Hangi ligde top koşturmak istiyoruz?

Dünya, eski dünya değil.

Özellikle de korona sonrasında, hemen her alanda değişim rüzgârları esiyor. Bu yüzden, hemen her gün kartlar yeniden karılıyor ve yeni oluşumlar ortaya çıkıyor.

Başta BM ve AB olmak üzere dünün en köklü kurumları bile önemini çoktan yitirdi.

Geleneksel medyanın pabucu dama atıldı, dijital para aldı başını gidiyor!..

Korona, dünyaya öylesine bir ders verdi ki hâlâ algılayamayanlar var.

Renk, dil, din, ulus farkı gözetmediği gibi, zengin fakir, güçlü güçsüz, genç yaşlı, okumuş okumamış ayrımı da yapmam dedi. En çok etkilenenler de en güçlüler oldu!

Yeni dünya düzeninde en önemli referans akıl ve bilim!

Şu anda tüm dünya dört gözle bilim insanlarının ürettiği ve üreteceği aşıları bekliyor. Milyar dolarların, güç ve kudretin de olsa, aşı sıranı bekliyorsun. Yani dünya yeniden eşitleniyor. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz!..

Bundan sonra, yaşadığımız ya da yaşayacağımız tüm felaketlerin panzehri yine bilim olacak!

Atatürk’ün de dediği gibi kimin ne söylediği değil, bilimin ne söylediği önemli hale gelecek.

“Daha yeni mi farkına vardın, günaydın” diyenler mutlaka olacaktır. Haklılar ama önemli olan bizim bunu biliyor olmamız değil, karar vericilerin ve halkın tercihinin bu yönde olması.

Yoksa, patinaj yapar dururuz!..

Bilim ligi

Bilim neredeyse, demokrasi, refah, hukuk, insan hakları, özgürlükler ve daha pek çok şey orada.

Bilim yoksa gerisini konuşmaya bile değmez. Çünkü kalıcı değildir!..

Cumhuriyet tarihi boyunca, eğitimin her alanında çok ciddi yol kat ettik ama almamız gereken daha çok uzun bir yol var.

Dünya bilimine katkı sıralamasında da sürekli yükseliyoruz ancak henüz istenen noktanın çok uzağındayız.

Devlet ve millet olarak, keşke, günü kurtarmanın ötesine geçip, biraz daha bilimle haşır neşir olabilsek!..

Dünya geneline baktığımızda, bilimsel üretkenlik ile kalkınmışlık arasındaki korelasyon bize çok önemli ipuçları veriyor.

- Bilimde ne kadar ileriyseniz, katma değeri yüksek ürünler üretmekte de o kadar başarılısınız.

- Bilimsel üretkenliğiniz ne kadar yüksek ve sürdürülebilirse, refah düzeyiniz de o kadar yüksek ve sürdürülebilir.

- Üniversiteleriniz ne kadar güçlüyse, demokrasiniz o kadar güçlüdür.

- Hukuk devleti olmanın ve özgürlüklerin yolu da yine bilimden geçiyor!

- Bilim ve teknoloji üreten, kazanan oluyor; üretemeyenler ise tüketen ve dolayısıyla yoksulluk sarmalında can çekişenler arasında yer alıyor.

- Bilim üretmek lafla değil, sabır ve kararlılıkla gerçekleşiyor. Bilim ve bilim insanları çok narin, elinizde tutamadığınızda anında kaçıyor!

- ABD hâlâ dünyanın en iyi üniversitelerine sahip olmanın rantını yiyor ama sayıları giderek azalıyor. Trump dönemi üniversiteler ve bilim insanları için zor bir dönemdi!..

- Çin’in giderek güçlenmesinin altında da yine üniversitelerin ve Ar-Ge’nin güçlenmesi geliyor.

- Bilimsel üstünlüklerini Amerika’ya kaptıran Avrupa üniversiteleri, yeniden yükselişte ve bunun anlamı, Avrupa gelecekte de rol model olmaya devam edecek!..

- Rusya duraklama döneminde. Doğal kaynaklarla gelen zenginlik ne kadar sürecek belli değil.

- Üniversitelerin de tıpkı korona haritası gibi akademik özgürlük haritası var ve bilimsel üretkenlik ile renkler arasındaki korelasyon tahmin edildiği gibi! Renkler kırmızılaştıkça, bilimsel üretkenlik azalıyor...

YÖK ve Yükseköğretim Kalite Kurulu, son yıllarda bu konulara çok daha fazla kafa yormaya başladı. Bu, sevindirici bir gelişme.

Bilim ve kalite, umarız, üniversitelere ve özellikle de kamuoyunun tartıştığı güncel konulara da yansır ve bilim toplumu olma konusunda kararlılıkla yol alırız. Almalıyız da. Pandemi döneminde gördük ki tüm yollar bilime çıkıyor!..

Özetin özeti: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” denileli kaç yıl oldu ve daha kaç yıl bekleyeceğiz?..