Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı


İstanbul Üniversitesi'nde pazartesi günü rektörlük seçimi var. Yarış Alemdaroğlu ile Mesut Parlak arasında geçecek. Son dakika adayı Dinçer Uçak'tan hocaların haberi dahi yok...
Her rektörlük seçimi öncesinde olduğu gibi belden aşağı vuruşlar, ilginç ittifaklar, peş peşe açılan soruşturmalar ve onu zaten yukarısı istemiyor söylentisi yine gündemde.
Hemen her konuda olduğu gibi üniversite konusunda da ahkam kesmeye bayılan bazı yazarlar gibi ille de şu aday seçilsin diyen demokrasi havarilerinden değiliz!
Madem ki seçim yapılıyor, madem ki demokrasinin gereği bu, kim fazla oy alırsa o seçilsin. Hocaların oyuna, öyle ya da böyle ipotek koymaya da kimsenin hakkı yok.
Kaldı ki 500 yıllık geçmişi, Cumhuriyet'i kuran ve bugüne kadar yaşatan on binlerce öğrencisi ve mezunu ile eğer İstanbul Üniversitesi, kendi geleceğine sağlıklı karar veremiyorsa vay Türkiye'nin haline.
Bekleyelim görelim.
Adaylar, fakülteleri tek tek dolaşıp görüşlerini ve seçildiklerinde neler yapacaklarını anlatıp, haklarındaki suçlamalara cevap verdiler. Bundan sonrası artık öğretim üyelerinin vicdanına ve üniversitenin geleceğine yönelik beklentilerine kalmış...

Neden iki aday
Ufacık üniversitelerde bile en az 5 - 6 aday seçime katılırken İÜ'de neden sadece iki aday öne çıktı? Bunu rektör Alemdaroğlu'nun baskıcı tutumuna bağlıyorlar. Oysa gerçek, gösterilmek istenilenden çok farklı. Aday sayısının azlığı, rektörden çok muhalefetin sağcısıyla, solcusuyla, dincisiyle tek aday üzerinde anlaşarak oylarını parçalamama kaygısından kaynaklanıyor. Ortada tek hedef var: Rektör gitsin. Ya sonrası? O daha sonra düşünülürmüş!..

Veto edilirler mi?
Kulislerde konuşulan bir diğer konu ise Çankaya'nın Alemdaroğlu'nu, YÖK'ün de Mesut Parlak'ı veto edeceği şeklinde. Hatta işi öyle ileri götürüyorlar ki, daha önce Gürüz'ün sık sık yaptığı gibi yukarısı yani Çankaya böyle istiyor noktasına getirdiler.
Öğretim Üyeleri Derneği geçen hafta Çankaya'ya çıktı. Görüşmenin içeriğini Başkan Kadir Erdin'le görüştük. Rektörlük konusu kesinlikle konuşulmadı dedi. Ama nedense birileri el altından ısrarla Cumhurbaşkanı Sezer'in ismini kullanarak kafaları karıştırıyor. Tıpkı Parlak'ın hakkındaki dosyalar nedeniyle YÖK'ten veto yiyeceğine yönelik dedikodular gibi.
Seçimi kazanan rektörlük koltuğuna oturur. Aksi takdirde sular zor durulur. Tıpkı Samsun'da olduğu gibi. Cumhurbaşkanı Sezer'in Dokuzeylül Üniversitesi'nde en çok oy alan adayı YÖK'ün veto etmesi üzerine söyledikleri ve yeniden isim isteyerek en fazla oy alan Fethi İdiman'ı YÖK'e rağmen rektör ataması hala hafızalarda. Farklı bir tutum izlemesi, kendisini ve oturduğu makamı yıpratmaktan öte bir işe yaramaz. YÖK'e gelince o yanlışı bir kez daha yapması çılgınlık olur!..

Neden tıpçılar?
Yakınma konularından bir diğeri de neden hep tıpçıların seçildiğine yönelik. Demek ki üniversite böyle istiyor. Cumhurbaşkanı da hukukçuları seviyor. Bu bir tercih konusu. Benim anlayamadığım bu konuda şikayetçi olanların neden çıkıp aday olmadıkları. Hiçbir tıpçının bu aday bizden diye gözü kapalı oy verdiğini sanmıyorum. İnandırsınlar, kendilerine alsınlar oyları. Oy alamayınca ya da alamayacaklarını anlayınca da hiç olmazsa başka manipülasyonlar içerine girmesinler.
Sezer tarafından YÖK üyeliğine atanan Burhan Şenatalar, geçen seçimde Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı olarak seçimlere katıldı ve açık farkla kaybetti. Ama girdi. Şimdiki muhalifler niye açıkça ortaya çıkmıyor? Hezimete uğramaktan mı korkuyorlar, yoksa güvendikleri başka dağlar mı var?..
Özetin özeti: İÜ'nün en doğru kararı vereceğinden eminim. Üniversitenin alacağı karara ne Çankaya, ne YÖK, ne de başkaları gölge düşüremez. Düşürmemeli de!..