Uzaktan bayram

Uzaktan yaşam hep vardı ama koronayla birlikte, olmazsa olmaz hale geldi.

Önce eğitim uzaktan oldu, sonra iş modeli zorunlu olarak rağbet görmeye başladı, hastanelerde yoğunluk yaşanmasın ve turist kaçmasın diye uzaktan karantina başladı, alışveriş, oyun, sanal geziler derken dijital hayat, bir yaşam biçimi haline geldi...

23 Nisan ve 19 Mayıs ile milli bayramlarımızı uzaktan yaşamıştık, şimdi de Ramazan Bayramı’nı yine uzaktan, çok uzaktan yaşayacağız...

Daha önce yasaklar yoktu da herkes birbirini ziyaret mi ediyordu ya da bayram demek tatil demek olduğunun hâlâ farkında değil misin diyenler mutlaka olacak ve “Nerede o eski bayramlar” diye iç geçiren çok olacaktır...

Dünü dünde bırakalım, bugünü yaşayalım, gelecek hayallerinden de hiç vazgeçmeyelim. Yoksa, üzüldüğümüzle kalırız...

Uzun yıllar önce, bayramlarda Gazeteciler Cemiyeti Bayram Gazetesi çıkarır, bizler de 3-4 gün izin yapardık.

Sonra birileri çıkıp, biz bayramda da çıkacağız dedi ve tüm gazeteler bayram seyran demeden yayına devam etti.

Şimdi, dağıtım nedeniyle bir anlamda nostalji yaşayacağız. 

Huzurlu, keyifli ve bir o kadar da sağlıklı bir bayram dileğiyle...

Mesleki eğitim 

Mesleki eğitimin yani üreten insanın önemi, koronayla birlikte daha iyi anlaşıldı. Girmek için bir ömür tüketilen liseler, eve kapanıp otururken, onlar sürekli ürettiler. Salgınla mücadelede önemli rol oynadılar. 

Veli ve öğrenciler, yaşanan bu tecrübeyi koronadan çok daha zor olan işsizlik sürecinde umarız göz önünde bulundururlar...

Normalleşme sürecinde, dünya genelinde öne çıkan en önemli sorunun “işsizlik” olacağı herkesin dilinde. 

İşte bu noktada, beceri diplomadan çok daha önemli hale gelecek. Yani “altın bilezik” şart!..

Meslek liselerinin bu dönemde ürettikleri sağlık açısından çok önemli ama katma değeri yüksek ürünler değildi. Bu yüzden çıtayı yükselterek, korona sonrasına hazırlanmaları gerekiyor.

Yeni Ar-Ge merkezleri kurulmuş. Daha kaliteli ve katma değeri yüksek ürünler için bilimsel araştırmalar yapılacakmış.

Önemli bir gelişme ve bakalım arkası gelecek mi?..

MEB’in yanlış politikaları yüzünden meslek liseleri adeta çökertildi. Yeniden canlanır ve ilgi odağı haline gelirler mi, hep birlikte göreceğiz.

Öğrencilere ve anne babalarına gelince, gelecek, bugünden çok daha farklı ve zor olacak. Diplomaların çok fazla bir önemi kalmayacak.

Nereden mezun olduğunuza ya da diplomanıza değil, hangi işi ne kadar iyi yaptığınıza bakılacak. 

Bu yüzden, okul ve meslek seçimi yaparken, bugüne kadarki alışkanlıkların ötesine geçip, doğru seçimler yapmak çok önemli.

Devlete gelince, meslek yelpazesini genişleterek, gelecek öngörüleri çerçevesinde ciddi bir insan gücü planlaması yapmanın zamanı geldi de geçiyor.

Meslek liselerinin, yüzde 80’i, artık demode hale gelen mesleklere yönelik eğitim veriyor. Bu yüzden, bir an önce geleceğin mesleklerine göre yeniden dizayn edilmeleri gerekiyor.

Yeni meslekler?

20-25 yıl sonra bugünkü mesleklerin yüzde 70’i yok olacak deniyor. 

Bu nedenle, hâlâ o mesleklere yönelik kalifiye eleman yetiştirmenin hiçbir anlamı yok. Önemli olan, gelecek konusunda doğru öngörülerde bulunup, doğru yönlendirmelerin yapılmasıdır!..

Akademik kolejlerin sayısı o kadar şişti ki yakın bir gelecekte pek çoğu kapısına kilit vurmak zorunda kalacak. 

Yine aynı şekilde, üniversiteye olan talep giderek azalacağı için dershane ve etüt merkezi benzeri kurumların da var oluş nedenleri ortadan kalacak.

Keşke, o noktaya gelmeden hızla mesleki eğitim kurumlarına dönüşseler, ne güzel olur. Hem krize girmezler hem de çok önemli bir boşluğu doldurmuş olurlar.

MEB, mesleki eğitime gerçekten önem veriyorsa, olaya çok daha geniş bir perspektiften bakmak zorunda.

Vizyoner açılımlar olmadan, anne babaları ikna etmeden, iyi öğrencileri bu okullara çekmeden, diploma vermenin ötesine geçmeden, sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde iş yapabilecek nitelikte ara insan gücü yetiştirmeden mesleki eğitim reformuna soyunmak ya da bu alanda çağ atladık demek yanıltıcı olur ve günü kurtarmanın ötesinde bir işe yaramaz!..

Özetin özeti: Kaçırdıklarımıza üzülmek yerine, elimizdekilere sevinelim ama daha güzel bir gelecek  hayali kurmaktan asla vazgeçmeyelim...