‘Dünya çöktü ama biz atlatacağız’

İki Bakan ile Türkiye’nin önemli yatırım ve prestij projesi olan Yusufeli Barajı’na önceki gün özel uçakla gittik. Karaismailoğlu ve Pakdemirli ile salgının Türkiye’ye etkilerini ve salgın sonrasını konuştuk. Bakanlar salgına yönelik önlemlerini ve yeni yol haritalarını anlattı...

YUSUFELİ

Salgın sonrası dünya ekonomisi tartışılıyor. Türkiye hazırlıklı.

Dünyaya göre Türkiye daha hızlı toparlanacak gibi gözüküyor. Önceki gün ekonomiye büyük katkısı olacak olan Yusufeli Barajı’na gittik iki bakanla birlikte.

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ve Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli ile salgının Türkiye’ye etkilerini ve salgın sonrasını konuştuk. İki bakan da Türkiye’nin bu süreçte tedbirlerini önceden aldığını ve bu süreci kısa sürede atlatacağını dile getirdi.

Hiçbir şantiyeyi kapatmadıklarını belirten Ulaştırma Bakanı Karaismailoğlu, ulaştırma alanında, vatandaşın pandemi sürecinde hareketli olması için bir zam gelmeyeceğini söyledi.

Tarım Bakanı Pakdemirli ise dijital tarım platformu ile gıda fiyatlarındaki dalgalanmaları engelleyeceklerini vurguladı. 

‘Dünya çöktü ama biz atlatacağız’

KAPANAN HİÇBİR ŞANTİYEMİZ OLMADI

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu sorularımızı şöyle yanıtladı:

- Türkiye bu salgın dönemini nasıl değerlendirdi, diğer ülkelerden farkımız ne oldu?

Ulaştırma yatırımları açısından bakarsanız biz bu dönemi ve işi çok iyi değerlendirdik. Bizim şantiyelerde 100 binlerce kişi çalışıyor. Tüm tedbirler alındı. Kapanan hiçbir şantiyemiz olmadı. O yüzden bütün dünya evine kapandı ve sistem çöktü her tarafta. Ama bizde yatırımlar durmadı. 3 binin üzerinde şantiyemiz var. Hepsine ziyaretler de yaptık. Gayet iyi çalışıyorlar. Çanakkale Köprüsü’nü biliyorsunuz. Bunlar dünya ölçeğinde büyük projeler. Demiryolu yatırımlarını takip ediyoruz. Karayolu projelerimiz devam ediyor. Yapılan işlerin normal zamanlardan pek farkı yok. Çalışmalar aynen devam ediyor. Yüklenicilere biraz yük bindi. Örneğin 8 kişilik koğuşlar 4 kişiye düşürüldü. Ama çalışmalar durmadı. Bu süreç tüm dünyayı etkiledi ama biz bu süreci daha kısa sürede atlatacağımıza inanıyorum.

YAKIN SEVİYEYE1 YILA GELİNİR

- Pandemiden en fazla etkilenenlerden biri de ulaştırma alanı. Etkileri azaltmak için neler yapıyoruz? Etki ne kadar sürecek?

Uçaklar ve trenler bir dönem çalışmadı. Trenler zaten kamu yararı için çalıştıkları için bunu bir sistem içinde eriteceğiz. Trenler şu anda yüzde 50 kapasite ile çalışıyor. Uçaklarda belli bir süre ve zaman alacak. Uluslararası havayolu birliklerinin aldığı kararları uygulamaya çalışıyoruz. Onlarla ortak hareket ediyoruz. O yüzden onların da öngörüsü bir yıl sonra başa baş gelmese de yakın bir seviyeye gelmesi tahmin ediliyor.

