Ön yargılarımızdan kurtulabilecek miyiz?

Albert Einstein, “Ön yargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur” dediğinde, abarttığını söyleyenler olmuştu. Ama öyle anlar geliyor ki eksik bile demiş diyenler çok oluyor.

Birileri ne söylerse doğrudur, birileri de ne söylerse yanlıştır mantığıyla hareket ettiğimiz sürece, doğruyu yanlıştan ayırmamız mümkün değildir.

Ön yargılar konusunda başka söylemler de var. İşte birkaçı:

“Birçok insan düşündüğünü sanır, aslında yaptıkları sadece ön yargılarını yeniden düzenlemektir.” William James

“Ön yargılarınızı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir.” Henry David Thoreau

“Hepimiz ön yargıyı kötüleriz ama hâlâ ön yargılıyız.” Herbert Spencer

Doğru olan ne?

Soran, sorgulayan, düşünen, araştıran, analiz, sentez yeteneğindeki yüksek gençler yetiştirmek, dünden bugüne, devlet adamlarımızın, siyasetçilerimizin en büyük arzusu.

Anayasa’mızda ve Temel Eğitim Kanunu’muzda da bu konuda çok sayıda madde var.

Peki, okullarımız öğrencilerimize, dolayısıyla da vatandaşlarımıza bu yetkinliği kazandırabilir mi? Yani ön yargılardan uzak, aklın ve evrensel değerlerin çerçevesinde sağlıklı kararlar almalarına olanak sağlıyorlar mı?

Evet demek zor hem de çok zor!

Düşündüklerimiz konusunda, Nuh diyor, peygamber demiyoruz.

40 yıl önceki fikrimiz neyse, onda ısrar ediyor, sorgulamaya bile gerek duymuyoruz.

Doğru, elbette doğrudur ama değişim de yaşamın olmazsa olmazıdır.

Bazı doğrular var ki bazen ya önemini yitirir ya da doğru olmaktan çıkar! Bunu bile bile hâlâ onu savunmak ya da sorgulamamak, yanlışların en büyüğüdür.
Hata yapılmaz mı, elbette yapılır. Ama aynı hatayı defalarca yapmak ve herkes yapılanın hatalı olduğunu söylemesine rağmen onda ısrar etmek, kararlılık değil, inatçılıktır.

Otobanda ters yola giren bir sürücü, polisi arayarak, herkesin çıldırdığını ve ters yola girdiğini şikâyet ederken, kendisinin hata yaptığını asla kabullenmez.
Neden? Çünkü onun doğruları her zaman doğrudur!


Tıpkı bu örnekte olduğu gibi dünden bugüne çok şeylerin değiştiğini, doğru olarak kabul edilenlerin artık önemini yitirdiğini, inadım inat diyenlere doğru olanın öyle değil de böyle olduğunu saatlerce anlatsanız da bildiğinden yani ön yargılarından asla vazgeçmez. Çünkü o anlarda akıl ve mantık devre dışıdır!..

Hoşgörü ve empati!

Birbirimizi anlamadan, yol almamız mümkün değil.

İşte bu yüzden, okullardan önce, sevgiyi, saygıyı, toleransı, hoşgörüyü, empatiyi, aklı, bilimi, sorgulamayı öğretmemiz gerekiyor.

Ön yargılarımızdan kurtulup, ortak değerlerimizi pekiştirdiğimiz sürece, aşamayacağımız sorun yoktur. Bunu sadece siyasette ya da ülke yönetiminde değil, hayatın her anında, hepimizin yapması gerekir ki geleceğe çok daha güçlü bakalım.

Ön yargılarımızın esiri değil, aşanı, çöpe atanı olalım.

Matematik öğrenmenin zor, yabancı dil öğrenmenin imkânsız, iktidarın yaptığı her şeyin yanlış, muhalefetin ülke yararına hiçbir şey yapmayacağı gibi ön yargılardan kurtulursak, Einstein’ın da dediği gibi, bir mucizeyi gerçekleştirmiş oluruz.

Sanki şu günlerde en çok ihtiyacımız olan da o!

Özetin özeti: İlkeli olmak ile ön yargıyı birbirine karıştırmak, başkalarını bilmem ama size, bize hiç yakışmaz!..