Eğitimde cevap aranan sorular?

Eğitim, en temel insan hakkı.

Anayasal haklar sıralamasında da yaşam hakkından hemen sonra geliyor.

Lafa geldi mi bu duruma hiç kimsenin itirazı yok!

Peki ya uygulama?..

Eğitimin önemini, hem insani çerçeveden hem de ülkelerin geleceği açısından binlerce kez dile getirdik. Getirmeye de devam edeceğiz. Çünkü eğitim geleceğin harcı, öğretmenler mimarı, devlet müteahhidi, veliler de sponsorudur. Onlar ne kadar güçlü, samimi, vizyoner ve üretkense, ortaya çıkacak eser de o denli görkemli olacaktır.

Peki, bu konuda herkes üzerine düşeni yapıyor mu? Evet demek o kadar zor ki!

Gelin tek tek ele alalım.

Devlet?

Devlet, eğitim konusunda ne kadar samimi?

Evet, ciddi kaynak ayırıyor ama onun nasıl harcandığını denetliyor mu?

Hayır, hayır, hayır.

Ciddi bir insan gücü ve gelecek planlaması yapıyor mu?

Hayır, hayır, hayır.

Uzun ömürlü, partiler üstü bir devlet politikamız var mı?

Hayır, hayır, hayır.

Devlet olarak, bu zor süreçte, diğer sektörlere sağladığımız avantajları eğitime de sağladık mı?

Hayır, hayır, hayır.

Veliler?

Devlet adına daha onlarca soru sıralanabilir ve cevabı evet olana zor rastlanır.

Gelelim velilere:

En değerli varlığımız dedikleri çocuklarının eğitimi konusunda yeterince ilgililer mi?

Hayır, hayır, hayır.

Eğitimdeki yanlışları sorguluyorlar mı?

Hayır, hayır, hayır.

Sınav ve diploma odaklı eğitimden, yetkinlik ve üretim odaklı bir eğitime geçişi destekliyorlar mı?

Hayır, hayır, hayır.

Yemeyip, içmeyip, daha iyi bir eğitim için harcadıkları paranın karşılığını alabiliyorlar mı?

Hayır, hayır, hayır.

Sandık başına giderken, partilerin, eğitim politikalarını sorguluyorlar mı?

Hayır, hayır, hayır?

Okul ve sınıf aile birliği toplantılarına düzenli katılıyorlar mı?

Hayır, hayır, hayır.

Öğretmenler?

Devlet ve velilerimiz böyle de öğretmenlerimiz ne durumda?

KPSS, mülakat, sözleşmeli, ücretli diyerek en idealist olanları bile eğitime soğutmanın ötesine geçebildik mi?

Hayır, hayır, hayır.

Parçalanmış öğretmen ailelerini birleştirme konusunda samimi davrandık mı?

Hayır, hayır, hayır.

Yüz yüze eğitimde olduğu gibi uzaktan eğitimde de yeterince yanlarında olduk mu?

Hayır, hayır, hayır.

Öğrencilerine ve topluma rol model olabilmeleri için gerekli donanımı ve maaşı sağlayabildik mi?

Hayır, hayır, hayır.

Ülkemin her karış toprağı benim vatanımdır diye, en ücra köşelere kadar koşa koşa gidip, oraya tutunmaya çalışan öğretmenlerimizin yanında olduk mu?

Hayır, hayır, hayır.

Atamalarda, özlük haklarında, yükselmelerde, yönetici seçimlerinde liyakat, donanım, hakkaniyet göz önünde bulunduruluyor mu?

Hayır, hayır, hayır.

Öğrenciler?

Peki, ya öğrenciler?

Her şey onlar için değil miydi?

Onları memnun edebildik mi, geleceğe en iyi şekilde hazırlayabildik mi?

İlgi, yetenek ve hayalleri doğrultusunda eğitim almalarına olanak sağlayabildik mi?

Hayır. Hayır, hayır.

Çocukken çocukluklarını, gençken gençliklerini yaşayamadılar! Peki, buna değdi mi?

Hayır, hayır, hayır.

Aldıkları diplomalar bir işe yaradı mı?

Hayır, hayır, hayır.

Milli, manevi ve insani değerlerimizle donatıp, ülkemize, mesleğine, doğaya, okuluna, işine, değerlere yönelik bir aidiyet yaratabildik mi?

Hayır, hayır, hayır.

Bırakın, onu, şunu, bunu, öğrencilik yaşamları boyunca ve sonrasında verdiğimiz dayatmacı eğitimle gençlerimizi mutlu edebildik mi?..

Eğer cevabınız evet ise üsteki ‘hayır’ların hiçbir anlamı yok. Hepsini geri alıyorum. Yok eğer mutlu değillerse, şimdi değil de ne zaman bu konuyu düşünüp, ele alıp, gereğini yerine getireceğiz?

Özetin özeti: Daha nereye kadar boşa kürek çekeceğiz?..