Eğitim vitrinine rötuş!

Yeni öğretim yılı başlamak üzere ve eğitimin zirvesinde çok önemli değişiklikler gerçekleşiyor. YÖK Başkanı değişti. Milli Eğitim Bakanı’nın da istifa ettiği dilden dile dolaşıyor. Peki, bu süreçte lise ve üniversitelerde binlerce kontenjan boş kalırsa sorumlusu kim olacak?

MEB ve YÖK’ün acil alması gereken kararlar var ve her iki kurumda da çok özel günler yaşanıyor.

YÖK’te, yeni Başkan kurul üyeleriyle daha oturup bir toplantı bile yapamadı. Oysa tercih süreci başlamak üzere ve barajlar konusunda acil karar alması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ise neredeyse herkes işi gücü bıraktı Bakan Loto oynuyor.

Baraj puanlarının yüksekliği nedeniyle, bu yıl, üniversite kontenjanları dolmazsa, hiç kimse şaşırmasın.

Şu an için alınmayan barajı indirme kararı, birinci yerleştirme sonuna bırakıldığında hukuki sorunlar yaşanır, bu yüzden de o riski kimse üzerine almaz. Kontenjanlar da boş kaldığıyla kalır. Hem de kapıda milyonlarca öğrenci beklerken!..

Liselerde de en iyi okullarda kontenjan açıkları oluşmaya başladı.

Sınavla öğrenci alan okullarda kayıtlar bittiğine göre, öğrenciler bu okulları bırakıp nereye gidiyor? Keşke araştırılabilse...

Dahası, hem ilk ve orta dereceli okullarda hem de üniversitelerde yeni öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı ve yapılacak o kadar çok iş var ki, peki kim yapacak?..

Bakan istifa etti mi?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Hoca’nın istifa ettiğine yönelik çok yoğun söylentiler var.  İstifa doğru ise yerine kim gelir?

Asıl merak edilen konu o!

MEB içinden mi, bürokrasiden mi yoksa Ziya Hoca gibi yakından tanıdığımız bir başka Hoca mı, hiç umulmadık bir isim mi?..

O kadar çok isim üzerinde duruluyor ki, onları gördükçe, “Gelen gideni aratır” demeden geçemiyorsunuz!..

MEB, istifa söylentileri asılsız ise en azından bu konuda bir açıklama yapmalı!

Ankara’dan gelen bilgiler, istifanın gerçekleştiği ve her an yerine yeni bir atama yapılacağı yönünde.

Ziya Hoca’nın yerine gelecek isim de belli ama siyasette resmi bir açıklama yapılıncaya kadar hiçbir şeyin garantisi yok! O yüzden, resmi açıklamaları beklemek en doğru olanı.

Bu arada 2014’ten bu yana YÖK Başkanı olarak görev yapan ve görev süresi 20 Temmuz’da sona eren Yekta Saraç’ın yerine Marmara Üniversitesi Rektörü Erol Özvar atandı.

Özvar, 2009-2012 arası Harvard Hukuk Fakültesi İslam Hukuku Araştırmaları Programı’nda ziyaretçi öğretim üyesi olarak çalıştı.

YÖK’te nasıl bir düzenlemeye gidecek, hep birlikte göreceğiz. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz. Ülkemiz, üniversitelerimiz ve gençlerimiz için en doğru olan ne ise bu konuda yoğun ve samimi bir çaba göstermesini dileriz.

MEB ve YÖK’te bunlar yaşanırken, ÖSYM kazanı da fokur fokur kaynıyor. Gidişattan memnun olan yok gibi. Bu durum bir değişim getirir mi onu da yine zaman gösterecek.

Ülkemiz için hayırlısı ne ise o olsun.

Sıralama = Kalite mi?

YÖK, belli fakültelere başarı sırası barajı getirdi. Amacı da kaliteyi yükseltmekti. Peki, amacına ulaştı mı?

Örneğin, son birkaç yıldır üniversiteye ve özellikle barajlı bölümlere giren öğrenciler daha başarılı mı?

Elde bu konuda yapılmış bir araştırma var mı?

Başarıyı ve kaliteyi artırdıysa elbette ayakta alkışlamak gerekir ama üniversitelerden gelen geri dönüşler, öğrenci kalitesinin her yıl daha da düştüğü yönünde.

Hatırlarsanız, bir dönemde katsayı kavgası vardı. Katsayıların imam hatip ve meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girişteki en büyük engel olduğu iddia ediliyordu.

Katsayılar kalkalı çok oldu ama bu liselerden mezun olan öğrenciler yine en dipte. Nedeni de onların kötü öğrenci ya da kötü eğitim aldıkları değil, sınav sisteminin ve özellikle de sınav içeriklerinin yanlış olması.

Meslek lisesi ya da imam hatiplerde okutulan derslerden bir sınav yapsanız, fen liseleri yerlerde sürünür. Yıllardır onlara yönelik bir sınav yapıldığı için de onlar başarılı oluyor, diğerleri yerlerde sürünüyor!

Yani yanlış terazi ile doğru tartı yapamazsınız!

Bu yüzden barajları daha yukarı çekersek daha kaliteli öğrenci seçilir söylemi, doğruluğu çok da kanıtlanmış bir uygulama değil.

Özetin özeti: Yanlışı yanlışla düzeltemezsiniz. Onca üniversite açıp, onca kontenjan yarattıysak, kapıda 2.5 milyon öğrenci varken bir teki bile boş kalmamalı. Hepsine de en doğru öğrenciler seçilip, en iyi eğitim verilmelidir!..

DİĞER YENİ YAZILAR