Eğitime yönelik arayışlar (7)

Üniversite başvuruları dün başladı. Bu yüzden bugünkü arayışımızı ve sesli düşüncelerimizi gelin üniversitelere yönelik olarak gerçekleştirelim!

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) geçen yıl 2.5 milyona yakın aday başvurmuştu. Bu yıl sayı daha da artar mı? Artabilir ama kayıt yaptıran öğrenci sayısı, muhtemelen geçen yıldan daha çok olmayacaktır. Çünkü adaylar artık çok seçici. İstediği üniversite, istediği kent ve istediği bölüm olmamışsa, kazansa da kaydını yaptırmıyor!

İlkokula başlayan her öğrencinin üniversiteye yönlendirildiği, meslek lisesine giden öğrencilere bile hedef olarak üniversitelerin gösterildiği bir başka ülke göremezseniz!

Her kente bir üniversite açmanın ve herkesi üniversiteye yönlendirmenin nesi kötü ki diyenler elbette çıkacaktır. Çıkmalı da, yoksa doğruyu bulmamız mümkün olmaz!

Eğitimde, çocuklarımızı, ilgi, yetenek, beceri, beklenti ve hayaller doğrultusunda, doğru yönlendirmek çok önemli. Eğer bunu gerçekleştirmezseniz, tıpkı şu anda olduğu gibi derin hayal kırıklıklarıyla karşılaşırsınız.

Liseli gençlerin en büyük hayali, hiç kuşkusuz, iyi bir üniversite ve iyi bir gelecek.

Peki ya üniversite mezunları bu konuda ne düşünüyor?

Bunu ne siz sorun ne de gelen mesajları tam da başvuruların yapıldığı şu günlerde biz paylaşalım, yoksa kafalarda kuşku yaratmanın ötesine geçemeyiz.

Üniversite mezunlarından pek çoğu şu anda aldıkları eğitimle hiç alakası olmayan, ilkokul, ortaokul, lise mezunlarının bile burun kıvırdığı işlerde çalışıyor. İş bulduklarında, her türlü işte çalışmaya hazır milyonlarcası da arayış içerisinde.

Bu gençlerimize aynı işler 4-5 yıl önce teklif edilseydi, kendilerine hakaret sayarlardı. Aileleri de farklı düşünmezdi. Ama geldikleri son nokta ortada:

Kaybolan yıllar, boşa harcanan paralar ve dipsiz kuyuya dönüşen KPSS köleliği!..

Deneme-yanılma ve umut tacirliği yöntemiyle kariyer planlaması yaptığımız sürece de bu böyle devam edecek!

Doğru olan, doğru bir insan gücü planlaması ve bireysel yetkinlikler çerçevesinde yol alınması ama buna önce siyasetçilerin ve anne babaların ikna olması gerekiyor!

Pandemi sonrası, AB ülkeleri vizeleri tümüyle kaldırsa, kaçımız, hangi parayla oralara tatile gidebiliriz? Üniversite diploması da öyle bir şey! Önceliğimiz, herkese diplomadan çok, herkese iş olmalı ve bunun yolu da çocuklarımızı köleleştiren bugünkü sınav sistemi ve yönlendirme biçimi olmamalı.

Yılda ya da önümüzdeki 10 yılda, hangi alanda kaç üniversite mezununa ihtiyacımız var, hangi üniversite mezunu kaç yıl içerisinde iş bulabiliyor, kaçı kendi alanında çalışıyor, bu tür verilere bakıp ona göre kontenjan belirlenmeli!

Yok eğer İngiltere, ABD, Fransa, Kanada gibi “Eğitim, bizim de en büyük kazanç ve ihraç kapımız” diyorsak o zaman şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor.

Yukarıdaki ülkeler, yabancı öğrencilerden ne kadar para kazanıyor, biz ne kadar kazanıyoruz, onların ilk 500’de kaç üniversitesi var, bizim kaç, en önemlisi de mezunlarımızın ne kadarı, aldıkları eğitimle yurt dışında iş bulabiliyor? Yani eğitilmiş insan gücü ihracatımız ne kadar?..

Bu konuda konuşulması, tartışılması gereken o kadar soru var ki, kiminle, nerede, ne zaman konuşacaksınız? İncir çekirdeğini doldurmayacak tartışmalara ayırdığımız zaman ve enerjinin keşke yüzde birini de gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için harcayabilsek ama nerdeeee...

Üniversiteli olmanın getiri ve götürüleri

Başvurularla birlikte yine milyonlarca öğrenci hayallerinin peşinde koşacak, aileleri de maddi, manevi her şeyleriyle onları desteklemeye devam edecek.

Peki, üniversiteli olmak eskisi kadar cazip mi? Verilen mücadeleye değiyor mu?

Üniversite için harcadığımız onca emeğin, yaptığımız onca masrafın, yaşayamadığımız çocukluk ve gençlik yıllarımızın karşılığını, mezun olduktan sonra alabilecek miyiz?..

Diploma her şey mi yoksa hiç bir şey mi?

Üniversiteli olmak, itibarlı olmak mı yoksa derin bir hayal kırıklığı mı?..

En donanımlı gençlerimizi üniversiteye yönlendirip, mezun olduklarında başınızın çaresine bakın demek, işsizliği ötelemenin ve kalifiye işsiz sayısını artırmanın ötesinde bize ne sağlıyor?.. Üniversite mezunlarından gelen tepkiler hiç iç açıcı değil. Onları okuyan, başvuracağı varsa da başvurmaz ama her şeye rağmen yine de iyi düşünmek ve artılarını, eksilerini yeniden sorgulamak gerekir.

Çünkü hayatı geri alamazsınız ve pişmanlık duyduğunuzda, keşke o yılları yaşamasaydım demenin, sizi daha fazla üzmekten başka bir yararı olmaz..

Her şeyden önce şu soruları kendinize sormalısınız.

Neden üniversite?

Hangi bölümde, neden okumak istiyorum?

Hayallerime katkısı ne olacak?

Harcadığım zamana, paraya ve mücadeleye değecek mi?..

Eğer her konuda kararlıysanız yola devam...

Özetin özeti: Bir ülkeye ve gençlere yapılabilecek en büyük kötülük, onları eğitimden soğutmaktır! Sakın bu tuzağa düşmeyelim...