Eğitimde yeni hedefler, değişim ve kurumsallık

Bizde âdettendir, iktidar değişmese de her gelen Bakan kendisine yeni hedefler belirler.

Eğitimde de yeni hedefler belirlenmiş.

Peki ya önceki hedefler?

“Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi” diye getirenler bile arkasında durmuyorsa, gerisini siz düşünün.

Yeni hedefler, aslında 100 yıllık hedefler.

Örneğin, okul öncesinin yaygınlaştırılması, örneğin mesleki eğitimin güçlendirilmesi, örneğin okullar arasındaki düzey farklılığının giderilmesi, örneğin kütüphanesiz okulun kalmaması, örneğin daha iyi öğretmen. Hangisi yeni?

Kararlılıkla arkasında durulursa, işte o yeni bir yaklaşım olur ve 100 yıl sonra hâlâ onları tartışıyor olmayız.

Değişim şart ama...

Eğitimde, özellikle de yükseköğretimde, teknolojiye paralel olarak, çok hızlı bir değişim süreci adeta zorunlu hale geldi.

Peki, bu değişime ne kadar hazırız? Değişimi zorunlu kılan, değişimi farklı anlayan ya da değişime direnen kimler?

YÖK mü, biz mi, siyaset mi yoksa hepimiz mi?

Görünen o ki değişimi doğru anlayan ve bu süreci doğru yöneten üniversite ve ülkeler uçacak, direnenler patinaj yapmaya devam edecek!

Bu konuda havada uçuşan o kadar soru var ki her biri üzerine uzun uzadıya kafa yormak gerekir.

Sistemler ya da teknoloji sürekli değişiyor ama eğitime bakış açısı hep aynı.

Sınav ve diploma odaklı eğitimden kendimizi bir türlü kurtaramadık, üretim ve istihdam odaklı eğitime yönelemedik.

“Kim için, ne için eğitim?” sorusunun cevabını hâlâ bulamadık.

Oysa cevap çok net!

Kişilerin ve ülkelerin yaşam kalitesini yükseltmek için ama nedense buna hiç sıra gelmiyor.

İşte dünden bugüne havalarda uçuşan o sorulardan bazıları. Eminiz ki sizlerin de ekleme yapacağı çok fazla tespit ve öneri olacaktır.

- Bilgisayarlar, akıllı tahtalar çok satıldı az kullanıldı.

- Üniversiteler ile fabrikalar arasında ne fark var? Neden birbirinin tamamlayanı olamıyorlar?

- Uzun süre, teknolojinin eğitimde devrim yaratacağı söylendi ama bu teknolojilerin hiçbiri eğitim için üretilmedi. Teknoloji, daha onu kullanmadan eskiyor.

- Teknoloji diye diye konuşmayı, yazmayı, düşünmeyi unutturduk. Bu dijital eğitim ısrarı niye?

- Büyük fedakârlıklarla yetiştirilen öğrenciler, toplumsal değerlerle donatılıyor mu?

- Hocalara hep kaç makale yazdı, kaç öğrenci okuttu, kaç kitap yayımladı gözüyle bakıldı, peki ya insani değerlere katkıları?

- Eğitimin amaç ve hedefleri yeniden sorgulanmalı, eğitim reformlarından nüfusun sadece bir bölümü yararlanmamalı ve sürdürülebilir olmalı!

- Eğitim teknolojik mi olmalı yoksa pedagojik mi?

- Üniversiteler 10 yıl sonra ne işe yarayacak? Bunu konuşma zamanı hâlâ gelmedi mi?

- Yükseköğretim nasıl değişecek, kim değiştirecek?

- Öğretmen odaklı eğitimden öğrenci odaklı sisteme ne zaman geçilecek?

- Çağı yakalayan üniversitelerin öğrenci sayısı artıyor, diğerleri kontenjanının yarısını bile dolduramıyor!

- Stajın önemi ve gerekliliği çok daha öne çıkacak.

- Öğrenciye müşteri olarak bakılmak istenmiyor ama genel bakış açısı bu yönde!

- Öğrencilerin, üniversite seçiminde, eğitimden çok, iş bulamama kaygısı var.

Eğitim mi, konfor mu?

- Öğrencinin konforu için harcanan para, öğrenimi için harcanandan daha çok artıyor çünkü öğrenci bunu istiyor.

- Öğretim üyelerinin katı tutumu, değişimi engelliyor ya da geciktiriyor!

- Bina yapmak pahalı, teknolojiyle donatmak ve işletmek çok daha pahalı ama yüzde yüz kapasiteyle kullanamıyoruz.

- Büyük değişimler sistemin dengesini bozar ama küçük değişimler de yenilik getirmez.

- Değişim, cesaret gerektirir ve her organizasyon değişime direnir.

- Politik destek, değişimi hızlandırır!

- Probleme dayalı sistemde öğrenci problemi çözerek öğrenir, geleneksel sistemde ise çözüm bize öğretilir. Bu ise bugünün öğrencisine demode geliyor.

- Öğretim süreçleri kısaltılarak, eğitim daha uzun süreye yayılabilir.

- Girişimci, Paylaşımcı, Deneyimsel, Uygulamalı, Hayat Boyu, Üretici üniversite modelleri öne çıkacak, peki biz buna ne kadar hazırız?

- Değişim zordur ama değişmemek, çok daha vahim sonuçlara yol açabilir.

Değişim, sadece üniversitelerde değil, hayatın her alanında olmalı. Başkaları bir yana, siz buna ne kadar hazırsınız?

Özetin özeti: Her defasında yeni temeller atarak değil, taş taş üzerine koyarak yol alınır. Kabahatli aramak yerine, artık, gelin hep birlikte çözüm arayalım.