Eğitime doktor tavsiyesi

Okulların açılmasını istemeyen yok gibi ama tedirginlik hâlâ var. Çözüm ortak akıldan geçiyor ve bunu başarmak zorundayız.

Sağlık Bakanı Koca, “Okulların son kapanan ve ilk açılan yerler olması” gerektiğini söylüyor. Ankara Tabip Odası da “Yüz yüze ve tam zamanlı eğitim, her yaştan öğrenci için esastır ve bu eğitimin devam etmesi için tüm olanaklar seferber edilmelidir” diyor.

MEB’in görüşü de bu yönde. Okulların tam gün ve her gün açık kalabilmesi için hazırlıkların yapıldığı ve gerçekleşeceği ifade ediliyor.

Aşılama ve yerli aşılara yönelik çalışmalar da kesintisiz bir şekilde devam ediyor.

Peki, bütün bu söylemler ve gelişmeler, okulların açılması ve açık kalması için yeterli mi?

Pandemi koşulları alarm verdiğinde; öğrenci, öğretmen, veli ve toplum sağlığı için en ufak bir risk söz konusu olduğunda “son çare” olarak okulları da kapatma yoluna elbette gidilecektir.

Ankara Tabip Odası’nın dikkat çektiği konular ise çok farklı.

Daha çok da yapılanlardan çok yapılmayanlara yönelik.

Felaketler ancak akıl, bilim, birikim ve alınan dersler çerçevesinde önlenebilir. Duygusallık ya da körü körüne yandaşlık veya karşıtlık, mücadeleye
zarar verir.

Ortak dileğimiz, bu beladan bir an önce kurtulmaksa, ortak akıl çerçevesinde el birliğiyle hareket etmemiz gerekir.

Dijital bağımlılık

İşte Ankara Tabip Odası’nın açıklamasından bazı satır başları:

Pandemi süreci boyunca yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; okulların, özellikle de ilkokulların, kapalı olması salgının yayılmasında, bulaş zincirinin kırılmasında etkili bir yöntem olmadığı gibi çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu tutum telafisi mümkün olmayacak sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Bu durum hem öğrenci hem de velilerin kaygılarının artmasına neden olurken, çocukluk çağı depresyonlarında da bariz artış görülmüştür. Hem çocuk ve gençlerin hem de ebeveynlerin psikolog ve psikiyatristlere başvurularında ciddi artış gözlenmiştir.

Fiziksel gelişimleri de etkilenen çocuklarda, hareketsizliğe bağlı kas ve kemik ağrıları gelişmektedir. Bu durumun yol açtığı metabolik hastalıklar her geçen gün daha fazla çocuk ve genci etkilemekte ve ileriye yönelik ciddi sağlık sorunlarına zemin
oluşturmaktadır.

Özellikle kız çocuklarının okullaşması ciddi bir seviyede azalmakta ve çocuk yaşta evlilikler çoğalmaktadır.

Uzaktan eğitim, tüm eğitim kazanımlarını karşılayamadığı için, çocuk gelişimi ciddi olarak sekteye uğramıştır. Dijital bağımlılık çocukları sosyal yaşamdan koparmıştır.

ATO’dan MEB’e öneriler

Sınıf mevcudu yüksek olan okulların tespit edilerek bu okullarda gerekirse 7 gün eğitim yapılacak şekilde ikili ya da üçlü tam gün öğretim planlanmalı.

Eğitimin aksamadan sürdürülebilmesi için ek derslik alanları oluşturulmalı.

Okulların fiziksel özelliklerinin gözden geçirilerek pencereleri açılmayan sınıflar derslik olarak kullanılmamalı ve tüm derslikler için havalandırma koşulları sağlanmalı.

Bilindiği gibi Kovid-19 yüzeylerden ziyade, solunum yolundan bulaşmaktadır. Bu nedenle sınıflarda pencere ve kapı açarak havalandırma sağlanması gibi basit önlemler korunma için yeterli olacaktır. Maliyetli özel havalandırma sistemlerine gerek yoktur.

El yıkama imkânı ve temizlik personeli olmayan okullar tespit edilerek, bu eksiklikler giderilmeli.

Alt yapı ve personel eksiklerin giderilmesi için gerekirse ek bütçe talep edilmeli.

Tüm veli, çalışan ve öğrencilerin HES kodu takibi yapılarak temaslı ya da hasta kişilerin kesinlikle okullara alınmaması sağlanmalı.

Derslerde 20 dakikada bir 23 dakika süreyle teneffüslerde ise sürekli olarak dersliklerin havalandırılması sağlanmalı. Öğretmen odaları ve idari odalarda da yeterince havalandırma sağlanmalı.

Bina içlerinde tüm yetişkinler ve 6 yaş üstü çocuklar maske takmalı.

Açık alanlarda öğrencilerin maske takmasına gerek yoktur. Fiziksel mesafenin korunmadığı durumlarda ise 12 yaş ve üstü maske takmalı.

Virüsün yüzeylerden ziyade solunum yoluyla bulaştığı artık bilindiğinden çok özel hijyen önlemlerine gerek yok. Okullarda su ve sabun bulunması, sık sık el yıkanması yeterli.

Okulların açılması için vaka sayılarının belirli bir düzeye gelmesi ya da aşılama oranlarının artması beklenmemelidir.

Tüm bu dilek ve temenniler, en başından itibaren hepimizin ortak arzusu. Bu mücadeleye destek olmak da hepimizin
asli görevi.

Okulların açılmasına sayılı günler kala, tüm enerjimizi, kabahatli arama yerine çözüm için harcamalıyız. Herkes, herkese kulak vermeli ve çözüm odaklı olmalı ki gerisi gelsin.

Özetin özeti: Onlar okulu çok özledi ama önce sağlık!..