Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Umutlar yitirildiğinde geriye hiçbir şey kalmaz. Bu yüzden geleceğe hep umutla bakıyoruz.

Dün elbette çok önemli ama geleceği de ipotek altına almamalı ve yeni arayışlara zaman ve tolerans tanınmalı.

MEB, okulöncesi eğitimin öneminin nihayet farkına vardı ki 2023 hedefleri arasına almakla kalmadı, erişilebilir hale getirmek için yoğun bir çaba içerisine girdi.

Daha önce de benzeri pek çok “reform” paketi açılmış ama arkası gelmemişti.

Peki, bu kez gelir mi?..

Temennimiz bu yönde yeni bir hayal kırıklığının bir kez daha yaşanmamasıdır.

Haberin Devamı

Yapılan açıklama ve konulan hedeflere göre, 5 yaş yani okulöncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınacakmış.

Peki ama ne zaman?

Nihai hedef 2023!

40 yıldır söyleniyor, umarız bu kez gerçekleşir.

Liseler 4 yıla çıkartılacağına okulöncesi zorunlu olsaydı, çok daha iyi olmaz mıydı?

Daha da önemlisi, bu konuda hangi adımlar atıldı, atılıyor, atılacak?

Örneğin:

- Okulöncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi ve tüm okul öncesi eğitim kurumlarının tek çatı altında toplanması için herhangi bir yasal düzenlemeye gidildi mi? Yani sözün ötesine geçildi mi?

- Yeterli fiziki alt yapı oluşturuldu mu? Bu konuda ciddi adımlar atıldı mı, örneğin yatırım bütçesi artırıldı mı?

- Eğitimde olduğu gibi öğretmen yetiştirmede de en önemli süreç okulöncesi öğretmeni yetiştirmektir. Peki, bu konuda hangi düzenlemelere gidildi? Eğitimi kim verecek?

- Tam gün mü olacak, yarım gün mü yoksa birkaç saat mi?

- Tevhidi Tedrisat Kanunu göz ardı edilmeye devam edilecek mi?

- Sağlıklı beslenmeleri konusunda düzenli kaynak ayırılacak mı?

- Kreş ve anaokulu ayrımı nasıl gerçekleşecek, okulöncesi eğitim kurumlarında kreşler de olacak mı?

- Okul öncesi eğitimin ne anlama geldiği konusunda kamuoyuna yeterince bilgilendirme yapıldı mı? Okulöncesi eğitimin okul değil, okula hazırlama olduğu, bu eğitimi alamayanların, sonraki eğitim kademelerinde ve yaşamda geride kaldığı yeterince vurgulandı mı?..

Bu konuda yapılması gereken o kadar çok iş var ki dört duvarla eğitimin olmayacağını, hele hele okulöncesi eğitimin hiç olmayacağını ne zaman anlayacağız, ne zaman anlatacağız ve ne zaman gerçek anlamda hayata geçireceğiz?

Haberin Devamı

Boş kontenjanlar?

Her ne kadar YÖK ve ÖSYM resmen açıklamasa da üniversitelerde 200 bin kontenjan boş.

Meslek liseleri ve özellikle de imam hatiplerde de durum farklı değil.

Peki, ne olacak? MEB, YÖK ve ÖSYM bu konuda hata yaptığını açıklayacak mı yoksa yola aynen devam mı edilecek?

Her bir kontenjan devlete ve millete on binlerce liralık yük getiriyor.

Boş kalan her kontenjana harcanan parayla işsiz bir gencimize iş sağlayabiliriz.

Üstelik bu boş kontenjanlar bir yıllık maliyetin ötesinde, iki ila beş yıl arasında bir yük getiriyor. Ama buna rağmen, hemen her yıl yüz binlerce kontenjan boş kalıyor ve ülke olarak bu vahim tabloyu sadece ve sadece seyrediyoruz.

Tek kayıt almayan bölümler var. Bu bölümlerin açılmasını kim istedi, öğrenime başlama izinlerini kim verdi, dolmayan kontenjanlara ve çok daha fazlasına kim seyirci kaldı?

Birçok konuda “Bir milli sorun” ya da “Beka meselesi” diyoruz ya işte asıl söylenmesi gereken konu bu ama maalesef hiçbirimizin umurunda değil!..

Haberin Devamı

Peki, bu konuda ne yapabiliriz?

Yüksek sesle düşünelim ve önerisi olanlardan katkı bekleyelim. Belki dikkate alan birileri çıkar. Belki de ileride “Ama bu konuda hiç kimse bizi uyarmadı ki” demekten utanılır.

İşte akla ilk gelen öneriler:

- Lise ve üniversiteler yeniden yapılandırılmalı ve sınav artı diploma odaklı eğitim yerine, insan gücü, istihdam ve gelecek projeksiyonları çerçevesinde üretim odaklı eğitime geçilmelidir.

- Yeni öğretim kurumları ya da yeni bölümler açılırken, farklı tercihler değil, ülke ihtiyaçları ve gençlerimizin ilgi, yetenek ve hayalleri dikkate alınmalıdır.

- İlgi görmeyen öğretim kurumu ve bölümler hiç zaman geçirilmeden ya öğrencilerin ilgi göstereceği bir hale getirilmeli ya da fiziki kapasiteleri farklı öğretim kurumlarına devredilmelidir.

- Okul çeşitliliği ve meslek yelpazesi kesinlikle genişletilmelidir.

- Tek tip öğretim kurumları yerine mesleklerin niteliklerine göre değişen modüler eğitim sistemlerine yönlenmelidir.

- Umut tacirliğinden artık vazgeçilmeli ve doğan her çocuğu üniversite kapısına yığmaktan imtina edilmelidir.

- En önemlisi de doğru bir durum tespiti yapıp, adil ve kalıcı bir çözüm için kafa yorulmalıdır.

Yoksa yeni çağa uyum sağlamamız hiç ama hiç kolay olmaz.

Özetin özeti: Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulmadı. 100 yılık geçmişi ve binlerce yıllık birikimi, geleneği ve deneyimi var. Başkalarına özenmek yerine tarihimize göz atmalıyız!..