Sorun üreten değil sorun çözen bir yıl

Hemen her alanda, artık kangrene dönüşen sorunlardan bunaldık.

Sürekli ötelenen, sümen altı edilen ya da halı altına süpürülen sorunlar, durduk yerde çözülmez ve çözülmediği sürece de artan bir şekilde, baş ağrısı olmaya devam eder.

Gelin bu yılı sorun çözme yılı ilan edelim. Dünden bugüne hangi sorun varsa cesaretle üzerine gidelim, çözelim, rahatlayalım.

Yoksa faizli para gibi katlandıkça katlanır ve altından kalkılamayacak hale gelir.

Öncelik sağlık ama!

2021’in ilk haftası, geçen yıldan kalanlar, yeni yılda yapılacaklar derken, eminim ki yoğun bir tempoda geçecek.

Peki, ilk önceliğimiz ne ya da neler olmalı?

Sağlık elbette ilk sırada geliyor ama ne olur eğitimi çok gerilere atmayın!..

Pandemi süreciyle ilgili olarak olumlu gelişmeler var.

Vaka sayısı azalıyor, aşı olanların sayısı artıyor.

Önümüzdeki haftalar, aylar kesinlikle bugünden çok daha iyi olacak.

Tüm göstergeler bu yönde ve umarız gidişatı tersine döndürecek hatalar yapmayız. Hemen her alanda olduğu gibi eğitimde de ciddi sorunlarımız var.

Kimi önceden kalma, kimileri de pandemiden kaynaklanan ama hiçbiri çözümsüz değil!

Bu yıl, önceki yıllardan farklı olarak, sorunları yüzüncü kez bir daha tespit ya da şikâyet etmek yerine, gelin hep birlikte çözmek için çaba harcayalım.

Çözüm bekleyen sorunlara çare üretmenin kimin görevi olduğu hiç önemli değil, önemli olan çözüm üretmek ve bunu hep birlikte yapmalıyız.

Uzaktan eğitim?

Görünen o ki uzaktan eğitim bir süre daha devam edecek. Yapılan anketlere göre, veli ve öğrencilerin isteği de bu yönde. Ama ne olur artık içi doldurulsun ve sonrası için kafa yorulsun!.. Sınav ve diploma odaklı eğitimden kurtulmanın tam zamanıydı ve hâlâ vakit geçmiş değil. Çocuklarımıza yetkinlik kazandırmalıyız, yaşadığımız dünya ve çevreyle ilgili daha çok bilgilendirmeliyiz.

Küresel ısınma nedeniyle kuraklık alarm vermeye başladı.

Bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıllarda ciddi bir kıtlık sorunu yaşanacak.

Peki, okullarımızda, doğayı koruma konusunda ne kadar duyarlıyız? Bu konuda çocuklarımıza ne öğretiyoruz?..

Yine aynı şekilde, işsizlik aldı başını gidiyor. İstihdam konusunda çok daha ciddi sorunlar söz konusu! Özellikle de diplomalılar arasında! Peki, bu konuda, özellikle de insan gücü planlaması konusunda hangi çalışmaları yaptık, hangi önlemleri aldık?..

Sınav ve diploma odaklı bakış açısı eğitim sistemimizi şirazesinden çıkarttı.

Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen hedefleri değil, dershanelerin ve ÖSYM’nin kriterlerini esas aldık ve sonuç ortada!

Hayat için eğitimin zamanı hâlâ gelmedi mi?..

2021 toparlanma ve özellikle de çözüm yılı olmalı ki gelecek yıla çok daha coşkuyla girelim.

Yol haritası

Hemen her alanda yol haritası çok önemli!

İnsan yetiştirme sanatı olan eğitimde ise çok daha önemli.

Bu yüzden, eğitim sistemimize, gelecekteki dünya düzenine göre yeni bir yol haritası çizmeliyiz. Örneğin, önümüzdeki 25 yılda, bugünkü mesleklerin üçte ikisi yok olacak ve yerine yeni meslekler ortaya çıkacaksa, bu konuda hangi önlemler alındı? Milyonlarca fazlası olan fakültelerin yerini diğerleri ne zaman alacak?

Sınav odaklı eğitimden üretim odaklı eğitime ne zaman geçilecek?

İstihdam odaklı insan gücü planlaması ne zaman yapılacak?

Bilim üreten üniversiteler ile meslek adamı yetiştirenler birbirinden ne zaman ayrılacak?..

Rektör atamaları?

Eğitime gönül vermiş bir gazeteci olarak 40 yıldır üniversiteleri çok yakından izliyorum.

Rektörlük konusu dünden bugüne hep sorun oldu. Görünen o ki bu tartışma hiç bitmeyecek!

12 Eylül öncesi seçimleydi. Sonra atama sistemine geçildi. Daha sonra YÖK devreye girdi, üniversite 6 aday seçti, YÖK 3’e indirdi, Cumhurbaşkanı da onlardan birini atadı. Sonra adayları YÖK belirledi, Cumhurbaşkanı atadı, şimdi ise boşalan koltuğa herkes aday oluyor, Cumhurbaşkanı birini atıyor!..

Bir ara 20 ülkeyi gezmiş ve üniversitelerin idari ve mali yapılanmalarını incelemiştik. Her ülkede çok farklıydı ama esas olan, her üniversitenin kendisi için belirlediği kriterlerdi. O kriterlere uymayan, bırakın rektör olmayı, aday dahi olamıyordu!..

Özetin özeti: Ayaklarımız ne zaman yere değecek?..