkesiyle, mesleğiyle, çevresiyle gurur duyan, mutlu ve başarılı bireyler mi yetiştireceğiz?

Önceliğimiz, ben, ben, ille de ben diyen, mevki, para, güç için her şeyi mübah gören gençler mi yoksa hak, hukuk, adalet çerçevesinde, biz olursak daha güçlü oluruz diyen gençler mi?

Ne olur artık ilkelerde birleşelim.

Önce iyi bir insan, iyi bir yurttaş, iyi bir evlat, kardeş, arkadaş, iyi bir meslek erbabı, iyi bir doğa dostu yetiştirelim.

Pandemi döneminde çok net gördük ki,

- Günde 500 test çözen çocuklarımız, iki yumurta kırıp karnını doyuramadı,

- Her gün yüzlerce vatandaşımız koronadan ölürken sosyal mesafe ve hijyen koşullarına uyulmadı,

- Hafta sonu yasakları varken yüz binlerce insanımız bunu yok saydı,

- Kurallara uymayanlara cezalar yağdırırken, aynı kuralları çiğneyenler yine           biz olduk!

Bu yüzden, iyi bir eğitim derken, sadece bir kesimin değil, herkesin en iyi eğitimi almasına olanak sağlamalıyız. Yoksa konu, her ne olursa olsun, bir yeri düzeltirken, öteki taraf bozulmaya devam eder.

Topyekûn kalkınma ve topyekûn bir yaşam kalitesi için evrensel anlamda iyi bir eğitimden başka yol aramak zaman kaybı olur.

Özetin özeti: Yapmış olmak için hiçbir şey yapılmaz ama eğitim hiç yapılmaz ve asla yapılmamalı da!..