Rüyalar ne anlatıyor?

5 Eylül 2021

'Üst Seviye Yaşam Koçluğu' eğitimini Başkent Üniversitesinden alan Üst Düzey Yaşam Koçu Nurcan Demircioğlu aldığım bir çok eğitim ve farklı kaynaklardan edindiğim bilgiler ışığında, ”rüya, bilinçaltımızın, yaşadığımız konu ve olaylarla alakalı tedbir almak, ileriyi (geleceği) anlamak mahiyetinde sembollerle uyarı vermesidir." diyor.

Rüyalardaki semboller bireyseldir. Burada mesaj rüyayı görene verilmek istendiği için, mesajı görenin bilinçaltındaki olayları anlatacak sembol ve işaretlerle işlenir. Aynı haberci rüyayı farklı iki kişi gördüğünde aynı mesajı ve aynı anlamı içermez. Bu nedenle gördüğü rüyayı, yaşadığı olaylara dikkat vererek kişi rüyasını kendi yorumlamalı veya profesyonel yardım almalıdır. Çünkü her insanın sembole verdiği anlam farklılık gösterebilir.

Örneğin, yılan bir insan için korku ve tehlike içerirken diğer bir kişi için cinsellik veya şifalanma anlamına gelebilir. Bir bale eğitmeni için yılan kıvraklık ve zarafet mesajı verirken başka bir kişi için düşman ve tehlike mesajı olarak yorumlanabilir.

Üst Düzey Yaşam Koçu Nurcan Demircioğlu, "rüyalarımızın anlamını bir araştırma motorunda bulmaya çalışmak sağlıklı bir sonuç sağlamaz. Çünkü rüyanın yorumu, gören kişinin düşünce, duygu, yaşadığı olaylar ve bulunduğu koşullara göre değişir." bilgisini veriyor.

Rüyalardaki sembollere dikkat

Üst Düzey Yaşam Koçu Nurcan Demircioğlu, "evrensel bilgi ve hakikatlerin çok basit ve sade ögelere indirgenerek ifade edilmesi olarak tanımlanabilir." diyerek sembollerin anlatmak istediği şeyi en kesin, en belirli, en doğal ve en sade işaretler olarak ifade ediyor. Sembolizm evrensel olup insanlar için ortak dildir. Çünkü semboller (rüyalar) farklı yazı ve dil sistemine sahip bütün insanlar için aynı dille hitap eder. Bir sembolü çözmeye çalışırken figürden yola çıkılmalıdır. Örneğin farklı dilleri konuşan iki ayrı kişiye bir merdiven sembolü çizdiğimizde konuştukları dil her ne kadar farklı olsa da o sembolden aynı mesajı alacaklardır. Sembollerin yorumu için yaşadığımız çağın veya ortamın koşulları da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bize kolaylık sağlayacaktır. Sembolleri çözmemiz için her konuda olduğu gibi bilgi akıl ve sezgiye ihtiyaç duyarız.

Yazının devamı...

Harput Kısa Film Festivali jüri üyeleri belli oldu

4 Eylül 2021

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle Elazığ Valiliği tarafından 8-11 Eylül tarihlerinde ilki düzenlenecek olan Harput Kısa Film Festivali’nin kısa film dalında jüri başkanlığını duayen yapımcı, yönetmen ve senarist Osman Sınav üstlendi. Ülkenin her yerinden yüzlerce eserin katıldığı yarışmada kısa film dalında Ahu Türkpençe (Oyuncu), Raşit Çelikezer (Yönetmen-Senarist), Mehmet Çepiç (Oyuncu) ve Natali Yeres (Sanat Yönetmeni) de jüri üyesi olarak yer alacaklar. Prof. Dr. Hakan Aytekin'in (Akademisyen-Belgesel Yönetmeni) jüri başkanlığını üstlendiği belgesel jürisinde ise Müjgan Taner (Belgesel Yönetmeni), Murat Tolga Şen (Sinema Yazarı), Dr. Musa Ak (Akademisyen-Belgesel Yönetmeni) ve Tülin Tezel (Belgesel Yönetmeni) gibi isimler var. Yarışmanın senaryo dalının jüri üyeleri Doç. Dr. Burak Medin ve Öğr. Gör. Günşad Özger’den oluşuyor. Sinema sektörüne katkı sağlamayı amaçlayan festival Elazığ bölgesinin tanıtımı için de oldukça faydalı olacak.

