Maskeli bayram

Zor bir dönemden geçiyoruz. Her şey gibi bayramların da bundan etkilenmemesi mümkün değil.

Uzmanlar, ısrarla kontrolü elden bırakmayın uyarısında bulunuyorlar. Özellikle de maske ve hijyen koşullara uyulması konusunda çok titizler.

Bayramın ilk günü gördük ki biz hâlâ eski biziz.

Kış aylarındaki disiplinimizden eser kalmamış.

Acilen bir şekilde yeniden disipline olmamız gerekiyor.

Bunu da zorda kaldığımız için değil, zorda kalmamak için yapmalıyız!..

Sağlıklı, huzurlu, keyifli ve bir o kadar da kontrollü bir bayram dileğiyle...

Okullar hazır mı?

Bayramdan sonra, muhtemelen ay ortasında kolejler, ay sonunda da devlet okulları telafi eğitimine başlar. Hemen ardından da yeni öğretim yılı!

Açıklanan takvim ve söylemler bu yönde.

Keşke, korona belasından bir an önce kurtulsak da okullar bir an önce açılsa...

Öğrenci, öğretmen, veliler başta olmak üzere herkes okulu çok özledi.

Peki, okullarımız yeni öğretim yılına hazır mı?

İşte en önemli soru bu, yoksa kimse okullar açılmasın demiyor!..

Doğal olarak, tüm dikkatler, MEB’in üzerinde!

Onlar ne yapıyor?

Sanki Hollywood! Senaryo üzerine senaryo açıklıyorlar. 4’ü ana senaryo olmak üzere hemen her konuda onlarca senaryoları var! Olmasın mı, elbette olsun.

Teori olmadan pratik olmaz!

Bu arada, keşke birkaç yeni okul, birkaç yeni derslik, birkaç yeni tuvalet yapılsa, birkaç yeni hizmetli, sağlık personeli ve öğretmen görevlendirilse, hijyen koşuların sürekliliği için biraz kaynak ayrılsa ve okullara birkaç aylık dezenfektan gönderilse ne iyi olur!

Keşke biraz da bu konularda bilgilendirme yapılsa.

İşte o zaman velilerimiz bayramı çok daha huzur içerisinde geçirir, yeni öğretim yılına da gönül rahatlığıyla hazırlanır.

Hibrit eğitim?

Yarısı okulda yüz yüze, diğer yarısı da evde uzaktan eğitim şeklinde özetlenen hibrit eğitim, sanki en güçlü senaryolardan biri olarak gözüküyor!..

Okul yöneticilerinin telaşı da işte bu noktada başlıyor: “Hibrit eğitim demek, 6-7 gün eğitim demek, bunun için başta ekstra hizmetli ve ekstra yakıt olmak üzere ihtiyaçlar listesi uzayıp gidecek. Peki, bunlar nasıl karşılanacak?..”

Bir başka çok acil çözüm üretilmesi gereken konu ise lavabo ve tuvalet sayısının azlığı!

Bazı okullarda, birkaç yüz öğrenciye ancak bir tuvalet ve lavabo düşüyormuş! Acilen sayılarının artırılması gerekiyor. Bu işin mazereti olmaz. Okullar açılmadan bu sorun mutlaka çözülmeli!.

Üniversiteler ne olacak?

Eğitim ve okul derken, hep MEB ve ona bağlı okullar akla geliyor.

Peki ya YÖK ve üniversiteler?

Onlar her konuda hazırlar mı?

Onların da senaryoları, yaptıkları ve yapacakları var mı? YURTKUR neler yapıyor?

Yurtlar her türlü olasılığa göre düzenlendi mi?

Kampüs üniversitelere ulaşım konusunda ekstra önlemler alındı mı?

Soru çok ama cevap maalesef yok!

MEB ve YÖK, genel çerçeveyi çizdikten sonra okul ve üniversiteleri bu konuda bir özgür bıraksa nasıl olur?

Yerel dinamikleri harekete geçirerek, mucizeler yaratamazlar mı?

En azından, becerikli olanlarla beceriksiz olanlar birbirinden ayrılamaz mı?

Her şeyi Ankara’dan beklemek kolaycılıktır. Herkes önce üzerine düşeni yapmalı, Ankara da eksikleri tamamlamalıdır. Koronayla mücadelede destan yazacak başarı hikâyeleri hem herkesi gururlandıracak hem de örnek olacaktır.

Özetin özeti: Eğitim sadece Türkçe, Matematik demek değil, pandemiyle mücadele de bir hayat dersi! Bu konuda çocuklarımıza örnek olmalıyız!..