HAREKET OLMASI İÇİN ZAM GELMEYECEK

- Ekonomiye yönelik eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekonomiye yönelik söylenenlerle ilgili olarak şunu söylemek istiyorum. Ekonomisi zarar görmüş bir ülke olsaydık haziran ayındaki ulaşım yatırımları çok büyük zarar görürdü. Ama şu anda bunlar için ‘aman paramız yok yavaşlayın’ diyen de yok. Son sürat yatırımlar devam ediyor. Vatandaşın pandemi sürecinde hareketli olması için bir zam gelmeyecek. Vatandaşın ayağını alıştırmak lazım. Vatandaşı biraz da rahatlatmak lazım. Toplu taşımada, sanki uçakta ve trende, sokaktan daha zararlıymış ve daha tehlikeliymiş gibi görünüyor. Kesinlikle öyle değil. Çünkü güvenli alanlar oldu, tedbirleri alındı. Sürekli kontrol ediliyor. O yüzden vatandaşlar hiç endişe etmeden ulaşım araçlarını kullanıp normal hayata dönmemiz gerekiyor. Bunlar normal hayatın canlanması için de gerekli bir şey. 

YAP İŞLET DEVRET DÜNYANIN KULLANDIĞI SİSTEM

- Yap işlet devret modeline yönelik ‘geçilmeyen yollara para ödüyoruz, gereksiz masraflar yapıyoruz’ gibi eleştirileri neye bağlıyorsunuz?

Yatırımların usulleri belli. Bunlar dünyada kullanılan usuller. Yap işlet devret. Bunlar da belli bir finans ile yapılan işler. O finansında belli bir sürede geri dönüşü var. Onunla ilgili uluslararası anlaşmalar var. O şekilde onlar devam ediyor. Onlar da düzene girecek. Geçiş ücretleriyle de karşılaştırmamak lazım. Çünkü o yatırımların bölgeye verdiği istihdam ve ticaretteki artışlarla düşünmek lazım.

‘Dünya çöktü ama biz atlatacağız’

BEKİR PAKDEMİRLİ: DURMADIK DAHA HIZLI KOŞUYORUZ

TARIMDA DÜNYADA İLK 10’DAYIZ

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise sohbetimizde soruları şöyle yanıtladı:

- Türkiye bu salgın dönemini nasıl değerlendirdi, diğer ülkelerden farkımız ne oldu?

Türkiye iddialı işler yapan bir ülke. Özal ile başlayan dışa açılma süreci ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile zirveye giden bu süreçte Türkiye her konuda da iddialı projelere ve iddialı işlere imza atan bir ülke oldu. Yani Türkiye gibi bir ülke dünyada iddia koyup her şeyde ilk 10’a gireceğim demesi son derece önemli. Birçok sektörde de ilk 10’a doğru gidişimiz var. Mesela tarımda dünyada ilk 10’dayız. Pandemi süreci de bize bir fark getirmedi. Türkiye’nin iddialı projeleri var. Gittiğimiz Yusufeli Barajı. Dünyada herkesin takip ettiği ve 1 saniye durmaya tahammülü olmayan projeler. Hiç durmadık hatta nefesimizi daha da sıkarak daha da koşturarak özellikle bu dönemde pandemi sürecinde özellikle özel sektörün bir miktar yavaşlamasını telafi etme gayretiyle de biz tüm şantiyelerimizi çalıştırdık.

SEKTÖR İYİ SINAV VERDİ

- Tarım sektörü nasıl hazırlandı?

Tarım sektöründe bütün yasaklardan tarım çalışanları, tarım emekçilerini ve çiftçileri muaf tuttuk. Bu üretimin devamlılığı için önemliydi. Çünkü iki tane erteleyemeyeceğimiz şey var. Birincisi sıhhat, ikincisi gıda. Gıdada da bütün paydaşlarla birlikte, gıda sanayi, perakende sektörü, lojistik sektörü olmak üzere çok iyi yönettik. Bunun göstergesi nedir? ABD’de, İtalya’da, Çin’de yaşananları yaşamadık. Neydi bunlar? İnsanların temel ihtiyacı domates, salça, ekmek, süt temel gıdadır. Bütün rafların boşaldığı sahneler. Bu tüketici psikolojini iyi yönetemediğinden kaynaklanıyor. Biz pandemiden günler önce sektör temsilcileri ile bir araya gelerek ’stoklarınızı artırın’ dedim. Gıda sanayiye ‘üretiminizi artırın’ dedim. Herkes bize ‘hayrola pandemi mi var, bizden mi saklıyorsunuz’ dedi. Bizde ‘hayır öyle bir şey yok. Aksine bir hazırlık yapıyoruz. Eninde sonunda Türkiye’ye de gelecektir, burada hazırlıksız yakalanmayalım’ dedik. Marketlerin yarım gün açık olması dahil tüketici istediği an da marketlerin raflarında ürün alacağı güveni aşıladık ve tazeledik sürekli olarak. Raflarla ilgili biz bir şey yaşamadık. Tüm sektörlerde iyi bir sınav verdi.

