Trump Nobel Barış Ödülü’nü kazanabilir mi?

ABD’de 3 Kasım’daki başkanlık seçimlerine az bir süre kala, hem Başkan Donald Trump hem de rakibi Joe Biden, kamuoyunda puan kazanmak için ciddi şekilde çalışıyor. Trump, hafta sonunu Nevada’da yaptığı mitinglerle geçirirken, Biden da özel bağış toplantılarına katıldı. Hatırlanacağı üzere Trump, 3.5 yıllık başarılarını referans gösterip, Nobel ödülünü hak ettiğini, gerek sosyal medyadan gerekse de basın toplantılarında dile getiriyordu. Hatta 2018’de 18 Cumhuriyetçi Kongre üyesi, Trump’ın Kuzey Kore açılımı için Nobel Barış Ödülü alması gerektiğiyle ilgili Nobel Komitesi’ne mektup yollamıştı.

Tam da bu noktada, iki ülkeden gelen iki sürpriz açıklama, Trump’ı mutlu etti. İsveç Parlamentosu’ndan Magnus Jacobsson, “Kosova-Sırbistan arasındaki anlaşmaya vesile olmasından” ötürü, Norveç Parlementosu’ndan Christian Tybring-Gjedde ise İsrail-BAE yakınlaşmasına öncülük ettiğinden Başktan Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiklerini açıkladı. Bu iki parlamenterin ortak özelliğiyse aşırı sağcı grupta yer almaları diyebiliriz. Aslında Tybring-Gjedde, 2018’de de Trump’ı Nobel’e aday gösteren 2 İsveçli vekilden biriydi.

1901’den bu yana verilen Nobel Barış Ödülü, sadece Dünya Savaşları ve başka siyasi nedenlerle bazı yıllar aksamış. 2020 Nobel Barış Ödülü’ne ise 318 kişi aday gösterilmiş durumda. Bu rakam, geçmiş tüm yıllar içinde en çok adayın gösterildiği 4. yıl olma özelliğini taşıyor. Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen isimler Norveç’te değerlendiriliyor ve ödül, yine aynı ülkede veriliyor. Ancak diğer tüm Nobel ödülleri, İsveç’te veriliyor.

Hatırlanacağı üzere Barack Obama, 2009’da bu ödüle layık görülmüş ve bazı kesimler Nobel Komitesi’ni bu karardan dolayı eleştirmişti. Bu prestijli ödüle aday gösterilmek için son tarih ise 1 Şubat idi. Yani Trump, 2021 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiş durumda. Gelecek yılki bu ödüle aday gösterilenler arasında Michelle Obama, Bill Gates, Joe Biden, Greta Thunberg isimler de bulunuyor.

Benim kişisel görüşüm, Başkan Trump’a bu ödülün verilmeyeceği yönünde. Oslo Nobel Komitesi, çoğunlukla liberal üyelerden olduğu için, fikir açısından tamamen ters düştükleri Trump gibi bir adaya oy vermeleri beklenmiyor. Zira son dönemde Nobel Komitesi’ne “seçilen bazı kişilere, hak etmediği halde ödül verilmesi nedeniyle” tepkiler olduğunu unutmayalım.

Trump Nobel Barış Ödülü’nü kazanabilir mi

Gözler 29 Eylül’e çevrilmiş durumda

Başkanlık seçimlerinde kıyasıya mücadele devam ediyor. Kritik eyaletlerdeki son anketlere baktığımızda, Joe Biden’ın yüzde 49, Trump’ın da yüzde 45 desteği olduğu görülüyor. Bu kritik eyaletler içinde Arizona, Florida, Michigan, North Carolina, Pennsylvania ve Wisconsin yer alıyor. Trump’ın da, son haftalarda daha çok bu eyaletlere gittiğini görüyoruz.

Özellikle kararsız seçmenlerin Trump ile Biden arasında bir tercih yapmasında, TV’lerdeki tartışma programlarının etkisi olacak. 2016’daki ilk TV tartışma programını 84 milyon ABD’li seyretmişti. “Pew Research”e göre, 2016 Başkanlık seçimlerinde oy kullananların yüzde 10’u, tercihini, TV’deki tartışma programlarının etkisiyle belirlemiş. İlk Trump-Biden TV çekişmesi, 29 Eylül’de Ohio’da, ikincisi 15 Ekim’de Florida, üçüncüsü 22 Ekim’de Tenneseee’de olacak. Başkan Yardımcısı Mike Pence ile rakibi Demokrat Başkan Yardımcı Adayı Kamala Harris ise 7 Ekim’de TV’de karşı karşıya gelecek. Açıkçası Trump’ın, Biden’a karşı daha iyi performans göstermesi beklenirken, Başkan Yardımcısı Pence’in, rakibi Harris’e göre daha fazla zorlanacağını görüyorum.

