Korona ortak paydamız oldu

Şu an için dünyada en bilindik kelime hiç kuşkusuz ‘korona’dır.

Hâlâ duymayan ya da kafasına kazımayan varsa, onun da bilin ki dünyayla bir teması yoktur!.. Atalarımız “Her şerde bir hayır vardır” derken, eminiz ki çok şeyler görüp, geçirdikten sonra böyle bir söylemi hayata geçirdiler.

Dünü dünde bırakıp, bugüne baktığımızda, koronavirüsün bize çektirmediği kalmadı. Bugüne kadarki en korkunç salgın olarak tarihe geçti.

Peki, hiç mi pozitif etkisi olmadı?

Yaşattığı sıkıntı ve acılar kadar olmasa da anlayabilene, alabilene çok dersler verdi. Bizleri pek çok konuda, ortak noktalarda buluşturdu, fiziken olmasa da daha sağlıklı, daha adil, daha temiz bir dünya konusunda kucaklaşmamızı sağladı.

Kadro dağılımı

Öğretmenlere yönelik kadro dağılımı ve zamanlaması büyük hayal kırıklığı yarattı. Bu yıl liselere fazladan 600 bin öğrenci başlayacak ama branş öğretmenlerine verilen kadrolar komik ötesi! Mesleki eğitim yine yok sayılmış? Yeni mezunlar unutulmuş! Sanat, spor yok. İlle de dijital eğitim derken, bilişimin sadece adı var!..

20 bin kadro çok mu?

Öğretmenlere sorarsanız, çok az!

Ama diğer üniversite mezunlarına göre müthiş bir rakam. Çünkü onlar on binlerle ifade edilen rakamları hiçbir zaman görmediler.

Peki, 20 bin kadronun dağılımı ne kadar adil?

Twitter’da yaptığımız ankete bakılırsa, yüzde 90 dağılımın adil olmadığına inanılıyor.

Pek çok branş ve alan haklı olarak kendilerine haksızlık yapıldığı görüşünde.

Haksız da sayılmazlar.

Meslek liselerine övgüler yağarken, verilen kadro sayıları komik ötesi.

Yine aynı şekilde uzaktan dijital eğitimin böylesi önem kazandığı bir dönemde, bilişim öğretmenlerine verilen kadro da tahminlerin çok altında.

Coğrafya, biyoloji, tarih, üretim ve daha pek çok konu tarihin hiçbir döneminde böylesine öne çıkmamıştı!

Peki, ne kadar ciddiye alındı?

Neredeyse hiç!

MEB, şapkasını önüne koyup, eğitimi A’dan Z’ye bir kez daha gözden geçirip, yeniden yapılanmaya gitmeli ve atamaları da ona göre yeniden dizayn etmelidir!

Akademik eğitim önemsiz mi? Elbette önemli ama yüzde 35’i geçmemeli! Gelişmiş ülkelerin çoğunda, bu böyle!

Bunu 60 yıldır söylüyoruz ama bir arpa boyu bile yol kat edemedik!

Üretim önümüzdeki dönemin en önemli argümanı olacak. Bunu katma değeri yüksek ürüne dönüştürmek ise olmazsa olmazların başında gelecek.

Koronavirüsün verdiği derslerden biri de bu. Peki, bu dersi alabildik mi?

Kadro dağılımına bakılırsa, evet demek sanki çok zor!..

Lise kontenjanları

LGS Kılavuzu yayımlandı. Ayrılan kontenjanlar da belli oldu.

Ciddi bir artış var! Peki, yeterli mi? Evet demek mümkün değil!

Kılavuzun ekinde, merkezi sınavla öğrenci alacak Anadolu liseleri, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programları ve özel program ve proje uygulayan ortaöğretim kurumları da açıklandı. Buna göre, Türkiye genelinde bin 856 liseye merkezi sınavla öğrenci yerleştirilecek.

Bu kapsamda, geçen yıl sınavla öğrenci alan okulların 139 bin 120 olan kapasitesi bu yıl yaklaşık yüzde 53 artırılarak, 213 bin 128 oldu. Bu yıl, Anadolu liselerine 71 bin 494, fen liselerine 46 bin 710, sosyal bilimler liselerine 12 bin 846, Anadolu imam hatip liselerine 42 bin 8, mesleki ve teknik Anadolu liselerine de 40 bin 70 kontenjan ayrıldı.

Özetin özeti: MEB bildiğini okumaya devam ediyor! Keşke bildiği doğru olsaydı! Yanlışta ısrara devam!..