Ankara - Washington ilişkilerinde kritik gün

14 Haziran 2021

Bugün, Türkiye-ABD ilişkileri açısından kritik bir gün. Zira Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan seçildikten sonra ilk kez yüz yüze görüşecek. Bu görüşmeyi daha önemli kılansa S-400, F-35, YPG-PKK, FETÖ, Doğu Akdeniz, Libya, Afganistan gibi birçok konunun ele alınacak olması. İki liderin yeterli sürede tüm konuları ele alması beklenmezken, ben de toplantıdan hemen net bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Zira ABD tarafı, Türkiye’nin S-400’leri topraklarından kesinlikle çıkarması gerektiğini yinelemeye devam ederken, terör örgütü YPG-PKK’ya desteği sürdüreceklerini de net şekilde vurguluyor. Aslında, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, geçen hafta bir TV kanalına verdiği özel mülakatta söylediği şu cümleler çok dikkat çekiciydi:

“Blinken’a sorunların çözümü için atılması gereken adımların yer aldığı bir ‘vizyon belgesi’ verdik ve en son telefon görüşmemizde Blinken, bu kağıt üzerinde çalıştıklarını ve bize döneceklerini söyledi.”

Sorunlar masada kalır

Peki nedir bu vizyon belgesi? Biden yönetimi bu belgeye bugünkü görüşmede mi cevap verecek? ABD başkentindeki havaya bakılırsa, Biden yönetimi, Türkiye’nin birçok konuda geri adım atmasını bekliyor. Dolayısıyla bugünkü toplantıda ana sorunların çözülmesinin çok mümkün olmadığı görülüyor.

Görüşme sonrası iki taraf da yazılı açıklama yaparak, diyalog ve görüşmelerin süreceğini belirtir ve maalesef sorunlar masada kalmaya devam eder. Yaz aylarında çalışma grupları kurulduğunu ve Washington-Ankara hattında heyetlerin gidiş gelişlerinde artış yaşandığını görebiliriz. Nitekim aldığım bir bilgiye göre,TBMM’den partilerüstü bir heyet, Kongre’ye ziyarette bulunacak.

Bence, Biden-Erdoğan görüşmesinde daha çok “çalışılabilecek alanlar” (ticaret hacminin artırılması, Afganistan gibi) gündeme gelecektir. Toplantının ardından dikkatle izlenmesi gerekenler, Biden’ın bundan sonra Türkiye’ye karşı tutumu ile Türkiye’nin bundan sonraki gelişmeler karşısında nasıl adım atacağıdır.  

14 Haziran öncesi kim ne dedi, ne oldu?

Yazının devamı...

ABD-İsrail ilişkisi tazelenebilir

7 Haziran 2021

İsrail, iki yıl içinde 4 seçim yaparak kendisini tam bir kaosun içinde buldu. Medyaya Başbakan Binyamin Netanyahu’nun dönemi bittiğine ilişkin yorumlar yer alsa da, bunun böyle olup olmadığını, yeni hükümet için İsrail meclisinde yapılacak güven oylamasında göreceğiz. “Gelecek Var Partisi” lideri Yair Lapid ve Yamina lideri Naftali Bennett’in, Arap partisinin de aralarında bulunduğu toplam 8 partiyle oluşturduğu koalisyon bloğu, 120 sandalyeli mecliste zor anlar yaşayabilir. Nitekim 8 partinin toplamda 62 vekili bulunuyor.  Hükümeti kurmak içinse 61 milletvekilinin oyu gerekiyor. Dolayısıyla yeni hükümetin güvenoyu alıp almaması “bıçak sırtı” bir durumda.

Nasıl bakılıyor?

Peki ABD bu duruma nasıl bakıyor? Öncelikle kim gelirse gelsin ABD’nin İsrail politikası hiçbir zaman değişmez ve değişmeyecek. Maddi ve manevi her türlü destek sürecek. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrailli mevkidaşını Washington’da ağırladığı gün, Başkan Joe Biden, 11. Cumhurbaşkanı seçilen Isaac Herzog’u kutlayarak “İki ülke arasındaki ortaklığın büyümeye devam edeceğinden eminim” mesajını verdi.

