Gidenlerin anısı kalanlara can suyu

Dolaştığımız sokakları daha önce kimlerin adımladığı, içinde oturduğumuz yapılarda kimlerin yaşadığı, sırtımızı dayadığımız duvarlara 100 yıl önce kimlerin dokunduğu gibi sorular hepimizi yoklar zaman zaman sanıyorum. Bazısını biliriz, falanca padişah, filanca sultan için yapılmıştır, bazısı tamamen muammadır. Ama neticede buralarda bizden önce hep birileri var olmuştur, dünyanın sonu hâlâ gelmediyse bizden sonra da var olacaktır.

Neyse, konu tufan olmasından korktuğumuz bizden sonrası değil şimdi. Öncesi. Mesela 19. yüzyıl. Beyoğlu’ndayız, Pera’da ya da. Sadece kendi yaşam dilimimiz içinde bile İstiklal Caddesi’nin nasıl bir değişim yaşadığını düşünürsek, 19. yüzyılda burada nasıl bir ruh, nasıl bir hayat tarzı olduğunu, hangi binanın yerinde ne olduğunu tahmin etmek kolay değil. Ama Hrant Dink Vakfı tarafından tasarlanan KarDes adlı mobil uygulama ve ondan esinlenerek hazırlanan Çevrimiçi Beyoğlu Tiyatro Turu sayesinde en azından biraz zihnimizde canlandırmamız mümkün.

İçeriği Hrant Dink Vakfı tarafından hazırlanan çevrimiçi tur, bizi Taksim Meydanı’ndan alarak 19. yüzyılda olsa idik iki kilometrelik parkurda karşımıza çıkacak olan 12 tiyatro sahnesini gezdiriyor. Tahmin edeceğimiz gibi şu anda biri dışında (O da Ortaoyuncular’ın evi Ses Tiyatrosu) hepsinin yerinde yeller esmekte. Diğerlerinin kimi büyük yangında yok olmuş, kimi daha sonra çeşitli sebeplerle yıkılmış, adları bile kalmamış yadigâr. Halbuki ne de güzel adları varmış. Mesela Gezi Parkı’nın tam karşısında Croissant Tiyatrosu varmış, az buz değil, 2000 kişilik popüler de bir salonmuş. Ancak Topçu Kışlası’ndan gelen gürültü ve toz sorunuyla baş edemediği için ömrü kısa olmuş. Emek Sineması’nın yerindeki Skating Palas’ın önceleri dev bir paten pisti varmış, sonradan tiyatroya dönüştürülmüş. Saint Antoine Kilisesi’nin yerindeki Concordia Tiyatrosu’nun bir yazlık, bir kışlık olarak iki salonu varmış, opera temsillerinin yanı sıra müstehcen oyunlara da ev sahipliği yaparmış. Tokatlıyan Han’ın yerindeki Şark Tiyatrosu’nda Ermeni gençlerle Ermenice ve Türkçe oyunlar sahnelenir, Hacopulo Pasajı’ndaki Opera Tiyatrosu’nda opera temsilleri dinlenirmiş. Şu anda Aynalı Pasaj diye bilinen Avrupa Pasajı’nın yerinde büyük yangında yok olan Café de Fleurs varmış ve bir dönem sirk gösterilerine, sonradan tiyatro temsillerine sahne olmuş.

Tur sırasında aklımdan geçen hep nasıl bir kültürel zenginliğin içine doğmuş olabileceğimiz, o sahneler bugün yerli yerinde ve faal olsaydı, birer birer yok olacaklarına yenileri eklenseydi her şeyin ne kadar farklı olabileceği oldu. Sahnelerin tamamıyla ilgili ayrıntılı bilgi içeren dosyayı Milliyet Sanat dergisinin mayıs sayısında Gülin Dede Tekin’in kaleminden okuyabilirsiniz. Kapanma günleri bittikten sonra KarDes uygulamasıyla hem İstiklal Caddesi’nde yürüyüp hem bu tarihi binaların hikâyesini dinleyebilirsiniz. Elimizde kalanları bari korumak için bu süreçte yapabileceğimiz şey ise, bilet alarak her seferinde farklı bir tiyatro oyuncusunun anlatıcılığını üstlendiği doksan dakikalık çevrimiçi tura katılmak. Biz mesela Tilbe Saran’ın rehberliğinde yaptık gezimizi. Tabii eski fotoğraflar, çizimler, videolar, dönemin ruhunu aktaran canlandırmalar, temsili görseller, tarihi belgelerle de desteklenen bir geziydi bu. Sırada 6 Mayıs’ta BGST Tiyatro için Cüneyt Yalaz, 7 Mayıs’ta Kadıköy Boa Sahne için Seda Türkmen, 20 Mayıs’ta Semaver Kumpanya için Sarp Aydınoğlu ve 24 Mayıs’ta Moda Sahnesi için Onur Ünsal’ın anlatıcılığını üstleneceği çevrimiçi geziler olacak. Bilet paraları da pandemi döneminde ayakta kalmakta zorlanan sahnelerle dayanışmak için kullanılacak. Gidenlerin anısı kalanlara can suyu olsun hiç değilse.