Tasarım, 500 bin tablet ve pazartesi sendromu

Günümüz, farkındalık çağı. Hemen her konuda, fark yaratan, bir adım daha öne çıkıyor.

Yaratıcılığın, inovasyonun, tasarımın bu kadar öne çıkması bu yüzden!

Sınav odaklı eğitimden kurtulup, üretim odaklı eğitime yöneldiğimizde, olmazsa olmazların en başında, çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini bulup geliştirmek gelmelidir.

Bugün ve özellikle de gelecekte, işverenlerin, gençlerde aradığı özelliklerin en başında yaratıcılık ve farkındalık yer alacak.

Bazı yetenekler doğuştan gelir, bazıları da sonradan kazanılır ve geliştirilir. Önemli olan, farkındalığın önemine inanmak. Eğer bunu, eğitim sistemimize ve dolayısıyla çocuklarımıza, mümkün olduğunca erken yaşta kazandırabilirsek, gelecek adına, çok önemli bir adım atmış oluruz.

Yeteneklerin keşfi ve işlenmesi, en nadide madenlerin keşfi ve işlenmesi kadar zor ve meşakkatli bir süreçtir. Hayata geçirilmesi de bir o kadar kararlılık gerektirir.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerine baktığımızda, onları öne çıkartanın, bilim ve teknolojideki üstünlükleri kadar, bunu katma değeri yüksek ürüne dönüştürmeleri gelir. İşte bu noktada, tasarımın mucizevi yönü devreye girer ve üretenden çok, tasarlayan kazanır!..

Tasarım, sadece mimarların ve ürün geliştiricilerin işi gibi algılansa da herkesin ve her mesleğin ve özellikle de eğitimin en önemli halkalarından biridir. Onsuz, bir yaşam ve üretim, sıradanlığa razı olmaktır ki bu da boşa zaman kaybından başka bir şey değildir.

Türkiye Tasarım Vakfı Başkanı Mehmet Kalyoncu ve arkadaşlarının genç yaşta böylesi önemli bir hizmeti kendilerine misyon edinmeleri takdire şayan! Yandaki röportajı bu çerçevede değerlendirmekte yarar var.

Tablet dağıtımı

500 bin tabletin dağıtımına gelecek hafta başlanacak.

Geç kalındı eleştirilerinde haklılık payı yok değil ama sayı büyük! Umarız, bir an önce dağıtılır!..

MEB bu noktada eminiz ki FATİH Projesi’ndeki deneyimlerini göz ardı etmez!

Örneğin internet bağlantısı olmayan bir tablet ilk günden önemini yitirir, örneğin tabletlerin satılmak için değil yararlanmak için verildiği çok iyi anlatılır, örneğin filtreleme mutlaka olur, örneğin içerik indirme, kopyalama ve depolama kapasiteleri yeterince sunulur!..

Tabletlerin, doğru öğrenci ve öğretmenlerin eline ulaşması da çok önemli. İnternet erişimi olmayan öğrenciye verilecekse, ayrıntıları mutlaka düşünülmelidir. Çok öğrencili evlere verilirken zaten bir tane var denilmemelidir!..

İşte bu yöndeki son bilgiler:

Tablet bilgisayarların öncelikli ihtiyaç sahibi öğrencilere hızla ulaşabilmesi için hazırlanan dağıtım stratejisiyle hareket edilecek ve gelecek haftadan itibaren öğrencilere tablet bilgisayarlar teslim edilmeye başlanacak.

Bu doğrultuda, ihtiyaç sahibi öğrenciler arasından ailesinin gelir düzeyi, eğitim çağındaki kardeş sayısı, yüz yüze eğitime devam etme durumu, özel eğitim gereksinim halleri gibi hususlarda resmi veriler üzerinden bir önceliklendirme yapıldı.

Cihazların dağıtım süreci il milli eğitim müdürlüklerince koordine edilecek. Cihazlar okul yönetimlerince ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırılacak.

Ayrıca yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil inisiyatifler tarafından sunulan ayni ve nakdi bilgisayar desteklerinin de öncelikli ihtiyaç sahibi öğrencilere hızla ulaşabilmesi için de aynı stratejiyle hareket edilecek.

Tabletlerde öğrencilerin EBA ve canlı dersler için kullanacakları internetin Bakanlık tarafından temin edilmesi hazırlıkları da sürüyor.

Öte yandan, okulların açılma durumuna göre yeni tablet dağıtımına ilişkin planlamalar yapılacak.

Okula gönderirler mi?

Milyonlarca veli ve öğrenci gibi MEB de gelecek haftayı iple çekiyor. Tedirginlik had safhada.

En büyük korkuları, velilerin çocuklarını okula göndermemesi! Eğer bu konuda sıkıntı yaşanmazsa, gerisi gelir görüşündeler!..

Hijyen koşulları konusunda ilk günler için sıkıntı yok gibi ama ileriki günler için önlerini göremedikleri de kesin!

Eğitimde gelecek haftayı sorunsuz atlatırsak, ülke olarak pandemi sürecini de rahatlıkla atlatabiliriz.

Özetin özeti: Okulların sağlıklı koşullarda eğitime devam edebilmeleri için herkes ama herkes elinden gelenin fazlasını yapmalıdır.