Mezunlar üniversitenin aynasıdır! (2)

Öğrencilere, mezunlara sahip çıkmıyoruz da bilim insanlarımıza her türlü desteği sağlıyor muyuz?

Keşke gönül rahatlığıyla evet diyebilsek! Yekta Hoca ile birlikte iyi niyet ve çaba var ama yine de yeterli değil. Liyakat hiçbir şeye feda edilmemeli, özellikle de bürokrasiye!

Aşağıdaki hikâyeyle gurur duyacağımıza üzüntü yaşıyorsak ortada bir sorun var demektir!

Dr. Berna Şeker Yılmaz, Mersin Üniversitesi Çocuk Metabolizma Hastalıkları Öğretim Üyesi.

TÜBİTAK 2219 Doktora Sonrası Araştırma Bursu programı kapsamında Londra’da University College London, Institute of Child Health Genetik ve Genomik araştırmalar bölümünde, “Nadir Hastalıklarda Gen Tedavisi” alanında bir yıldır çalışmalarını başarıyla sürdürüyor.

University College London (UCL), üniversite başarı sıralamasında 2020’de dünyanın en iyi 8., Avrupa’nın ise 4. en iyi üniversitesi olarak yer alıyor.

Dr. Yılmaz, ekibinde görev yaptığı Genetik ve Genomik Araştırmalar Bölüm Başkanı Prof. Paul Gissen tarafından ileri araştırma bursuna aday gösterilerek, dünyada ilk çocukluk çağı karaciğer hedefli gen tedavisi olan “Ornitin Transkarbamilaz Eksikliği olan çocuklarda adeno-assosiye virüs aracılı gen tedavisi” projesini yürütmek üzere iki yıllık araştırma bursu kazandı. 

TÜBİTAK, bu başarıya şapka çıkartarak, yurt dışı bursa dayalı olarak ülkeye dönüş yükümlülüğünü iki yıl erteledi. Buraya kadar her şey normal, asıl anormallik bundan sonra başlıyor.

Gelişmeleri, gelin Dr. Yılmaz’dan dinleyelim:

“Üniversitemden 657 sayılı kanundaki dış bursa dayalı iki yıl ücretsiz izin hakkına istinaden izin istedim ancak 2547’de benzer madde olmaması nedeniyle, ret cevabı aldım. Bu kıymetli bursu kullanarak ülkemi ve üniversitemi temsil etmeye devam etmek istiyorum. Üniversitemden istifa etmek zorunda kalmak veya bursu kullanamama durumunda kalmak istemiyorum...”

‘Sevinemedim’

Böylesi bir burs insanı havalara uçurur ama Dr. Yılmaz bu başarısına sevinemedi bile!

Çaresizlik içerisinde kıvranıp duruyor!

Üniversitem YÖK’e görüş sormuş, YÖK de yasadaki karışıklığı sebep göstererek, iki yıllık ücretsiz izin isteğini reddetmiş.

Üniversite, bu noktada, farklı izin seçenekleriyle hocasına destek olabilir ama inisiyatif almak istemiyor. YÖK’ün işte bu noktada, böylesi zor duruma düşen araştırmacıların önünü açacak yeni düzenlemeler yapması gerekiyor. Hem de acil olarak!..

Bu kadarı da olmaz demeyin ama öyleymiş!

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda dış burslara dayalı iki yıla kadar ücretsiz izin hakkı var ama 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda ücretsiz izin hakkı yok görünüyor.

Dr. Yılmaz, yaşadığı duruma isyan etmiyor, tam aksine, kendinden sonrakiler de benzer durumlar yaşamasın diye çözüm arıyor:

“Benim isteğim, kimseyi suçlamadan, incitmeden başarımı anlatıp, sesimi duyurup izin alabilmek. Sonuçta amacım, UCL’de gen tedavisi çalışabilmek, böylesine önemli çığır açıcı bir tedaviyi, ülkeme tek kuruş harcatmadan tamamen bursumla öğrenip, sonrasında dönüp ülkeme hizmet edebilmek. Her gün birileri UCL’den gen tedavisi bursu kazanmıyor, ülke böylesine önemli bir bilimsel fırsata destek olmalı diye düşünüyorum. Kolay olan, istifa edip ülkeye dönmemek olabilir ama ben buna zorlanıp, bunu yapmak istemiyorum. Ülkem ile kazandığım burs arasında seçim yapmak zorunda kalmak istemiyorum. Sizden istediğim destek de bu konuda. Umarım kendimi ifade edebilmişimdir.”

Evet, kendinizi çok iyi ifade ettiniz ve eminim ki Yekta Hoca bu soruna bir çözüm üretecektir!

Keşke bu mücadeleyi siz değil de üniversiteler ve rektörlerimiz verseydi!..

Özetin özeti: Başarınızla gurur duyun, doyasıya keyfini yaşayın ve gelecekten asla umudunuzu kesmeyin. Ankara eminiz ki sizi kaybetmek istemeyecektir!..