2 UÇAK 1 DEV HELİKOPTER GELİYOR

- Orman yangınlarına yönelik yeni uçaklar geldi mi? Nasıl yenilikler olacak?

Uçakları orman envanterine alma süreci devam ediyor. Ama bu yıl iki uçağımız geliyor. Bir de dev helikopter geliyor. Normalde bizim helikopterlerde 2,5 ton su atıyor, bu 15 ton su atacak. Ekipmanımız artıyor. Bu sene ilk kez İHA’ları kullanacağız ve ön tespit yapacağız. Bir yerde biri çakmak çaksa, mangal yaksa biz artık onu tepeden göreceğiz. Bu işte müdahale etme süresi de çok önemli. Geçmişte 40 dakika idi. Biz 10 dakikaya indirdik. Şimdi bunu 10 dakikanın altına indirmeye çalışıyoruz. Yani bilinen bütün teknolojileri uzay araçları hariç biz orman yangınlarında kullanıyoruz. Orman teşkilatımız son derece başarılı. Türkiye bu işte bir numara. Avustralya’yı görüyorsunuz. Aylar süren yangınlar var. Türkiye bunda çok başarılı. İnşallah bu sene gönül ister sıfır, ama inşallah minimum yangın hasarıyla bu yazı atlatacağız. THK’nın eski uçaklarıyla değil yeni uçaklarla uçacağız.

AT YARIŞLARI 10 HAZİRAN’DA BAŞLIYOR

- At yarışları ne zaman başlıyor?

At yarışları 10 Haziran’da başlıyor.

TARIMIN ÜZERİNDEN HİÇBİR ŞEY GEÇMEDİ

- Salgın bittiği zaman nasıl bir Türkiye olacak?

(Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ‘salgın sonrası bakınca dünyanın üzerinden tır geçmiş, Türkiye’ye motosiklet çarpmış gibi bir durumun görüleceğine yönelik sözlerini hatırlatarak)

Tarımın üzerinden hiçbir şey geçmedi. Pandemide ihracatı artan bir tek tarım oldu. Türkiye gdo’suz üreten, sağlıklı üreten ve bunu dünyaya satan bir ülke. Herkes sağlıklı ürüne yöneliyor. Biz daha çok paraya tahayyül etmemiz lazım. Ben Türk insanına güveniyorum. Avrupalının altı ayda yerinden kalkamayacağı yerde Türk insanı elinde bir avuç toprakla kalkar, ben düştüm ama elimde bir avuç toprakla kalktım yola devam ediyorum der. Diğer ülkelere oranla Türkiye’deki toparlanmanın çok daha hızlı olacağına inanıyorum.

HİÇBİR ÜRÜNDE ZARAR EDEN ÇİFTÇİMİZ YOK

- Türkiye tarım ülkesiydi ama tarım çöktü diye bir algı yaratılmaya çalışılıyor, gerçek ne?