Şayet yeni hükümet güvenoyu alırsa, bu konuda daha az tecrübeli bir kadro göreve başlayacak. Netanyahu döneminde Demokratlar ile bozulan ilişkilerin, bu merkez eğilimli yeni hükümetle düzelme şansı doğabilir. Bununla birlikte Biden yönetimi, hükümette hem Arap partisinin yer almasından hem de bazı sol partili üyelerin bulunmasından da memnun olacaktır. Yani,  diyalogların daha yapıcı ve Netanyahu’ya göre gerilimlerin az olacağı beklentisindeki Biden yönetimi, Türkiye’nin İsrail’e yönelik çıkışlarını yakından izlerken, Türkiye Hamas’ı gözden çıkarmadığı sürece Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir düzelme beklemiyor.

Bu veriler ışığında İsrail’de yaşanan son gelişmelerin hem ABD hem de Türkiye’ye olası etkilerini uzmanlarla konuştum. Satır başlarıyla anlattıkları şöyle:

‘Arapların desteğine ihtiyaç var’

Dov Zakheim (Pentagon eski Müsteşar Yardımcısı)

Yazının devamı...

Tek pozitif gündem: Ticaret ve enerji

31 Mayıs 2021

Türk-Amerikan ilişkilerinde o kadar “donmuş sorun” var ki, başkent Washington D.C.’de, gelecek ay gerçekleşmesi beklenen Recep Tayyip Erdoğan-Joe Biden görüşmesinde birçok başlığın çözümsüz kalacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Gecen hafta, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Ticaret Odası üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, 14 Haziran’da Biden’la görüşmesinin yeni dönemin habercisi olacağını açıklamıştı. Yani Ankara’nın Brüksel’e çok pozitif ve olumlu beklenti içinde hazırlık yaptığını, ancak Biden yönetiminde bu heyecan ve beklentinin olmadığını söyleyebilirim. Açıkçası “Bakalım Ankara hangi konuda geri adım atabilir?” havası var.

2002 yılında 6.4 milyar dolar olan Türkiye-ABD ticaret hacmi, geçen yıl 21 milyar dolar seviyesine ulaştı. Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 2 bin ABD firmasının ülkemizdeki operasyonlarından elde ettiği gelir ise 35.4 milyar dolar oldu. Yaklaşık 80 bin kişiyi çalıştıran ABD firmalarının Türkiye’deki mal varlığı ve değerleriyse 31 milyar dolar. Türkiye’nin ABD’ye doğrudan yabancı yatırımı ise yaklaşık 7 milyar dolar seviyesinde. Bu yılın Ocak-Mart döneminde ABD’nin ihracatında Türkiye 2.4 milyar dolarla 30. sıradayken, ABD’nin ithalatında 3.2 milyar dolarla 27. sırada yer alıyor.

Neler yapılabilir?

Ben Türkiye-ABD ilişkilerinde ticaret alanında büyük fırsatların olduğunu inanıyorum. Ve bu çerçevede bazı önerilerim var:

- 100 milyar dolarlık ticaret hedefine yönelik yol haritasının çizilmesi ve ortak komite kurulması,

- Türkiye’nin, TTİP (ABD-AB Serbest Ticaret anlaşması) içine alınması veya TR-ABD arasında direkt Serbest Ticaret anlaşması çalışmaların yapılması,

Yazının devamı...

Biden yönetiminin Ortadoğu denklemleri

24 Mayıs 2021

Başkan Joe Biden’ın 11 gün içinde 6 kez İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşmesinin ardından Gazze’de ateşkes sağlanmasının yankıları sürüyor. Başkentte bir kesim, Başkan Biden’ı ilk hafta olaylara göz yumduğu ve sessiz kaldığı için eleştiriyor. Demokratların ağırlıkta olduğu bir kısım da yoğun diplomasiyle tansiyonu azalttığı için Biden’ı tebrik ediyor.

Başkan Biden’nin son İsrail’e destek konuşmalarında iki önemli nokta var; “İsrail’i desteklemeye ve savunmasını güçlendirmeye devam edeceğiz” ve “Bölge ülkeleri İsrail’in bağımsız Yahudi bir devlet olarak var olma hakkını tanıyana kadar barış olmayacak.”

Ayrıca, her ne kadar Biden yönetimi iki devletli çözümden yana olsa da, bunun gerçekleşmesinin imkansız olduğunu görebiliyoruz.

