Sosyal sorumlulukta yine sınıfta kaldık!..

Eğitimin asli görevi nedir?

Sadece sınavlara hazırlamak ve diploma vermek mi?

Asla! Ama ne yazık ki bizdeki karşılığı bu!

Oysa, eğitim, yaşam içindir.

Öncelikli görevi, önce iyi bir insan, sonra da iyi bir yurttaş yetiştirmektir…

İyi bir insan sadece kendini değil başkalarını da düşünür, iyi bir yurttaş da ülkesi ve milleti için görev ve sorumluluklarını samimiyetle yerine getirir.

Yaşadığımız büyük felaketler dünya genelinde büyük bir sıkıntı olduğunu, yani iyi bir insan ve iyi bir yurttaş yetiştirme konusunda başarılı olamadığımızı ortaya koyuyor.

Dünyanın evrende miniminnacık bir köy olduğunu, en ufak bir virüsün bile tüm ülkeleri ve insanoğlunu tehdit ettiğini koronayla çok iyi gördük, anladık, dersimizi aldık!

Peki bu konuda, en az gelişmiş ülkelerden en gelişmişine kadar kişiler üzerlerine düşen sosyal sorumluluğu yerine getirdiler mi?

Hayır, hayır, hayır!

En basit ama en hayati kuralları bile yerine getirmedik.

Maske takmadık, sosyal mesafe umurumuzda olmadı, hijyen kurallarını yeterince dikkate almadık, oturduğumuz binaları bile sağlam yapmadık, yeterince denetlemedik.

Okullarda keşke her şeyden önce sosyal sorumluluklarımız öğretilseydi!..

İhmaller can acıtıyor!

İzmir’e bir kez daha büyük geçmiş olsun.

Evini barkını, en önemlisi de yakınlarını kaybedenlere başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Ülke olarak acımız büyük, Allah beterinden korusun.

Yıkılan binalara bakıldığında yine diz boyu ihmal söz konusu!

Koronada da durum farklı değil!

Onca acıya rağmen her iki konuda da hâlâ disipline olamadık.

Ne olur artık kurallara sıkı sıkıya uyalım, uymayanları uyaralım!..

Rahmetli Ahmet Mete Işıkara’nın “Deprem öldürmez, ihmaller öldürür” sözü beynimize kazındı ama görünen o ki daha kat etmemiz gereken çok yol var.

Çünkü bilmek yetmiyor, hayata da geçirmek gerekiyor...

Yıkılan binalar, deprem sonrası kurtarma çalışmaları, sosyal medyadaki tıkanıklıklar, daha önce yaşanan acılardan yeterince ders almadığımızı bir kez daha gözler önüne serdi.

Olası Büyük İstanbul Depremi için bugüne kadar ne yapıldı?

İzmir’de yaşananlardan ne dersler alındı?

İhmaller konusunda ne düşünülüyor?

En önemlisi de günü kurtarmayı ve birbirimizi suçlamayı bırakıp, işin önemini ne zaman kavrayacağız?..

Kabahati olanlardan elbette hesap sorulsun ama gün, geçmişin sorumlularını aramak ve birbirimizi suçlamak değil, yaraları sarmak ve gelecek için önlem alma günüdür!..

Ara tatil var mı?

Dört yarıyıllı sisteme geçtik. Akademik takvimde resmen bir değişiklik yok. Bu yüzden kafa karışıklığı var.

Kasımda ara tatil var diyen ve ona göre program yapan da var, “Ne tatili, şimdi sırası mı?” diye karşı çıkanlar da!

Bakan Selçuk, bu konuda, bakanlık tarafından yapılan açıklamalar dışında hiçbir duyuruya inanılmaması gerektiğini özellikle vurguladı. Doğru olan da bu! Peki, o zaman bu konuda neden bir bilgilendirme yapılmıyor?..

Bu konudaki bir başka şehir efsanesi de Avrupa’da olduğu gibi sokağa çıkma yasağının çok yakın bir zamanda başlayacağı yönünde.

Keşke bu konuda da bir açıklama yapılsa!..

Özetin özeti: Başkalarından ne bekliyorsak önce kendimiz yapalım, yapmayanlara da sorumluluklarını, kırmadan dökmeden ama kararlılıkla hatırlatalım!..