11 kadının hayatını bir eve sığdıramadık

Son 35 gün içerisinde Ağrı’da beş, Mardin’de dört ve Diyarbakır’da iki kadının şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiği ve hepsinin kayıtlara “intihar” olarak geçtiği yönündeki iddialar, Meclis’in gündemine taşındı. Bakanlık can güvenliği tehlikesi yüksek olan mağdurları zamanında tespit etmeyi amaçlıyor.

Ceylan Akpolat… 25 yaşında. 7 yıllık evli. 5 Mayıs’ta eşinin ailesi tarafından şiddete maruz bırakıldığı gerekçesiyle İlçe Jandarma Karakolu’na başvurdu. Olaydan üç gün sonra 8 Mayıs’ta evinde asılı halde bulundu. Ölümü kayıtlara “intihar” olarak geçti.

Pakize Öztaş… 23 yaşında. İki çocuk annesi. 19 Mayıs’ta eşiyle yaşadığı tartışmanın ardından hayatını kaybetti. Eşinin kendisine şiddet uyguladığı, şiddeti kimseye anlatmaması için telefonuna el koyduğu iddia edildi. Ölümü kayıtlara “intihar” olarak geçti.

Kübra Taşdemir… 21 yaşında. Bir yıllık evli! 11 Haziran’da kaldıkları yayla çadırında asılı bulundu. Ailesi eşinin telefonuna el koyduğunu, bir süredir de kendisine ulaşamadıklarını ve kızlarının eşi tarafından intihara sürüklenmiş olabileceğini açıkladı. Kayıtlara “intihar” olarak geçti.

Güzel Koçyiğit… O da kendi evinde 26 Mayıs’ta yaşamını yitirdi. Eşi ve eşinin ailesi olaya ilişkin basına açıklama yapmaktan kaçınırken, onun da ölümü kayıtlara “intihar” olarak geçti.

Zana Polat… 17 yaşında. 4 Haziran’da başından vurularak öldü. Ailesi evde silahla oynarken kazayla kendisini vurduğunu öne sürdü. Silahlı ölüm nedeniyle savcılık soruşturma başlattı.

Dünyanın birçok yerinde kadına yönelik şiddet tırmanıyor. Öyle ki; dünya eve hapsolurken, insanların gelecek endişesi, hiçbir sorun kadın cinayetlerini durdurmuyor… Aksine hemen her gün bir kadın öldürülüyor.

İntihar perdesi

Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da kadınların ölümü “intihar” gibi bir gerekçenin arkasına saklanıyor olabilir mi? Genel olarak medya intihar haberlerini etik açıdan vermeme taraftarıdır. Ancak şüpheli ölümlerde, bu tür şüpheli vakalar haber değeri taşır. Üstelik yaşamını yitiren bu kadınların daha öncesinde eşlerinden şiddet gördüğü, tehdit edildikleri ve de baskı altında tutulduklarına dair onca iddia varken bunları araştırmadan “intihar” diyerek geçiştiremeyiz. Fakat kanıtlanmamış şüpheli bir durumu “İntihar değil” diyerek de açıklayamayız!

Evet, vücutlarında darp izleri ve şiddet gördüklerine dair bulgular da söz konusu. Ölenlerin aileleri de yaşamını yitiren çocuklarının eşlerinden, eşlerinin ailelerinden şiddet gördüğünü, otopsi raporlarında öldürülmüş olabileceklerine dair emareler bulunduğunu söylüyor. Şüpheli görülen bazı vakalarla ilgili savcılık soruşturmaları da sürüyor.

Çözüm odaklı habercilik

Konu Meclis’e taşındı. Bazı kadın vekiller, “Söz konusu ölümler intihar bile olsa, bu kadar kısa sürede bunca kadının intihara sürüklenmesinin dahi tek başına incelenmesi ve araştırılması gereken bir duruma işaret” ettiği gerekçesiyle bir komisyon oluşturulmasını istedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da “Kadına Yönelik Şiddeti Önlemede Risk Analiz Modülü” oluşturmak için harekete geçti. Bakanlık bu projeyle kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı tedbirler alabilmek için şiddete tekrar maruz kalma ya da can güvenliği tehlikesi yüksek olan mağdurları zamanında tespit etmeyi amaçlıyor.

Umarız ki; söz konusu önerge ve bakanlığın çalışmaları sonuç verir. Bize düşen ise her gün önümüze düşen kadın ölümlerinin intihar olup olmadığına ilişkin şüpheleri, olasılıkları, ihtimalleri sıralamak yerine, çözüm odaklı haberciliği öne çıkarmak olmalı.