Harput’un tanıtımını yaparak Elazığ şehrinin kültür ve sanat hayatına katkı sağlamayı amaçlayan, ulusalda ise sinema sanatı ve sanatçılarına destek olmayı hedefleyen festival bu yıl 8-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Kısa film ve belgesel film yarışmaları ile genç sinemacıları desteklemeyi amaç edinen festivalde aynı zamanda deprem ve afet temalı senaryo yarışması ile birlikte deprem gerçekliğine de vurgu yapılacak. Festivalin danışmanları belgesel yönetmeni Ertuğrul Karslıoğlu ve Doç. Dr. Emrah Aydemir...

Festivalde onur ödülü yılların usta sanatçısı Yılmaz Gruda’ya verilecek. Festivalde ayrıca söyleşiler, workshoplar ve özel gösterimler düzenlenecek. Sevilen mizah ustası Müfit Can Saçıntı “Lafını Esirgemeyenler” isimli tek kişilik gösterisi ve “Yaşamak Güzel Şey” isimli filmiyle Elazığlı sanatseverlerle buluşacak.

Festivalin ön jürisinde belgesel film dalında Jale İncekol (Yönetmen), Ömer Dişbudak (Yönetmen), Yavuz Selim Taşçıoğlu (Yönetmen), kısa film dalında ise Serdar Akbıyık (Sinema Yazarı), Fatih Peker (Yönetmen) ve Sinan Bal (Yönetmen) görev aldılar.

Yazının devamı...

“Hayal Perdesi” aralanıyor…

18 Mayıs 2021

Malumunuz uzun bir pandemi süreci yaşadık. Zamanımızın çoğunu evimizde geçirdiğimiz bu süreçten sonra da hayatımızın her alanında akseuarlarımızı kullanmayı özledik.

Farklılığı, yeniliği ve özgünlüğü seven biri olarak dikkat çekici bir koleksiyonla tanışmak beni heyecanlandırdı. Asırlara meydan okuyan gölge oyunu Karagöz-Hacivat, bu defa bir takı koleksiyonuna ilham oluyor. JCM London tarafından üretilen ve Hayal Perdesi adını alan tasarımlar oldukça farklı ve hoş.

Çocukluğunun ramazanlarına bir gönderme...

Karagöz – Hacivat, JCM London tasarımcısı Cenk Esertepe’nin çocukluğunun Ramazanlarına bir gönderme olarak yeni bir koleksiyona ilham oluyor. JCM London’ın Hayal Perdesi koleksiyonu, kusursuz zanaatı ve el işçiliğini otantik tasarımlarında bir araya getiriyor. Tüm parçalarının usta Karagöz - Hacivat zanaatkarları tarafından elde yapıldığı Hayal Perdesi’nde kullanılan yüksek kalite kristal taşlar, parçalara ışıltı katıyor.

Karakterlerin orijinal versiyonları ise geleneksel şekilde deriden yapılarak özel boyalarla renklendiriliyor. Karagöz, Hacivat, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Nigâr ve Soytarı karakterlerinin küpe ve kolyelerine satış noktalarından ve web sitesinden ulaşılıyor.

Bir dikkat çeken konu ise floral ile çiçek kokulu bahar esintileri…

JCM London’un bir başka koleksiyonu Floral ise ilkbaharı kolye ve küpelere getiriyor. Göz alıcı şıklığı ve özenli el işçiliğiyle detaylı bir çalışmanın ürünü olan tasarımlar, renkleriyle de içinde bulunduğumuz mevsimi yansıtıyor. Beyaz, sarı, kırmızı, pembe ve birçok farklı renkteki kolye ve küpeler, kimi zaman da payetlerle süslenerek farklı tarzlarda kullanılabiliyor.

Yazının devamı...

Değişen tasarım anlayışı!