Zaman zaman Beyaz Saray’dan, zaman zaman da kampanya mitinglerinden, seçimin nabzını tutarak, gerçekçi ve düzgün bilgileri siz değerli Milliyet okurlarına aktarıyor olacağım.

Trump Nobel Barış Ödülü’nü kazanabilir mi

11 Eylül ve Afganistan’da yeni dönem

11 Eylül 2001. Üniversitede master yaptığım dönemde, aynı zamanda Araştırma Asistanı olarak çalışıyordum. Sabahın erken saatlerinde bir anda herkes koridorlara yığılmış, televizyonda 11 Eylül terör saldırısını izliyordu. Hatta ikinci uçağın ikiz kulelere çarpışını şok içinde seyrettik. Dile kolay, tam 19 yıl geçmiş aradan. Bu sürede ABD, Afganistan ve Irak’a girerek dengeleri değiştirmeye başladı. Özellikle 11 Eylül saldırısından sonra birçok göçmen, ülkelerine geri dönmek zorunda kalırken, ABD, iç güvenlik anlamında ciddi tedbirler aldı. Geçen Cuma, yani 11 Eylül’de Beyaz Saray’daydım. Trump, 93 sefer sayılı United Airlines uçağının düşürüldüğü yerde, Pennsylvania’daki törene gitmeye hazırlanıyordu. Beyaz Saray’da sabahın erken saatlerinde sessiz bir anma töreni olmuş ve ABD bayrağı yarıya indirilmişti. Herkesin hatıralarında taze kalan, unutulmayacak bir gün 11 Eylül.

Geçen hafta, ABD’nin Afganistan’da görev yapan 8 bin 600 askerin sayısının 4 bin 500’e düşürüleceği açıklandı. Benzer bir karar da Irak için verildi. Asker sayısı 5 bin 200’den 3 bine inecek. 29 Şubat’ta, ABD ile Taliban’ın imzaladığı anlaşmada Afgan hükümetiyle Taliban liderleri arasında doğrudan barış müzakerelerinin başlamasına yönelik bir çağrı yapılmıştı. Üç gün önce de, Afgan hükümetiyle Taliban’ın tarihi barış görüşmeleri Katar’da başladı. Hatta Dışişleri Bakanı Pompeo, Taliban’ın Siyasi Ofis Başkanı Molla Abdulgani Birader’le özel görüşme yaptı. Daha önce Washington’da programlarımıza katılan ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, barış görüşmelerini “tüm Afganlar için yararlı olacak ve bölgesel istikrara katkı sağlayacak tarihi bir fırsat” diye nitelemesi dikkat çekici. Her ne kadar kapsamlı ve kalıcı bir ateşkese varılması yönünde beklenti olsa da, Afgan hükümetiyle Taliban arasında bir güvensizlik olduğu da gözden kaçmıyor.

11 Eylül terör saldırılarının ardından en büyük acıyı Afgan halkı ve Iraklıların çektiğini biliyoruz. Birleşmiş Milletler Afganistan Misyonu ve Irak Ünitesi, 20 yıl iki ülkede toplam 300 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Evet, 11 Eylül’ün acıları dinmedi ve dinmeyecek. Ancak uluslararası nitelikte bir terörle mücadele planı olsaydı, belki de bu kadar insanın ölmesini engellenecekti.

ABD’DE GÖZDEN KAÇANLAR

ABD’de Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 198 bine ulaştı. Kovid-19’la Mücadele Ekibi’nden Dr. Anthony Fauci, “ABD 2021’in sonuna kadar normale dönemez” açıklamasını yaptı,

1 Mart - 30 Temmuz arası New York’ta 3 bin küçük işletme kapandı,

Ağustos ayında Biden’ın kampanyasına 365 milyon dolar, Trump’a da 200 milyon dolar bağış yapıldı,

ABD ile Rum Kesimi arasında “Kıbrıs Kara, Açık Deniz ve Liman Güvenliği Merkezi” kurulmasına karar verildi,

Amazon 16 Eylül’de, sanal ortamda kariyer günü organize ederek 33 bin kişiyi işe alacak. Ortalama ücret 150 bin dolar,

75.BM Genel Kurulu haftaya başlıyor. Üst düzeydeki Türk heyeti, kurula video konferans ile katılacak.