Kayıp kuşak!

Uzaktan eğitimin aşırı yoğunluk nedeniyle sürekli SOS vermesi herkesi bıktırdı. Öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra özellikle de anneleri! Moral olarak adeta çökmüş durumdalar!

Peki, çekilen onca eziyete değiyor mu?

Keşke gönül rahatlığıyla evet diyebilseydik!..

Yaşanan sıkıntılar nedeniyle, çocuklarımızı yüz yüze eğitimden sonra, uzaktan eğitimden de soğutmayalım.

Yoksa X, Y, Z kuşaklarına bir de kayıp kuşak eklenir ki bunun ülkeye maddi ve manevi maliyeti çok yüksek olur!..

Yüz yüze mümkün mü?

Yüz yüze eğitime yönelik istekler her geçen gün daha da artıyor.

Uzaktan eğitime yönelik aksaklıklar yüz yüze eğitime olan isteği daha da alevlendirdi. Peki, MEB buna hazır mı, Bilim Kurulu izin verir mi?

Çok daha önemlisi, nasıl bir uygulama takvimi söz konusu?..

Uzaktan eğitimin aşırı yoğunluk nedeniyle sürekli SOS vermesi herkesi bıktırdı. Evlerde adeta sinir savaşı yaşanıyor.

Çalışan anne babalar için her şey zordu, şimdi çok daha zor. Hele bir de öğretmenlere!..

Peki, bu işin sonu nereye varır?

Her şeye rağmen uzaktan eğitime devam mı edilir yoksa yüz yüze eğitim için yeni çareler mi aranır?

MEB’deki hava, yüz yüze eğitim için henüz çok erken. Bu konuda karar verici makam da kendileri değil Bilim Kurulu.

Onların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ettikleri için alınacak kararları, onların tavsiye kararları şekillendiriyor.

Cevabı merakla beklenen sorulardan biri de şu:

Yüz yüze eğitime kademeli ve bölgesel geçiş söz konusu olabilir mi?

Bu da yine Bilim Kurulu’nun tavsiye kararlarına bağlı.

Örneğin onların “Şu, şu illerde ya da köy veya ilçelerde yüz yüze eğitime başlayabilirsiniz” tavsiye kararı alması çok önemli.

Peki, 8 ve 12’ler ne olacak?

Yine aynı şekilde, hangi sınıfların yüz yüze eğitime başlayacağı da Bilim Kurulu’nun tespit ve önerileri doğrultusunda olacak!..

Zaten adil olmayan sınav yarışı uzaktan eğitimle daha da içinden çıkılmaz hale gelebilir mi?

Özel okullar ve dershaneler açıkken, devlet okullarında çok da iyi işlemeyen uzaktan eğitim, fırsat eşitliğini zedeler mi?

Şikâyet çok, çözüm ya da açıklama yok. Velileri en fazla rahatsız eden de bu!

MEB, bu konularda keşke çok daha şeffaf ve açıklayıcı olsa. İşte o zaman çok daha güvenli bir ortam oluşacak ve sorunların çözümü daha da kolaylaşacaktır!..

Twitter’da yaptığımız çok katılımlı ankette uzaktan eğitime duyulan güven ve memnuniyet oranı yerlerde sürünüyor.

Yakın bir gelecekte bu tablo değişir mi?

Bunu da zaman gösterecek.

Umarız değişir yoksa sürekli kopmalar nedeniyle, yapılan tüm harcama ve emekler boşa gider.

En kötüsü, eğitim ve okul anlamını yitirir ki bunu da aklımızdan bile geçirmek istemiyoruz!..

Ekran bağımlılığı

Uzaktan eğitimden önce, birkaç saatten fazla ekran karşısında kalanları şiddetle eleştiriyor ve sakıncalarını bir bir kafalarına kazımaya çalışıyorduk.

Gözleri bozar, omurgayı zedeler, parmak kıkırdaklarını tahriş eder ve en önemlisi de bağımlılık yaratır diyorduk.

Hatta Yeşilay, “Ekran bağımlılığı uyuşturucu bağımlılığından daha kötüdür” diye kampanyalar yapıyordu.

Şimdi, saatlerce ekrana kilitlenen çocuklarımız var ve derslerinden geri kalmasınlar diye bir şey diyemiyoruz.

Akademik eğitim elbette çok önemli ama çocuklarımızın sağlığından çok daha önemli değil.

Pandemi nedeniyle her yönüyle zor bir dönemden geçiyoruz.

Nasıl ki aşı çalışmalarında uzun uzadıya yan etkiler araştırılıyorsa, uzaktan eğitimin kazanımlarının yanı sıra yaratacağı olumsuz etkiler de enine boyuna araştırılmalıdır!..

Özetin özeti: Çocuklarımıza ve geleceklerine ne olur hak ettikleri önemi gösterelim. Kayıp kuşak, kayıp gelecek demektir!..