Şehrin güzel insanları

Şehrin güzel insanlarıdır onlar.

Kendi yarattığımız yaşam standartlarından biraz farklı oldukları için sanki onları görmüyormuşuz gibi yaparız, ama onlar hayatlarımızın muhteşem renkleridir aslında. Kimi farklı giyinir, kiminin sevgi tezahürü farklıdır ya da kimi hep öfkelidir... Kimi durmadan konuşur, kimi de suskundur, ama konuşunca kralın çıplak olduğunu ondan öğrenirsin... “Aman konuştukları zülf-ü yâre dokunmasın” diye de, biraz uzak durup toptancı bir yaftalamayla ‘garip’, ‘divane’ ve hatta ‘deli’ der geçeriz onlara.

Bornova’nın da böyle güzel insanları varmış...

Şehrin güzel insanları

Birinin adı İbrahim’miş ama ‘Deli İbo’ derlermiş Ona. Kimseye zarar vermeden bağıra çağıra dolaşır dururmuş sokaklarda. Bornovalı yazar Murat Uyurkulak, çocukluğunun Bornova’sındaki Deli İbo’yu bir romanının konusu yapmış, hatta kitaba onun adını vermiş... Delibo... Ellerine sağlık.

Başka bir İbrahim daha varmış. Başına ne geldiyse “At öldü, at öldü” diyerek Bornova’nın sokaklarını arşınlarmış.

Taner de Bornova’nın unutulmazları arasında. Ailesi, her zaman pırıl pırıl giydirirmiş Taner’i. Eskiden milli bayramlarda Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayıp Büyükpark’a doğru ilerleyen resmigeçitler düzenlenirdi. Hiçbir bayramı kaçırmazmış Taner. Takım elbisesiyle Kaymakam’ın bile önünde yürür, Bornovalıları selamlarmış. Kimse sesini çıkarmaz, resmi dairelere, dükkânlara, her yere girer çıkarmış Taner. Günün birinde bankalardan birine yeni müdür atanmış. Bornova eşrafından birkaç kişi de müdüre ‘hayırlı olsun’ ziyaretine gitmiş. Tam çaylar içilirken Taner girmiş kapıdan içeriye. Ziyaretçilerden biri muziplik olsun diye Taner’e, “Hoş geldiniz Kaymakamım” diye hitap edince yeni banka müdürü fırlamış ayağa. Müdür, şakayı anlayıncaya kadar Taner ihtimamın kralını görmüş.

Hâlâ anlatılır Taner’in bu macerası.

Bir de ‘Âşık’ var... 2000’li yıllara kadar Büyükpark’ın vazgeçilmeziydi Çerezci Âşık. Asıl adını pek bilen yoktu. Herkes onu Âşık namıyla bilirdi. Fırfırlı gömlekleri, rengârenk papyonları ve takım elbiseleriyle, Bornova’nın farklı güzelliklerinden biriydi Âşık. Gençlik yıllarında Bornova sokaklarında söylediği yanık türküleri nedeniyle adı ‘Âşık’ kalmış. Biraz Yılmaz Köksal’a benzerdi Âşık. Yılmaz Köksal’a benzediğini söylediğinizde çiğdem külahınız biraz daha dolu olurdu.

Hayatının bir döneminde Bornova’da yaşayan Yazar Hasan Baran da tanımış Âşık’ı. Hazırlamakta olduğu yeni romanının konusu Âşık olacakmış.

Hasan Baran, Âşık’ı “Tertemiz, kreme kaçan beyaz takım elbiseli, ceket üst cebinde beyaz mendili, fırfırlı beyaz gömlekli, kırmızı papyonlu, sol yakasında bir kırmızı karanfille parka sinemaya gelenler mutlaka onu parkın girişinde ortada dururken görürlerdi. Büyükpark ile bütünleşmişti. Aşık’sız Büyükpark düşünülemezdi” sözleriyle anlatıyor.

İşte böyle...

Ne aklı başında insanlar gelip geçti ama, çoğu göçüp gitmesine rağmen akılda kalanlar ‘garip’, ‘divane’ ve hatta ‘deli’ dediğimiz, bu güzel insanlar oldu.

Bu nevi şahsına mahsus güzel insanları sokaklarımızda artık göremez olduk değil mi?

Yok yok, değil...

Artık hepimiz bir tuhaf olduk, onlar da aramızda kaynayıp gidiyor.

2021, sağlık ve huzur getirsin...