Üniversitelerde sınav sancısı ve pandemi sonrası eğitim?

İlk ve orta dereceli okullarda eğitim faaliyetleri durduruldu. Hafta sonları sokağa çıkmak yasak.

Yılbaşı nedeniyle dört gün evdeyiz. 4 Ocak’ta başlayacağı açıklanan MEB sınavları da ertelendi. Peki, aynı risk üniversiteler için söz konusu değil mi?..

Yeni YÖK, üniversite özerkliği konusunda, üniversiteleri cesaretlendirmeye çalışıyor. İyi de ediyor. Ama bazı konular var ki ortak hareket etmekte yarar var.

Örneğin pandemi sürecinde alınan kararlar keyfiyet içermemeli!

Bilim Kurulu ne diyorsa o olmalı.

YÖK de bu konudaki koordinasyonu sağlamalı.

Olası bir risk söz konusu olduğunda, “Bu bizim değil, kendilerinin kararı” diyerek sorumluluktan kurtulamaz!..

Veli ve öğrenciler haklı olarak soruyor:

“Bazı üniversiteler pandeminin tavan yaptığı bu günlerde final sınavlarını yüz yüze yapacaklarını duyurdu. Bizler çocuklarımızın sağlığını riske atmak istemiyoruz.

Çocuklarımız hem şehir değiştirecek hem barınacak yurtları olmayacak hem de bir haftalık süreyle üniversitenin olduğu şehirde bulunacaklar. Bu riskler bizi endişelendiriyor. Sizden ricamız, bunu haber platformlarında dile getirmeniz.”

Sınavlar ertelenip yüz yüze mi yapılır yoksa uzaktan mı gerçekleşir, o konuda son kararı altyapı olanaklarına göre elbette üniversiteler verir. Ama bulaşı riskinin tavan yaptığı şu dönemde yüz yüze sınav ısrarı ne kadar doğru, ne kadar uygulanabilir, tekrar gözden geçirmekte sanki yarar var.

Yılbaşından sonra pek çok üniversitede final sınavı var. Performans notu vereceğiz diye ödev hazırlatanlar bile son dakikada vazgeçip, yüz yüze sınav kararı aldı.

Online sınav diyenler de “Eğer evinizde, bilgisayar ve masa üstü kameranız yoksa, üniversiteye gelip yüz yüze sınava gireceksiniz” dayatması içerisinde!

Ne olur birileri bu konuyu ciddiye alsın!..

Eğitim sil baştan!

Aşı çalışmaları hız kazandı. Öyle ya da böyle, hayat yakın bir süreçte normale dönecek. Peki, her şeye özellikle de eğitime, kaldığımız yerden mi devam edeceğiz yoksa yeni açılımlar mı söz konusu?

Sınav ve diploma odaklı eğitimden şimdi değil de ne zaman kurtulacağız?..

Atalarımız, “Her şerde bir hayır var” demiş. Yeni versiyonu ise krizi fırsata dönüştürmek!

Böylesi zor dönemler yeni reformlar için inanılmaz değişim rüzgârları estirebilir.

Önemli olan, bu rüzgârı sinerjiye dönüştürmektir.

Uzaktan eğitime her ne kadar hazırız desek de yüz yüze öğretimi sanal ortama taşımanın ötesine geçemedik. Öğrenciyi de, öğretmeni de, veliyi de bıktırdık, yorduk, eğitimden soğuttuk, uzaklaştırdık. Motivasyonları yerlerde sürünüyor.

Uzaktan eğitimde durum bu yönde de öncesinde farklı mıydı?

Yüz yüze eğitim döneminde de mevcut sistemden memnun olanı bulmak çok zordu.

İşte bu noktada, hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim dönemindeki sorunlarımızı ciddi olarak analiz edip, yeni bir yol haritası çizebiliriz.

Pek çok ülke ciddi olarak bu arayış içerisinde.

Yeni modelleri ne eskisi gibi tümüyle yüz yüze eğitim odaklı olacak ne de şu andaki gibi uzaktan eğitim dayatması şeklinde gerçekleşecek.

Hibrit modeller öne çıkabilir ama oranlar kesinlikle her ülkede, her öğretim kademesinde, her öğretim kurumunda aynı olmayacak!

Kiminde yarı yarıya, kiminde de tümüyle uzaktan ya da yüz yüze olabilir.

Yeni dönemde, uzaktan eğitimde de yüz yüze öğretimde de her şey bugünkünden çok farklı olacak. Çünkü bugünün öğrencisi artık her şeyden çok çabuk sıkılıyor ve kendine yararı dokunacağına inanmadığı bilgileri öğrenmiyor.

Yeni dönemde, insan gücü planlaması çerçevesinde, istihdama, üretime, yetkinliğe ve yeteneğe dayalı modeller öne çıkacak.

Yeniliğe ayak uyduranlar ayakta kalacak, diğerleri ise mevcut durumlarını dahi koruyamayacak ve daha da dibe vuracaklar.

Özetin özeti: Eğitimde gençlik gelecek demek. Peki, onları ne kadar ciddiye alıyoruz?..