Rakamlara bakıldığında Kongre’deki durum ise daha çarpıcı görünüyor:

Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinden sadece 14’ü İsrail’e silah satışının engellenmesine yönelik tasarıya imza atarken, Hamas’ı kınayan ve İsrail’in güvenliğine destek olunmasına ilişkin tasarıda 101 üyenin imzası var.

100 kişilik Senato’da ise, “İsrail ile Filistin arasında diplomatik çabaların artırılması” tasarısına 10 senatör imza atarken, “İsrail ABD’nin bölgedeki en iyi dostu” tasarısını 31 senatör imzalamış.

Kongre Araştırma Servisi’nin “ABD’nin İsrail’e yardımı” adlı 46 sayfalık raporunda, ABD’nin İsrail’e 1946-2018 yılları arasında yaptığı yardım miktarının 236 milyar dolar olduğu belirtilmiş. Hatırlanacağı üzere, ABD, 14 Eylül 2016’da İsrail’e 38 milyar dolarlık destek anlaşmasına imza atmış, Başkan Biden da 735 milyon dolarlık silah satışını onaylamış ve bu onayın reddi yeterli sayı bulunamamıştı.

Yazının devamı...

Kongre’den Biden’a iki mektup

17 Mayıs 2021

Geçen haftadan bu yana Doğu Kudüs’te yaşanan üzücü olayları yakından takip ediyoruz. Bilhassa Türkiye, partiler üstü bir yaklaşımla Filistinlilere yapılan saldırılar konusunda dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışırken, Joe Biden yönetimi net şekilde İsrail’in Hamas’a karşı kendisini savunmasının olduğunu dile getiriyor. Hafta sonu Boston, New York, Michigan ve Washington D.C.’de yaşayan binlerce Filistinli İsrail’e karşı protesto yürüyüşleri düzenlerken, Biden yönetimine “Soykırıma sessiz kalma!” çağrısında bulundu. Biden, Cumartesi günü hem İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hem de Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile telefonda görüştü. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD’nin iki devletli çözümü desteklediği ve bunun kalıcı bir çözüm için en iyi yol olduğu vurgulandı.

Aslında İsrail, ABD’nin Ortadoğu’daki merkezi. Dolayısıyla İsrail’in ulusal güvenliği, ABD’nin de ulusal güvenlik konusu durumunda. Dolayısıyla konuya sadece “Biden ne düşünüyor” diye bakmamak gerekiyor. Zira ülkenin dış politikadaki ana stratejisinin, İsrail’in çıkarları ve korunması olduğunu belirtmekte fayda görüyorum. Bununla birlikte Beyaz Saray’da Donald Trump’ın otursa, olaylar daha vahim olabilirdi tabii.

Sonuç çıkması zor

Yaklaşık 7.5 milyon Yahudi asıllı vatandaşın yaşadığı ABD’de bu kesimin kamuoyu, devlet birimleri, medyada ve Kongre’de çok güçlü olduğunu, hatta Türkiye’de bile “Ah Yahudi lobisi yanımızda olsaydı” söylemlerini işittiğimizi unutmayalım. Bu şartlarda Başkan Biden’ın an itibariyle yapacağı pek bir şey yok. Zira İsrail’de ABD’nin ne bir büyükelçisi ne de atanmış özel bir temsilcisi var.

Düşünce kuruluşlarında görev yaptığı sırada tanıştığım Lübnan asıllı ABD Dışişleri Bakanlığı İsrail-Filistin İlişkilerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Hady Amr, şu an İsrail’de ve iki tarafla da görüşmelere başladı. Ancak, Barack Obama döneminden bildiğimiz Amr’ın ziyaretinden önemli bir sonuç çıkmasını beklemiyorum.