Gerçek şu. Sadece geçen yıl tarım sektörü yüzde 26 büyüdü. Tüm sektörün ilerisinde bir rakam. Bazı dogmatik kalıplaşmış sözlerle bu iş yaftalanmaya çalışılıyor. Tarım, savunma sanayinden daha önemlidir. Ağzımızdan karnımıza giden zincirde bizim bu işi günlük sipüküle etmemiz lazım. Speküle edersek ne olur. Mevcut tarımın paydaşları yani çiftçilerimizin morallerini bozmaya kimsenin hakkı yok. Onlar üretime odaklanmalı. Her gün birileri yandı, bitti, kül oldu derse olmaz. Limonun fiyatı artsa tüketici bitti yandı, fiyat düşse o zamanda üretici yandı, bitti oluyor. Ne yazık ki çok speküle edilen bir iş. Bugün çok iddia bir şey söyleyeceğim, 2019 itibari ile 2020 yılında da bu devam etmiştir. Pandemi sürecinde de devam etmiştir. Bugün hiçbir üründe zarar eden hiçbir çiftçimiz yoktur. Etinden, sütünden, bakliyat, hububatından, sebzesinden, meyvesinden hiçbirinde benim ürünüm yerde kaldı, zarar ediyorum diyen çiftçimiz, üreticimiz, besicimiz, yetiştiricimiz yok. Sahada memnuniyet var. Yüzde 36 tarımsal destekleri artırdık. Bu hükümet, en başta cumhurbaşkanımız çiftçiye, üreticiye cumhurbaşkanına üreticiyle bir sıkıntı var desek ‘aman gidin halledin’ diyor. Çiftçisine, üreticisine bu kadar destek veren zihniyete rağmen ne yazık ki Türkiye’de yalan kolay satılıyor. Buna muhalefet de alet oluyor. Muhalefet eden vekilleri bire bir arıyorum, anlatıyorum kendileri de takdir ediyorlar.

DİJİTAL TARIM PAZARIYLA KONTROL EDECEĞİZ

- Fiyat dalgalanmaları nasıl önlenecek?

Bir zincir mağazası ben domates istiyorum diyecek bir domates üreticisinden. Ayda 10 liradan 10 kilo domatesi 10 ay boyunca istiyorum diyecek. 10 ay sabit fiyat ile mi istiyorsun diyecek evet diyecek. O zaman bu işin gübresini, tohum ve ilaç ver bende işleyim diyecek. Tarımın finans sorunu çözülecek. Bu iş ileride de değerli kontrat haline gelecek. Bunu başardığımız anda Türkiye’de ani fiyat değişikliği anlamında da ciddi bir rahatlama olacak. Tarladan sonraki eve kadar olan süreçlerdeki verimsizlikleri biraz daha tamir etmemiz gerekiyor. Dijital tarım pazarı aslında tarladan sonraki süreçleri daha iyi kontrol etmemize yarayacak. Torba yasa ile sözleşmeli üretime yaptırımları getireceğiz. Bir mekanizma gelecek.

FİYATTAKİ DALGALANMALAR ENGELLENECEK

- Bazı sebze, meyvede pandemi sürecinde radikal artış vardı. Kontrol mekanizması var mı?

Türkiye’de bazı yapısal eksiklikler var. Bunlarla ilgili adımlar atmak lazım. Ama bu adımları atarken de bunların neticelerinin uzun vadeli olduğunu da kabul etmemiz lazım. Türkiye sözleşmeli üretimde bitkisel üretimde bazı ürünlerde başarılı olmasına rağmen bitkisel üretimi sözleşmeli olarak genele yayılmış bir mantık yok. Bunun için dijital tarım pazarını çıkardık. Üretici ile tüketiciyi bir araya getirebilmek. En önemlisi de üretici ile sanayici bir araya getireceğimiz bir sistem. Türkiye tarımsal üretimde dünyada ilk 10’da. Gıda sanayisinde oralarda değiliz. Gıda sanayinin tam anlamıyla dört dörtlük bugüne kadar gelişmemesinin sebebi sözleşmeli üretimin olmamasıdır. İlk torba kanununda sözleşmeli üretim çıkacak. Piyasanın kendi kendini kontrol edebileceği bir sistemdir. Dijital tarım platformu ile çok kısa zamanda tüm Türkiye’deki sözleşmeli satışın yüzde 5 ile 10’unu buraya taşımayı düşünüyoruz. Bunu yaptığımız zaman yeterli bir derinlikte fiyattaki dalgalanmaları engelleyecek.