Eğitimde arayışlar (6)

Okulların açılışı yine ötelendi ve hâlâ sınav odaklı düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

Öncelik yine 8 ve 12. sınıflarda yani LGS ve YKS’ye girecek öğrencilerde olacakmış!

Umarız bu konuda mahalle baskısı gerçekleşmez! Çünkü sınava girenlerin yüzde 90’ı zaten hayaline kavuşamıyor, bir de boş yere risk altına girmesinler. İsteyen gider, istemeyen hiçbir şekilde zorlanmamalı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra Milli Eğitim Bakanı Selçuk da dün yeni öğretim takvimiyle ilgili paylaşımda bulundu. Gelin önce onlara bir göz atalım, sonra da eğitimde daha farklı neler yapılabilir, onları sesli olarak düşünmeye devam edelim!

Ne zaman başlıyor?

Bakan Selçuk, merak edilen konulardan bazılarına açıklık getirdi, bazılarını ise hiç duymazdan geldi.

İşte dünkü basın toplantısından satır başları:

- Yüz yüze eğitime başlayan öğretmenlerimiz için şubat ayı içerisinde aşı uygulamasının yapılması planlanmaktadır.

- Öğrenme kayıplarının giderilmesi için kapsamlı bir programa başlayacağız.

- Köy okullarımızı tüm kademelerde 15 Şubat’ta yüz yüze ve tam zamanlı olarak açıyoruz.

- 15 Şubat’ta tüm bağımsız anaokullarını da tam zamanlı açma kararı verdik.

- 1 Mart’tan itibaren özel gereksinimli öğrencilerimiz için de özel eğitim okullarımız ve sınıflarımız eğitim vermeye başlayacak.

- 1 Mart’ta okullarımız, sınav döneminde olan 8 ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de kapılarını açacak.

- 1 Mart Pazartesi ilkokullarımız tüm sınıf düzeyleriyle açılacak. Öğrencilerimiz eğitimlere seyreltilmiş şekilde haftada 2 gün devam edecek.

- Lise öğrencilerimizin birinci dönemden kalan sınavları, mart ayı içerisinde planlanarak yüz yüze gerçekleştirilecek.

- Öğrencilerin okullarda yüz yüze eğitime katılımları, geçen dönemde olduğu gibi yine velilerin kararına bağlı olacak.

- Farklı sınıf düzeyleri ve okul kademelerinde de il bazlı olarak yüz yüze eğitime başlanmasıyla ilgili kararlar alınabilecek.

- Öğrenme kayıplarının giderilmesi için kapsamlı bir programa başlayacağız...

Hepsi de kulağa hoş gelen sözler ve daha önce de defalarca dinledik. Umarız, her şey planlandığı gibi gerçekleşir, umarız mücbir sebepler nedeniyle yeni ötelemeler gerçekleşmez.

Bu arada taşımalı eğitim yapan köy okulları ve yarıyıl tatilinde başlatılan 8 ve 12. sınıflara yönelik kurslar, kolejlerdeki KDV oranı ne olacak?

2021 atama takvimi, kadro sayısı, pedagojik formasyon ve yarıyıl tatilindeki öğretmenlere yönelik bir açıklama yapılacak mı?

Bu konulara yönelik duyurular eminiz ki milyonlarca kişiye derin bir nefes aldıracaktır!..

Başka neler yapılabilir?

Kovid-19’a yönelik pandemi süreci sonra erse bile, önümüzdeki yıllarda, benzeri salgınların artan bir şekilde devam edeceğini, tüm bilim insanları söylüyor. İçinde bulunduğumuz döneme “Pandemi Yüzyılı” denmesi bu yüzden!..

İşte bu çerçeveden bakıldığında, günü kurtarmanın ötesine geçecek, uzun vadeli projelere yönelmek gerekir!

Nedir bunlar hep birlikte düşünelim:

- En iyi okulların en yakın okullar olması için ülke genelinde hem fiziki hem de akademik olarak tüm okulları iyileştirme seferberliği başlatılmalıdır.

- Okul ve derslik sayısı ile sınıf mevcutları, sosyal mesafe ve hijyen kuralları göz önünde bulundurularak yeniden belirlenmelidir.

- Okul ve derslik sayısı, iki üç katına çıkacaksa, yeni okulların yapımına şimdi değil de ne zaman başlanacak?

- Öğretmen yetiştirme ve atama sistemi tümüyle değiştirilmeli, her öğrencinin en iyi okula gitme ve en iyi öğretmenden ders alma hakkı olduğu asla unutulmadan liyakate dayalı yeni model oluşturulmalıdır.

- Temel eğitim kesinlikle en yakın okullarda gerçekleşmeli ve sonrasında da dershaneye, ek ders kitabına, özel derse ihtiyaç duyulmayacak yine en yakın okullara yönlendirme gerçekleşmelidir.

- Aşı geliştirme çalışmalarına hiç ara vermeden devam edilmeli, mutasyonlara göre anında aşı üretimine geçilerek dışa bağımlılıktan kurtulunmalıdır.

- Aşıda öncelik yaşa göre değil, ihtiyaçlara göre düzenlenmelidir.

- Bir süre sonra kalıcı hale gelecek hibrit eğitim modellerine daha fazla kafa yorularak, daha verimli hale gelmeleri sağlanmalıdır.

- Üniversiteler için daha çok yurt yapılmalı, öğrenci sayıları daha fazla şişirilmemeli ve olası benzer pandemi dönemlerinde devamlılığın nasıl sağlanacağı üzerine radikal senaryolar düşünülmelidir.

- Sağlık Bilim Kurulu gibi bir de Eğitim Bilim Kurulu olmalı, uzaktan eğitimle birlikte gelen dijital bağımlılıktan psikolojik ve sosyolojik yan etkilere kadar her şey yakından izlenmeli ve gereği yerine getirilmelidir!..

Özetin özeti: Boşa geçen her gün, ileride çok daha büyük risklere davetiye çıkarabilir! Felaketlerden kurtulamayacaksak, onlarla yaşamayı öğrenmeliyiz!..