Eğitimin geleceği?..

Dünden bugüne çok şey değişti. 

Son 40 yıldaki değişim, binlerce yıllık değişimden çok daha hızlı. Hatta toplamından çok daha fazla. 

Peki, bu iyi mi, kötü mü? 

Nereden baktığınıza göre çok farklı yorumlar getirilebilir. 

Görünen o ki hemen her alandaki bu değişim artan bir şekilde devam edecek. 

Peki, çocuklarımızı geleceğe hazırlayan eğitim sistemleri, bu değişime ayak uydurabiliyor mu? 

Evet demek o kadar zor ki! 

Bu bizde böyle de diğer ülkelerde farklı mı? 

Kesinlikle hayır! 

Olaya küresel ölçekte baktığımızda, hemen her ülkede, özellikle de kalkınmış ülkelerde şikâyetler çok daha yoğun. 

Bu yüzdendir ki siyasetin, dolayısıyla ülkelerin geleceğine damga vuranlar, bundan sonra hep gençler ve onlara yönelik atılacak adımlar olacaktır. 

Gençlere yönelik politika üretenler ayakta kalacak, onları ve değişimi görmezden gelenler yok olup gidecektir!.. 

Değişim rüzgârı 

Eğitime yönelik değişim süreci ne zaman başlar, onu bilemeyiz ama kesinlikle günümüz jenerasyonu yakalamalı. Yoksa boşa kürek çekilmiş olur. 

Neler değişebilir ya da beklentiler ne yönde? 

Gelin bu konuya hep birlikte kafa yoralım, sesimizi hep birlikte Ankara’ya duyuralım. Yoksa eğitimden soğuyan, üzülen sadece çocuklarımız olmaz. 

İşte değişim sürecine yönelik bazı satır başları: 

Sınav ve diploma odaklı eğitim yerine yetkinlik kazandırıcı bir eğitim modelinin zamanı geldi de geçiyor. 

Eğitim süreçleri yeniden dizayn edilmeli ve süreçler kesinlikle kısaltılmalı. 

Hibrit eğitim öyle ya da böyle gündeme gelmeli. 

Dayatmacı modeller yerine tercihe dayalı modeller üzerine kafa yorulmalı. 

Üretim ve istihdam odaklı bir eğitim hem kişiler hem de ülke için çok daha ayrıntılı bir şekilde ele alınmalı. 

Zorunlu eğitim süresi yeniden gözden geçirilmeli. Okuldan kopuşlar mutlaka incelenmeli. 

Ezber odaklı eğitim yerine öğrenme odaklı eğitime geçilmeli. 

Bireysel ilgi, yetenek ve beklentileri öne çıkartacak özgürlükler getirilmeli. 

Zorunlu seçmeli dersler yerine öğrencileri hayata hazırlayacak derslere ağırlık verilmeli ve bu seçmeli derslerin oranı yüzde 50’lere kadar yükseltilmeli. 

Mesleki eğitim/genel eğitim oranı yüzde 70/30 bandına çekilmeli ama o meslekler, dünün ve günümüzün demode meslekleri değil geleceğe yönelik meslekler olmalı. 

Çocuklarımıza hayattan kopuk bir eğitim vermek yerine karşılaştığı her türlü sorunu çözebilecek bir donanım kazandırılmalı. 

Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşitliliği, sürekli güncellenmeli ve yayınlaştırılmalı. 

Herkese tek tip eğitim yerine ilgi ve ihtiyaçlara göre modüler eğitim modelleri geliştirilmeli ve üst eğitim kurumlarına devam etmeyeceklere diploma yerine sertifikayı öne çıkartacak yetkinlikler kazandırılmalı. 

Eğitim, sınavlarla kişiyi değersizleştiren değil mutlu eden olmalı. 

Eğitim, iyi bir insan, iyi bir yurttaş ve mutlu bir birey yetiştirmenin olmazsa olmazlarının en başında geliyor. Peki ama nasıl bir eğitim? Biraz da buna kafa yormanın zamanı hâlâ gelmedi mi?.. 

Anneler Günü 

Anne olmak, anaç olmak farklı bir şey. Doğum yapmadan da o duyguyu doyasıya yaşayanlar, yaşatanlar var. 

Anneler ya da o misyonu yüklenenler, yaşları ne kadar büyüse de evlatlar için en güvenilir limandır. 

Tüm anneleri ve hiç ayırt etmeksizin tüm çocukları, anne sevgisiyle bağrına basan herkesi ve özellikle de ikinci bir anne gibi tüm öğrencilerini bağrına basan öğretmenlerimizi binlerce kez kutluyoruz. 

Dünya sizinle çok daha güzel. 

Tüm büyükler özeldir ama anneler bir başkadır. 

Özetin özeti: Anneler için en güzel armağan, çocuklarını mutlu edecek adımların atılmasıdır.