Bu arada Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Partili 25 üyesi, Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a İsrail’e diplomatik baskı yapılması talebinde bulunurken, 12 Yahudi asıllı Temsilciler Meclisi üyesi de Başkan Biden’a “Hamas’ı kınıyoruz ancak Filistinlilerin korkudan uzak, güvenli bir şekilde yaşama hakkı da savunulmalı” mesajı içeren birer mektup yolladı. İlk giden mektuba Kongre’de bulunan 3 Müslüman asıllı üye de imza atarken, ikinci mektuba imza atanlar arasında Türk Dostluk Grubu eş başkanlarından Steve Cohen de vardı. Ben açıkçası bu mektupların etkisinin olmadığını düşünüyorum. Zira 435 üyeli Temsilciler Meclisi’nde sadece 25 üyenin “Bazı adımlar atalım” demesi, Kongre’nin pozisyonunu net şekilde ortaya koyuyor.

Yazının devamı...

ABD’nin aşılama başarısı

10 Mayıs 2021

Dünya Kovid-19 belasıyla uğraşmaya devam ederken, Joe Biden yönetiminin salgınla mücadelede başarılı sonuçlar aldığını görüyoruz. 152 milyon ABD’li ilk doz Kovid-19 aşısını olurken, 113 milyon ABD’li de tamamen aşılandı. Tamamen aşılanan Amerikalılar arasında aşı tercihlerine bakıldığında, 58 milyon Pfizer-Biontech, 47 milyon Moderna ve 9 milyon ise Johnson&Johnson seçmiş. 4 Temmuz’a kadar nüfusun en az yüzde 70 ilk doz aşıyı alacağı tahmin edilirken, tamamen aşılanan kişi sayısının 160 milyona ulaşması hedefleniyor

Başkan Biden ve ekibi şeffaf, profesyonel ve bilimsel bir yaklaşımla aşı dağıtımından tam not almış durumda. Her ne kadar toplamda 32 milyon Kovid-19 vakası ve 588 bin can kaybı açıklansa da, son iki haftada vaka sayılarında yüzde 27’lik düşüş kaydedildi. Son bir ayda günlük toplam can kaybında da ciddi düşüş olduğunu görüyoruz. Buradaki en büyük başarıysa, aşılama. Birçok eyalette Kovid-19 tedbirlerinin kaldırıldığını veya azaldığını görsek de, başta Washington D.C olmak üzere 25 eyalette maske zorunluluğunun devam ettiğini de hatırlatmakta fayda var.

Biden, nerdeyse tüm zamanını Kovid-19 mücadelesiyle geçirirken, diğer yandan da eonominin toparlanması amacıyla özel kararnameler çıkarıyor, birçok yasa tasarısının Kongre’den geçmesi için çaba sarfediyor. Açıkçası eski Başkan Donald Trump döneminde düzgün basın toplantıları olmuyordu. Şimdilerdeyse Beyaz Saray Sözcüsü’nün günlük basın brifinglerinin dışında Biden’ın Bilim Kurulu üyelerinin, haftada en az üç kez basın önüne çıkarak detaylı ve şeffaf bilgiler verdiğini görüyoruz.

Bununla birlikte Biden yönetimi, dünyada Kovid-19 salgının bir an önce sonlanması için aşılara fikri mülkiyet hakkı istisnası getirilmesini isteyen ülkeler arasına katıldı. Önceki başkan Trump, bu fikre karşı olduğunu açıklamıştı.

Sözün özü, Biden yönetiminin, Trump yönetimine kıyasla Kovid-19’la mücadeleyi daha ciddiye aldığını ve aşılamada tüm imkanları kullandığını görüyoruz.

AŞI OLMAK İSTEMEYENLER!

Öte yandan, son bir ayda yapılan tüm anketlerin ortalamasına baktığımda, ABD’lilerin yüzde 20’sinin aşı yaptırmak istemediği görülüyor. Özellikle Cumhuriyetçilerin yüzde 43’ü aşı yaptırmayacağını belirtirken, bu oran, Demokratlarda yüzde 5 civarında. Günlük ortalama aşılama sayısı 3 milyonken, son bir haftada bu sayı 2 milyona düşmüş durumda. Ancak ABD yönetimi, okulların Eylül ayında tamamen açılmasını hedeflerken, birçok eyalet valisi, insanların bir an önce aşı olmasını sağlamak ve kararsızları etkilemek için teşvik paketleri geliştiriyor. Maryland eyaleti, resmi devlet kurumlarında çalışanların aşı olması halinde 100 dolar vereceğini açıklarken, New York eyaleti bazı oyunlara bedava spor bileti vaat etti.

Yazının devamı...

