Öğrenci artıyor ama öğretmen atanmıyor

Liselere gidecek öğrenci sayısı bu yıl en az yüzde 50 artacak.

İmam hatip ve meslek lisesi dışındaki okullar tıklım tıklım. Merdiven altları, öğretmen odaları bile sınıf yapıldı. Çoğunda ikili eğitime geçildi, sınıf mevcutları 40’ı, 50’yi aştı. Ücretli öğretmen sayısı 100 bini buldu!..

Bakan Selçuk, 4+4+4 nedeniyle oluşan, 600 bini fazladan olmak üzere 1.8 milyon lise 1. sınıf öğrencisine nasıl okul bulunacağını henüz açıklamadı. Zorunlu eğitim kapsamında oldukları için kapı önüne konulamaz, açık liseye yönlendirilmeleri de hiç etik olmaz!

Madalyonun ön yüzünde görünen sorun bu. Arka yüzünde ise 600 bin yeni öğrenci için gereken öğretmenlere yönelik ek bir atama yapılıp, yapılmayacağı var!
MEB’den bu konuda hiçbir açıklama yok. Olası bir ek atamada aslan payını yine birkaç branş mı alacak yoksa adil bir dağılım yapılacak mı?
MEB, 1.8 milyon lise 1 öğrencisi için hangi liselerde, kaç kontenjan ayıracak, sınıf mevcutları kaç olacak, bu öğrenciler nasıl alınacak sorularına şimdiden cevap getirirse çok iyi olur. Yoksa son dakika kararları hep çok sancılı oluyor!

Bu konudaki görüşlerinizi başlattığımız kampanya çerçevesinde #8’lerağlamasın etiketiyle paylaşabilirsiniz!..

Tatil arası eğitim

İkinci ara tatilin de sonuna geldik. Okullar yarın açılıyor.

Peki, öğrenci, öğretmen ve velilerimiz, keyifli bir tatil süreci yaşadı mı?

Yaşayanlar yok mu? Elbette var ama sanki büyük bir çoğunluk okullar bir an önce açılsın modunda!..

Tatil, yapacak bir şeyler varsa güzeldir!

Bizdeki tatiller ise sanki biraz zoraki.

Öğrenciler, daha birinci ara tatilin rehavetini üzerlerinden atmadan, ikinci tatil geldi. Öğretmenler ders programlarını yetiştirmekte zorlandı. Veliler ise ne yapacaklarını şaşırdı.

4 yarıyıllı sistem, bu yıl ilk kez uygulandığı için “O kadar da olur” diyenler çıkacaktır ama yine de üzerinde enine boyuna düşünmekte yarar var.
Öğretim süresi 220-240 iş günü olan ülkelerde 4 yarıyıllı sistem yararlı olabilir ama bizim gibi kâğıt üzerinde 180, uygulamada ise 160 güne kadar inilen ülkelerde biraz daha düşünmekte yarar var! Hele ki okulların çoğunda ikili eğitim yapılıyorsa!..

Deprem ve kış koşulları nedeniyle, yarıyıl tatili uzatılan illerimiz var. Umarız, eğitim ortamları ve bu eğitim kayıpları bir an önce tamamlanır. Çünkü pek çoğu, birkaç ay sonra hayati öneme sahip, lise ve üniversiteye giriş sınavlarında ter dökecek. Bir darbe de oradan yememeliler!..

İkinci yarıyıl şimdiden herkese hayırlı olsun...

Tatile doyamayanlar hiç üzülmesinler iki ay sonra bir ara tatil daha var!..

#istanbulağlamasın(3)

Olası Büyük İstanbul Depremi’ne yönelik bir seferberlik için herhangi bir gelişme söz konusu mu? Keşke evet, var diyebilseydik ama maalesef, böylesi bir kampanyayı herkes birbirinden bekliyor.

En çaresiz olan ise her zamanki gibi sade vatandaşlar.

Olayın farkındalar, çözüm üretmek istiyorlar ama işin içinden çıkamıyorlar.

TBMM bu konuda tek yürek olmayacak da hangi konuda olacak?

Sorun atla deve değil, istenirse çözüm üretilir:

“İçinde oturduğumuz evin yenilenmesi için başvuru yapalım diyoruz, yenilemek için 250 bin lira istiyorlar. Apartmanda emekliler var, ne yapsın, nereye gitsin, bu kadar parayı nereden bulsunlar? Onlarla birlikte biz de kaderimize razı olacağız ya da iş, aş burada olmasına rağmen, terki diyar edeceğiz. Çok üzgünüm ama evdeki dolapları sabitleyip, ev halkını ezilmekten kurtaracak mobilya almaktan başka çare yok galiba!..”

Özetin özeti: Demokrasilerde çare tükenmez derler ama biz çare üretme yerine kadere razı olmaya mecbur bırakılıyoruz!..