O’nu uzaklarda aramayın

"Hiç unutmadık ki neden özleyelim” diyen çok çıkacaktır ama yine de çok özel günlerde Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yaptıklarını doyasıya hatırlamak, yaşamak, anmak ama en önemlisi de hâlâ keşfedemeyenlere O’nu anlatmak çok önemli.

Kimdi, amacı neydi, ülkesi ve milleti için neler yaptı, nelerden uzak durdu, geriye neler bıraktı, çağdaşı tüm liderler unutulurken o neden hâlâ kalplerde yer ediyor, bir bir anlatmak gerekir.

Dolmabahçe, Anıtkabir ve iz bıraktığı her yer, eminiz ki bugün, yine dolup taşacak.

Eğer fırsat yaratabilirseniz, gününüzü çocuklarınızla birlikte Atatürk’le geçirmeye ne dersiniz?

O’nu öyle uzaklarda aramayın, O her yerde!

Kafanızı kaldırdığınız her noktada, düşündüğünüz her konuda, çözüm aradığınız her sorunda yaptıklarını görecek, iyi ki vardı, iyi ki yapmıştı, iyi ki uyarmıştı diyeceksiniz.

Dolmabahçe ya da Anıtkabir ziyareti hemen sonrasında İstanbul’daysanız Yalova Termal’e, Ankara’daysanız Anıtkabir’e, İlk Meclis’e ya da Kurtuluş Savaşı’nın son kalesi Haymana’daki Milli Park’a gidebilirsiniz.

Hemen hemen her kentimizde O’nunla ilgili anılar bulacak ve O’nu doyasıya yaşayabileceksiniz.

Nerede olursanız olun ama ne olur bugünü O’nu yaşayarak geçirin ki kazanımlarına daha bir sımsıkı sarılıp geleceğe taşıyalım.

Niye okul?

Zorunlu temel eğitim 12 yıl, üniversiteyi de katarsanız en az 15 yıl. Uzun bir süre. Peki ama niye gidiyoruz?

Zorunlu olduğu için mi, donanımlı, iş ararken avantajlı biri olmak için mi yoksa ardı arkası kesilmeyen sınavlar için mi?

Evet, okula niye gidiyoruz? Ailemiz için mi, devlet için mi, kendimiz için mi, daha iyi bir yaşam kalitesi için mi yoksa hiçbiri mi?

Eğer yol haritanız yoksa hedefe asla varamazsınız.

Varsanız da kalıcı olmaz!

Peki, nasıl bir eğitim?

Ömrünü eğitime adayanlar, aldıkları eğitimden memnun mu?

Büyük bir coşkuyla “iyi ki okumuşum” diyebiliyorlar mı?..

Doğru eğitim nedir?

Size dayatılan mı, sizi geliştiren mi?

Sınavlarda yüksek puan almanızı sağlayan mı yoksa size yetkinlik kazandıran mı?

Yaşamınıza değer katan mı, yoksa pişman ettiren mi?

İyi bir insan, iyi bir yurttaş yapan mı yoksa her şeyden nefret ettiren mi?..

Eğitim, hem kişisel olarak hem de ülkesel olarak çok önemli.

Eğitim ve bilim toplumu olmadan hep bir şeylerin eksik kalacağı gibi yeterli eğitiminiz yoksa bireysel olarak da bir noktanın ötesine asla geçemezsiniz.

“Dediklerinizin hepsi var ama bakın yine de olmuyor” derseniz, siz de haklısınız.

İşte bu noktada nerede hata yapıyoruz ki bir adım ötesine geçemiyoruz sorusuna hep birlikte cevap aramalıyız.

Bu cevabı bulduğumuzda, emin olun hem çok daha mutlu hem de her açıdan çok daha fazla yol kat etmiş olacağız.

Yabancı dil?

Eğitimin genelinde olduğu gibi yabancı dilde de daha iyi öğretelim dedikçe daha da geriye gittik.

Siyasi çekişmeler nedeniyle, kendini kanıtlamış modellerimiz vardı, onları da yok ettik.

Önce 8 yıllık kesintisiz temel eğitim deyip hazırlık sınıflarını kaldırdık, sonra da 4+4+4 adına Anadolu liselerinde yabancı dille eğitime son verdik!

5+1+3+3 sistemi hem kesintisiz 8 yıllık temel eğimden hem de 4+4+4’ten çok daha başarılıydı ama hâlâ bunu göremedik!

İmam hatip liselerinin orta bölümleri gibi Anadolu liseleri ile yabancı okulların orta bölümleri de yeniden açılmalıdır!

Yapılan yanlışı görmek için o dönemde, o okullardan mezun olanların dil seviyeleri ile bugünkü mezunları kıyaslamak yeter de artar!

Sınavla öğrenci alan okullar dışındaki diğer öğretim kurumlarında ise yabancı dil hep sorundu, sorun olmaya da devam ediyor.

Yabancı dilde özellikle de İngilizcede bir arpa boyu yol alamıyoruz.

İngilizce eğitim yapıyoruz diyen lise ve üniversitelerin pek çoğunun bırakın öğrenci ve mezunlarını hocaları dil bilmiyor!

Anadolu liseleri tarih oldu, Almanca, Fransızca da zaten yok gibi.

Peki, nerede hata yapıyoruz?

En azından sorunu tespit edebilsek!

İki yabancı dil derken tekini bile öğretemez noktaya geldik!

Oysa dile en fazla ihtiyaç duyulan bir dönemdeyiz?

Sınavlara harcanan emek ve para keşke dil öğrenmeye harcansa?

Hiç olmazsa geriye artı bir dil kalır. O da iş ararken en azından pek çok kapıyı aralar!..

Özetin özeti: Tıpkı Atatürk konusunda olduğu gibi en temel sorunların çözümünü de uzaklarda aramayalım. Daha iyisini yapacağız diye yok ettiğimiz denenmiş başarılı modelleri yeniden hayata geçirelim yeter!..