6 Mayıs 2021

Pandemi ile beraber değişen ve dönüşen hayatlar, hayatlarımız... Ön görebildiklerimizin yanı sıra farkında bile olmadan değiştirdiğimiz bir çok şey var. Salgın sürecinde davranış biçimlerimiz, mesafelerimiz, işlerimiz, evlerimiz ve kamusal alanları kullanış şekillerimiz de değişti ve dönüştü.

Evlerimizden bilgisayarlarımızı açıp kendimize ofis alanları belirledik. Bu alanlar pandemi süreci uzadıkça genişledi. Sonra bir baktık ki evimizin bir bölümü ofisimiz olmuş.

Ben bu durumu tam olarak hayata geçirenlerden biri olarak başarılı mimar Farid Jafarzade'nin görüşlerini alarak sizlerle de paylaşmak istedim.

****

Yaptığı mimari tasarımlarla başta Türkiye ve Rusya olmak üzere bir çok ülkede başarılı işlere imz atarak ses getiren İç Mimar Farid Jafarzade konu ile ilgili görüşlerini “Pek çoğumuzun uzaktan ve esnek çalışmada olduğu bu dönemde, insanlara evin içerisinde çalışılabilecek bir köşe yeterli olurken artık insanlar işlevsel ve bir o kadar şık çalışma odaları tasarlatmak istiyorlar. Çalışma dinamikleri mevcut düzene göre şekilleniyor. Biz de tasarımlarımızda evin içerisinde ihtiyaca uygun ama evin genel tarzıyla da bütünleşen bir tarafa çevirdik.” sözleriyle dile getirdi.

“Modern, minimalist ama bir o kadar da ihtişamlı”

“En modern tasarımlarımda bile klasik dokunuşlara yer vermeye önem veriyorum. Bir odak nokta yaratmayı seviyorum. Dikkatleri üzerine toplayan olağan üstü bir duvar. Ben art deko ve daha çok futuristic çalışmalarla benzeri olmayanı yaratma taraftarıyım. “ diyen başarılı mimar Farid Jafarzade bu süreçte de çalışmalarını bu yönde gerçekleştirdiğini belirtti.

Yazının devamı...

Kısa bir aranın ardından!

25 Ekim 2020

İlkler özeldir, ilkler unutulmazdır. Benim için de gazetecilikle tanıştığım, meslek hayatına merhaba dediğim Milliyet Gazetesi ve Milliyet.com.tr unutulmaz ve çok kıymetli. İlk göz ağrım olan Milliyet'le gazeteciliğe başlamış olmam bu uzun yolculukta benim için her zaman büyük bir şans ve farklı bir vizyon oldu...

Daha yolun başında olduğum gazeteclik hayatımda yaptığım ilk haberde, deşifre ettiğim ilk röportajda, editörlüğünü yaptığım dergilerde, yer aldığım organizasyonlarda ve daha fazlasında Milliyet'in başlangıç noktam olması ve bana kattığı disiplinle harmanlanan tecrübenin önemi büyüktür.

*****

Ben başlangıç noktasına dönüp Milliyet.com.tr'nin en keyifli köşesi Pembenar'da geçtiğimiz yıldan bu yana yazılarımı sizlerle paylaşıyorum.

Bu köşede hayattan olan, farklı olan, yeni olan, merak edilen, izlenmesi gereken, mutlaka gidilip görülmesi gereken, hayata renk katan her şey var! Kültür sanattan, eğlence sektörüne, en mekanlardan gizli kalmış köşelere, bu köşelerdeki dedikodulardan, yeni açılan sergilere, vizyona yeni girecek filmlerden, gala dedikodularına, tiyatro oyunlarından en keyifli eventlere... Beraber gezip, beraber gördüğümüz Begdiyorki kısa bir aranın ardından artık her hafta burada olacak.

*****

Hayatımıza doğrudan etki eden pandemi sürecinde, gezmeye, görmeye olduğu kadar yazmaya da ara verdim. Her birimizde farklı farklı değişimlere sebep olan bu süreç, bende de içe dönüş olarak kendini gösterdi. İçime döndükçe de paylaşmak yerine, bir şeyleri kendi içimde yaşamak farklı bir haz doğurdu. Yalnız kaldık. Yalnızlığı sevdik. Soyutlandık. Bireyselleştik.

"Bir toplumda bireysel çıkışlar, birliği etkiler."

Yazının devamı...