ABD’deki Türk Diasporası Endişeli

3 Mayıs 2021

Başkan Joe Biden’ın 24 Nisan’da, 1915 olayları için sözde Ermeni soykırımı kelimesini kullanmasının ardından, Beyaz Saray yönetimi için bu konu ikinci gün kapandı. Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın “Başkan Biden zaten sözünü tuttu, süpriz olarak görülmemeli” açıklamasıyla birlikte gözler 14 Haziran’da yapılması beklenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Biden arasındaki görüşmeye çevrilmiş durumda.

Öte yandan 24 Nisan sonrası Türkiye’nin lobiciliği ve ABD’deki Türk diasporasının çalışmaları yeniden gündeme gelmeye, tartışılmaya başladı.

ABD’deki Türklerin tarihini en iyi bilen isimlerden olan akademisyen Dr. Işıl Acehan’a göre, Türklerin bu ülkeye gelişi 1890’lara dayanıyor. Önceleri Boston, New York ve Michigan’a geliyorlar. En eski derneklerse 1910’da kurulan Worcester İslam Derneği, 1920’lerin başında bazı Anadolu kulüpleri, 1933’te kurulan Türk Hars Birliği. Bunların dışında Yeşilay ve Kızılay’ın ciddi faaliyetleri oluyor. ABD’de 1950’lerden sonra göçün daha çok arttığı ve şu anda Türk nüfusunun 300 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. “Turk of America” dergisince yayınlanan bir istatistikte, ABD’deki Türklerin yüzde 60’ının erkek, yüzde 87’sinin Türkiye doğumlu, yüzde 57’sinin üniversite mezunu ve ortalama bir ailenin yıllık gelirinin 45 bin dolar olduğu belirtilmişti.

Amerika’daki Türk Çatı kuruluşları

- Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (New York, 1956)

- Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi (Washington D.C, 1979)

- Türk Amerikan Yönlendirme Komitesi (Washington D.C, 2016)

Yazının devamı...

Gözler 14 Haziran’a çevrildi

26 Nisan 2021

ABD Başkanı Joe Biden’ın 24 Nisan’da sözde ermeni soykırımını resmi olarak tanımasının yankıları sürüyor. Hatırlanacağı üzere daha önceden birkaç yazımda, bu konunun ciddiyetini ve Biden’ın sürpriz yapabileceğini net şekilde ortaya koymuştum. Açıklamanın içindeki kabul edilemez, haddini aşan üslup ve kelimelerin varlığı, çok dikkatlice ve hukukçular tarafından kaleme alındığını ortaya koyuyor.

Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’un, bu konuda geçmiş yılların aksine sessiz kalmayı tercih ettiğini belirtmek istiyorum. 20 Nisan itibariyle ABD medyasına sızdırılan ve Ankara’ya mesaj anlamına gelen “Biden tanımaya hazırlanıyor” haberleri, ardından Cuma günü Washington-Ankara hattında gerçekleşen üç ayrı telefon görüşmesiyle olayın akıbeti belli olmuştu. Başkan Biden’ın göreve gelişinden bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aramayıp, 24 Nisan’ın bir gün öncesi, bu konu ağırlıklı araması yanlış ve talihsiz olmuştur. Neredeyse tüm NATO müttefiki ülkelerin liderleriyle çok önceden telefon görüşmesi yapan Biden’ın, Ankara’ya ne kadar mesafeli olduğunu ve güven duymadığını bir kere daha gördük.

14 Haziran’da NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Biden’ın görüşmesi, tüm bu gelişmeler sonrası önem arz etmekle birlikte, şahsen, buradan bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Sonuçta, iki ülke arasında güven sorunun derinleştiği ancak iplerin hiçbir zaman kopmayacağı, tuhaf bir dönem yaşıyoruz.

Peki şimdi ne olacak?

- Gelecek üç yılda da Beyaz Saray’dan bu açıklamalar gelecek,

- Ermeni diasporası cesaretlenecek ve kara propagandalarına devam edecekler,

- Yerel mahkemelerde 2010 yılında denedikleri gibi tazminat peşinde koşacaklar,

- Kongre’de, Beyaz Saray’ın açıklaması kullanılarak Türkiye’ye yaptırım yasaları çıkarılmasına uğraşılacak,

Yazının devamı...